Dumping türkçesi Dumping nedir

  • Düşürüm.
  • Damping.
  • Atıklama.
  • Boşaltma.
  • Rakiplerini piyasadan kaçırmak veya yok ederek piyasayı ele geçirmek ya da aşırı stokları eritmek amacıyla bir malın dış piyasa fiyatının iç piyasa fiyatından daha düşük tutulması.
  • Bir malın satak ederinden daha düşük ederle satılması. bir malın yurt için satış değerinden indirim yapılma yoluyla yurt dışında daha düşük değerle satılması.
  • Fiyat indirme.
  • Çöp yığını.
  • Ucuzluk.
  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Boşaltım.
  • Tenzilat.
  • Dökme.
  • Yurtdışına çok düşük fiyata satma.

Dumping ile ilgili cümleler

English: Ali was dumping trash.
Turkish: Ali çöp döküyordu.

Dumping ingilizcede ne demek, Dumping nerede nasıl kullanılır?

Dumping ground : Döküm alanı. Çöplük. Döküm yeri.

Dumping place : Dump yeri (madenin döküldüğü yer). Boşaltma yeri. Atık yeri.

Dumping syndrome : Hızlı mide boşalması. Damping sendromu.

Anti dumping duty : Düşürüme karşı vergi. Gatt kurallarına göre, dış ticarette fiyat kırarak haksız rekabete girişen ülkelere karşı fiyat indirim tutarı kadar uygulanan vergi.

End dumping car : Arkadan döker araba.

Bottom dumping : Alttan dökme.

Differential dumping : Diferansiyel döküm alma.

Dumpier : Bodur. Daha bodur. Kısa ve şişman.

Sporadic dumping : Arada bir yapılan damping.

 

Dumpiest : En bodur olanı. Kısa ve şişman. Bodur.

İngilizce Dumping Türkçe anlamı, Dumping eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dumping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reduction : Azaltılmış şey. Bir öğe ya da yükünün elektron alarak daha düşük değerliğe inmesi. örn. Bir organ veya oluşumu normal yerine veya durumuna getirme, hacimce küçültme, miktarca azaltma. indirgenme. Boyun eğdirme. Tümdengelimci bir dizgede bilinmeyenleri bilinen bilgilere geri götürme. Ergime. Ayırma. Redüksiyon. Azalma. İndirme.

Debarkations : İndirme. Karaya çıkarma. İnme. Gemiden sahile çıkma. Karaya çıkma.

Dunghills : Gübre yığını. Bokluk. Gübrelik.

Decants : Şişeden sürahiye boşaltmak. Bir kaptan diğerine aktarmak. İçindeki çökelti maddelerinden arıtmak. Boşaltmak. Tortusundan ayırmak. Süzmek. Bir kaptan diğer kaba akıtmak. Dikkatle boşaltmak.

Molten : Eritilmiş. Erimiş. Eriyik. Ergimiş.

Inexpensiveness : Düşük fiyatlı olma durumu. Ucuz olma durumu. Pahalı olmama durumu. Fazla pahaya patlamama durumu.

Discount : Hesaptan düşmek. Kırmak (bono veya senet). Kasa indirimi. Kısa kesme. İndirim. Kırdırma işlemi. Dikkate almamak. İkram etmek. Saycalı satışlarda alıcının mal parasını önelinden önce ödemeyi kabullenmesinden, alıcıya ön ödemede bulunulduğu için belirli bir oran üzerinden yapılan indirim.

Special offer : Özel teklif. Özel indirim. Kampanya. Promosyon.

Casting : Döküm. Ağ atma. Oyuncu kadrosu. Astar sıva. Oyuncu seçme. Plan. Olta atma. Kalıba dökme.

Dumping synonyms : cleaning out, affusion, shoddiness, dunghill, evacuation, voiding, selling, special offers, trash pile, discharge, middens, debarkment, trash heap, decompression, derobement, price cut, excretory, cheapness, bulkiest, depletion, merchandising, discharging, broaching, placing, dustheap, evacuations, sale, in bulk, excretions, frugality, draining, garbage heap, disembarkation.