Yutmak nedir, Yutmak ne demek
- Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek.
- Söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek

- Oyunda bir şey kazanmak.
- Tam ve doğru söylememek.
- İyice, eksiksiz olarak öğrenmek.
- Dayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak.
- İnanmak, aldanmak, kanmak.
- Işık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak.
- Haksız olarak kendine mal etmek, zorbalıkla elinden almak.
"Yutmak" ile ilgili cümle örnekleri
- "Bazen üçer yüz sayfalık iki kitabı birden, yirmi dört saat zarfında hatmedip yuttuğu olurdu." - Y. K. Karaosmanoğlu
- "Sakarya'nın doğusunda Türk Ordusu da kıvrılarak bu canavarın Ankara'yı yutmasına mâni olmaya çalışıyordu." - H. E. Adıvar
- "Bize numara yapma, yutacak enayi değiliz." - S. M. Alus
- "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." - M. Ş. Esendal
- "Bazı heceleri yutuyor."
- "Ben bu ağır sözleri yutmam."
Yerel Türkçe anlamı:
Ütmek
Oyunda kazanmak.
Diğer sözlük anlamları:
Hazmetmek, dışarı vurmamak, içinde bırakmak.
Ütmek, yenmek.
Yutmak anlamı, kısaca tanımı:
Yutar hücre : Organik veya inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan hücresi, fagosit.
Sinekyutan : Sinekçil.
Yelyutan : Atlarda hava yutmanın yol açtığı bir hastalık.
Külyutmaz : Aldanmaz, kolay inanmaz (kimse).
Yutma : Yutmak işi.
Afyon yutmak : Gerçeği göremeyecek kadar kendinde olmamak. uyuşturucu olarak afyon kullanmak.
Cukkayı yutmak : Oyunda ütülmek.
Deveyi havuduyla yutmak : Eline geçen ve hakkı olmayan şeyleri kendi menfaati için kullanmak.
Dilini yutmak : Sevinç, korku, heyecan vb. sebeplerle konuşamaz olmak.
Dolma yutmak : Kanıp aldanmak.
Hapı yutmak : Kötü bir duruma düşmek.
Küçük dilini yutmak : Şaşırmak, donakalmak.
Oltayı yutmak : Aldanmak.
Tükürüğünü yutmak : İmrenip ağzı sulanmak.
Yalayıp yutmak : Kötü bir davranış, söz karşısında ses çıkarmamak, kabullenmek. iştahla yemek.
Zokayı yutmak : Aldatılıp zarara sokulmak.
Geçirmek : Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Zaman harcamak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Vurmak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Birine kötü söz söylemek. Giymek, giyinmek. Hastalık bulaştırmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak.
Söyleme : Söylemek işi.
İnanmak : İman etmek. Bir şeyi doğru olarak benimsemek. Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek. Kanarak aldanmak. Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek. Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek.
Aldanmak : Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Hayal kırıklığına uğramak. Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Avunmak, oyalanmak. Bir hileye, bir yalana kanmak.
Kanmak : Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak. Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak, doymak. Yetinmek, iktifa etmek. Tatlı sözlere aldanmak.
Söylemek : Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Yazmak, düzmek. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Sipariş etmek. Yapılmasını istemek. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Haber vermek. Türkü, şarkı vb. okumak.
Tutarak : Sara.
Tam : En elverişli, en uygun. Amerikan doları. Gerçek, kusursuz. Bütün, tüm. O sırada, o anda. Eksiksiz, kesintisiz. Ehliyetli, yetkin. Tıpkı.
Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.
Doğru : İki nokta arasındaki en kısa çizgi. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Gerçek, hakikat. Karşı yönünce. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Yakın, yakınlarında. Gerçek, yalan olmayan.
İyice : (iyi'ce) Tamamen. İyiye yakın. (iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla. Çok, adamakıllı.
Eksiksiz : İyi, namuslu, temiz. Tam olarak. Eksiği olmayan, tam, tamam.
Öğrenmek : Yetenek, beceri kazanmak. Bilgi edinmek. Bellemek. Haber almak.
Işık : Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.
Ses : Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Aralarında uyum bulunan titreşimler. Duygu ve düşünce. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki.
Azaltmak : Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek. Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek.
Katlanmak : Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek. Katlama işi yapılmak.
Bir : Sadece. Beraber. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.
Kazanmak : Yenmek, galip gelmek. Kendinden yana çekmek. Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek. Tutulmak, yakalanmak. Kazanç sağlamak. Çıkmak, isabet etmek. Edinmek, sahip olmak. Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak.
Diğer dillerde Yutmak anlamı nedir?
İngilizce'de Yutmak ne demek? : v. absorb, buy, choke down, drink in, elide, engorge, engulf, gulp, gulp down, ingest, pouch, swallow, take down, eat up
Fransızca'da Yutmak : avaler, déglutir, engloutir, engouffrer, entonner, gober, ingérer, ingurgiter
Almanca'da Yutmak : v. einnehmen, schlucken, verschleifen, verschlingen, verschlucken
Rusça'da Yutmak : v. глотать, поглощать, стерпеть, проглатывать, верить, пожирать, съедать, засасывать, поглотить, проглотить, поверить, пожрать, съесть, засосать
id. пропускать мимо ушей, собака: собаку съесть

Bu kısımda Yutmak nedir? Yutmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yutmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yutmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.