Discipliner türkçesi Discipliner nedir
- Düzen ve disiplin sağlayan kimse.
- Cezalandıran kişi.
- Disipline eden kişi.
- Düzene sokan kimse.
- Disiplinci.
- Disipline eden kimse.
Discipliner ingilizcede ne demek, Discipliner nerede nasıl kullanılır?
Discipliners : Disipline eden kimse. Disiplinci. Disipline eden kişi. Düzen ve disiplin sağlayan kimse. Düzene sokan kimse. Cezalandıran kişi.
Commission of discipline of the ministry : Bakanlık disiplin komisyonu. M.e.b. müsteşarlarının başkanlığında teftiş kurulu başkanı, ilgili genel müdürler ve bakanlık hukuk müşavirinden oluşan, öğretmenler ile öğretmen yetiştiren yüksek okul öğrencilerinin disiplin suçlarını inceleyen komisyon.
Board of discipline : Haysiyet divanı. Disiplin kurulu.
Communication line discipline : İletişim çizgisi düzeni.
Communication line error discipline : İletişim çizgisi hata düzeni.
Self discipline : İç disiplin. Bir görevi tamamlamak için kendisini zorlayabilme. Kendini tutma. Öz disiplin. İç veya öz disiplin.
Fire discipline : Silahların mühimmat tasarrufu için uygulanan sınırlı ateş etmesi. Ateş disiplini.
Council of discipline : Disiplin kurulu. Orta dereceli okullar ile yüksek okullarda yönetmen başyardımcısının ya da yönetmen yardımcısının başkanlığı altında yönetmeliklerinde belirtilen sayı ve biçimde öğretmen üyelerden oluşan ve disiplin kurallarına aykırı davranan öğrencilerin suçlarını saptayarak uygun cezaları vermekle görevli kurul; okul disiplin kurulu.
Party discipline : Parti disiplini.
Military discipline : Askeri disiplin.
İngilizce Discipliner Türkçe anlamı, Discipliner eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Discipliner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Field : Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik. Cevaplandırmak. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. Cevabı yapıştırmak. Tarla. Saha. Alan. Çayır.
Bailiwick : Şerifin vekilinin yetki bölgesi. Uzmanlık alanı. Vekilinin yetki bölgesi. Bilgi alanı. Yetki bölgesi. Yetki alanı.
Subject area : Konu alanı. Konu bölümü.
Major : Büyük. İlk notadan itibaren sırasıyla 2 tam, 1 yarım, 3 tam ve 1 yarım aralıklardan oluşan ses dizisi. Bir alanda uzmanlık eğitimi görmek veya almak. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Branş. Binbaşı. Bir uzmanlık alanında eğitim görmek. Başlıca. Ana. Asıl.
Liberal arts : Temel bilimler. Edebiyat ve beşeri bilimler. Beşeri ilimler. Sosyal bilimler. Serbest meslekler.
Frontier : Hudut. Kuzey dakota eyaletinde şehir. Sınırda olan. İki komşu devleti birbirinden ayıran, uluslararası bir antlaşma ile saptanmış çizgi ya da dar, uzun yerey parçası, bk. doğal sınır, yapma sınır. Hudut bölgesi. Sınır.
Theogony : İlkel efsanelerin, tanrıların kökenini, yaradılışını, ortaya çıkışını konu edinen ve açıklamaya çalışan bölümü. Teogoni. Tanrıdoğum. Tanrı ya da tanrıların kaynak, gelişim, değişim ve diğer sorunlarını inceleme işi. Eski yunan'da tanrıların soyağacını çıkarma.
Field of study : Disiplin. Çalışma alanı. Akademik disiplin. Bilim dalı. Branş.
Military science : Öğrencilere savaş teknikleri, modern savaş araçları ve silahlı kuvvetler üzerine bilgi vermek; onları ruh ve düşünce bakımından yurt savunmasında görev almaya hazırlamak amacını güden ve orta dereceli okullar ile üniversite ve yüksek okullarda okutulan ders. Askerlik bilimi. Milli güvenlik bilgisi.
Study : Ele alınan bir konu ya da olayın özelliklerini ve ayrıntılarını inceden inceye anlamaya çalışmak, ilgili yasa ve kuralları ortaya çıkarmak ve birtakım sonuçlar elde etmek için yapılan yöntemli çalışma. bu türden çalışmalar sonunda ortaya çıkan yapıt. Çalışma yapmak. İncelemek. Etüt etmek. İnceleme. Çalışmanın yapısı, yapılan ölçümlerin seçimi ve onların sıklıkları dahil verilerin toplanması olarak özetlenebilen bir çalışma tasarımının istatistiksel yönü. Çabalamak. Araştırma. Çalışma. Öğrenimi görmek.
Discipliner synonyms : protology, futuristics, subject field, knowledge domain, engineering science, humanistic discipline, ology, futurology, divinity, graphology, occultism, communications, controlled, applied science, allometry, genealogy, domain, communication theory, architecture, theology, escapology, knowledge base, engineering, subject, disciplinarians, science, bibliotics, arts, humanities, disciplinarian, numerology, technology, scientific discipline.
Discipliner zıt anlamlı kelimeler, Discipliner kelime anlamı
Uncontrolled : Başıboş. Serbest. Kontrol altına alınmamış. Baskısız. Kontrol edilemeyen. Güdümsüz. Raydan çıkmış. Denetimsiz. Kontrolsüz. Dizginsiz.
Indiscipline : İtaatsizlik. Disiplinsizlik.
Unrestraint : Serbestlik. Sınırsızlık. Denetimsizlik.
Discipliner ingilizce tanımı, definition of Discipliner
Discipliner kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who disciplines.

Bu kısımda Discipliner kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Discipliner ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Discipliner anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Discipliner ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.