Dress suit türkçesi Dress suit nedir

  • Kuyruklu ceket.
  • Frak bir takım.
  • Frak.

Dress suit ile ilgili cümleler

English: That blue dress suits you very well.
Turkish: O mavi elbise size çok iyi uyuyor.

English: The dress suit you very well.
Turkish: Elbise sana çok iyi oldu.

English: The red dress suited her.
Turkish: Kırmızı elbise ona uydu.

English: Do you think that dress suits her?
Turkish: O elbisenin ona uyduğunu düşünüyor musunuz?

English: That red dress suited her.
Turkish: O kırmızı elbise ona uydu.

Dress suit ingilizcede ne demek, Dress suit nerede nasıl kullanılır?

Dress : Giymek. Giysi. Kıyafet. Gece elbisesi giymek. Pansuman yapmak. Giydirmek. Elbise. Pansuman yapmak (yaraya). Resmi giyinmek. Giydirip kuşatmak.

Suit : Takım elbise. İskambilde takım. Yaramak. Durmak. Uydurmak. Uymak. Açmak. Belli amaçla kullanılan giysi. Hoşuna gitmek. Memnun etmek.

Dress a ship : Gemiyi bayraklarla donatmak.

Dress a shopwindow : Bir dükkanın camekanını çekici hale getirmek. Bir dükkanın camekanını süslemek.

Dress a wound : Yara sarmak. Bir yaraya tıbbi müdahalede bulunmak. Pansuman yapmak. Bir yaraya bandaj sarmak. Yarayı sarmak.

Dress circle : Protokol kısmı. Sahneye en yakın koltuklar. Birinci balkon. Özel koltuklar. Protokol yeri.

İngilizce Dress suit Türkçe anlamı, Dress suit eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Dress suit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frock : Kadın giysisi. Geniş elbise. İş elbisesi. Cübbe. Cüppe giydirmek. Elbise. Rop. Redingot. Cüppe.

Evening dress : Balo elbisesi. Abiye kıyafet. Gece kıyafeti. Tuvalet. Gece elbisesi. Smokin.

Tails : Damıtma işleminde sondan alınan ve uygun olmayan mahsul. Yazı. Maden atıkları. Pasa. Madeni bir paranın resimsiz yüzü.

Frocks : Rop. Cüppe. Cüppe giydirmek. İş elbisesi. Kadın giysisi. Redingot. Elbise. Dini göreve atamak. Cübbe.

Frocked : Papazlığa atamak. Kadın giysisi. Cüppe giydirmek. Cübbe. İş elbisesi. Rop. Dini göreve atamak. Geniş elbise. Elbise. Cüppe.

Swallow : Altında kalmak. Yutak. Yudum. Karst yörelerinde görülen yanları dik, uçurum niteliği taşıyan, ağzı dar ya da geniş, derin doğal kuyu. Çatal kuyruk. Kırlangıç. Boğaz. Kır kırlangıcı. Ezberlemek. Obruk.

Morning dress : Jaketatay ve çizgili pantolon.

Dress suit synonyms : clawhammer coat, dres coat, swallow coat, penguin suit, tailcoats, tailcoat, full dress, dress coat, claw coat, tail coat, frock coat, frocking.