Drink in türkçesi Drink in nedir

  • Tadını çıkarmak.
  • Yutmak.
  • Emmek.
  • Büyük bir zevkle seyretmek.
  • Doya doya seyretmek.
  • Büyük bir zevkle dinlemek.
  • Büyük bir zevkle yapmak.

Drink in ile ilgili cümleler

English: Ali can't get a drink in this club because he's underage.
Turkish: Ali reşit olmadığı için bu kulüpte bir içki içemez.

English: Ali set a drink in front of Mary.
Turkish: Ali Mary'nin önüne bir içki koydu.

English: I haven't had a drink in months.
Turkish: Aylardır bir içki içmedim.

English: I bought him a drink in return for his help.
Turkish: Onun yardımı karşılığında ona bir içki ısmarladım.

English: Ali walked over to the woman with a drink in her hand and asked her what her name was.
Turkish: Ali elinde bir içki olan kadına doğru yürüdü ve ona adının ne olduğunu sordu.

Drink in ingilizcede ne demek, Drink in nerede nasıl kullanılır?

Drink : Alkol almak. İçki içmek. İçmek. Bitirmek. İçkiye harcamak. Şerefine içmek. Buyurmak. İçki. Yutmak. Emmek.

In : İçeri doğru yönelen. De. İçine. İç. İçeri. İçinde. Dahili. İktidardaki. İçeriye. Gelmiş olan.

Drink a lot : Çok içmek.

Drink a toast : Kadeh kaldırmak.

Drink a toast to : -nın şerefine içmek. -a içmek. Bir kimsenin veya şeyin onuruna içmek.

Drink away : İçkiye harcamak. İçkiyle dağıtmak. İçerek unutmaya çalışmak.

 

İngilizce Drink in Türkçe anlamı, Drink in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drink in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elide : Çıkarmak. Yuvarlamak. Kaldırmak. Atlamak.

Feasts : Doya doya yapmak. Ziyafet vermek. Haz almak. Ağırlamak. Eğlendirmek. Zevk almak. Ziyafet çekmek.

Aspirating : Solunum yapmak. Soluklu okumak. H sesiyle telaffuz etmek. İçine çekmek.

Discussing : Görüşmek. Görüşme. Tadına varmak. Tartışmak.

Engorges : Tıkınmak. Çok yemek yemek. Domuz gibi yemek. Tıkanmak. Tıkamak. Fazla doldurmak. Tıka basa veya ağzına kadar dolmak.

Discusses : Ele almak. Tartışmak. Tadına varmak. Söyleşmek. Konuşmak. Görüşmek. Münakaşa etmek. Müzakere etmek.

Bask : Mutlu olmak. Güneşlenmek. Isınmak. Hoşlanmak. Tatlı bir sıcaklığın karşısında uzanmak.

Adsorbing : Emen. Emici. Adsorbe eden. Adsorbe edici. Adsorbe etmek.

Drink : Buyurmak. İçkiye harcamak. Alkol almak. İçki içmek. İçmek. Bitirmek. İçki. Şerefine içmek.

Imbibe : Kafa çekmek. İçmek. Soğurmak. Kapmak. Öğrenmek. Massetmek. İçine çekmek. Özümsemek.

Drink in synonyms : enjoys, choke down, adsorbs, imbibes, engorge, eliding, feasted, englut, adsorbed, imbibed, buy into, drank, buys, discussed, buy, elides, occlude, adsorb, imbibing, absorbs, basks, feast, absorb, enjoy, enjoyed, basked, elided, basking, discuss, enjoying, aspirate.