Elden nedir, Elden ne demek
Elden; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.
- Doğrudan

- Başkasıyla.
"Elden" ile ilgili cümleler
- "Parayı elden yolladı."
Yerel Türkçe anlamı:
Alışkın, ehlî.
Borç para alma.
İnsana alışkın hayvan.
Ele tez gelen.
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Çankırı ilinde, Orta ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Burdur şehri, Yeşilova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Elden tanımı, anlamı:
Elden almak : Bir malı pazara çıkarılmadan sahibinden doğrudan satın almak. herhangi bir şeyi biriyle yüz yüze görüşerek almak.
Elden düşme : İkinci el.
Art elden : Birini oyalayıp ondan gizli olarak.
Bir elden : Aynı kimse tarafından. Bir merkezden.
İlk elden : Dolaysız, aracısız olarak. Baştan başlayarak.
Tezelden : Çabucak.
Elden ağza yaşamak : Günlük kazancı ancak gereksinimlerini karşılayacak kadar olmak.
Elden ayaktan düşmek : Yaşlılık sebebiyle veya sağlığı büsbütün bozularak güçsüz, çalışamaz duruma gelmek.
Elden bırakmamak : Bir şeyle sürekli ilgilenmek, elden düşürmemek.
Elden çıkarmak : Bir şeyin sahipliğini başkasına geçirmek, satmak. yitirmek.
Elden çıkmak : Malı olmaktan çıkmak, malı satılmak. kaybedilmek.
Elden ele : Bir kişiden ötekine.
Elden ele dolaşmak : İyi nitelikleri dolayısıyla çok ilgi görmek, çok beğenilmek.
Elden ele geçmek : Çok sahip değiştirmek.
Elden geçirmek : Eksiklik veya bozukluklarını gidermek veya denetlemek için incelemek.
Elden gel : Kutlamak amacıyla söylenen bir söz. ver!.
Elden geldiği kadar : Yapılabildiği, olabildiği kadar.
Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz : "kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir" anlamında kullanılan bir söz.
Elden gelmemek : Yapamamak, dayanamamak.
Elden gitmek : Bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak.
Elden kaçırmak : Elde edilebilecek bir şeyden türlü sebeplerle yararlanamamak.
Elden kaçmak : Değerlendirememek. sahip olamamak.
Elden ne gelir : Çaresiz bir durumda yapılacak bir şey olmadığını anlatan bir söz.
Elden vefa zehirden şifa : "zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez" anlamında kullanılan bir söz.
Birinci elden kaynağa gitmek : Bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak.
Dağda gez belde gez insafı elden bırakma : "eşkıya dahi olsan insafı elden bırakma" anlamında kullanılan bir söz.
Dilden gelen elden gelse her fukara padişah olur : "kişi her söylediğini yapamaz, her dilediğini elde edemez" anlamında kullanılan bir söz.
Ekmek elden su gölden : "kendisi çalışmayıp başkasının kazancıyla geçinme durumu" anlamında kullanılan bir söz.
El elden kalmaz dil dilden kalmaz : "bir kişi başkasına vurursa o da ona vurur, başkasına kötü söz söylerse diğeri de kendisine kötü söz söyler" anlamında kullanılan bir söz.
El elden üstündür : "bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini bilmelidir" anlamında kullanılan bir söz.
İş anlatılıncaya kadar baş elden gider : "kızışmış bir kavgada veya herhangi bir olayda meram anlatmaya fırsat kalmadan olacak olur" anlamında kullanılan bir söz.
Post elden gitmek : Bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak. öldürülmek.
Tek elden : Bir kimsenin, bir yerin veya bir merkezin yönetiminde olarak.
Tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider : "bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik şey kalmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.
Doğrudan : Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan. Aracısız.
Elden ağıza düşmek : Çalışamayacak hale gelmek, sıkıntı çekmek.
Elden ağıza kalmak : Başkasının eline bakar olmak, kimsesiz, malsız, mülksüz kalmak.
Elden avıca galmak : Varlıklı iken darlığa düşüp, yardımla geçinmek.
Elden avıçtan çıkmak : Hasta, nöbetin şiddetinden dalmak. Avareleşmek, zaptedilmez hale gelmek.
Elden ayaktan düşmek : yaşlılık sebebiyle veya sağlığı büsbütün bozularak çalışamaz duruma gelmek. İlgili cümle: "Ve gün battığı zaman artık Gülbahar'ın hâli kalmamış, elden ayaktan kesilmişti." Y. Kemal.
Elden ayaktan gitmek : Fenalaşmak, eli ayağı kesilmek, eli ayağı tutmaz olmak.
Elden ayrıksı : Kimseye benzemeyen.
Elden bırakmamak : bir şeyle sürekli ilgilenmek, elden düşürmemek.
Elden çıkarılacak birikimler : İşletme dışı bırakılmış varlıklarla, dönem gereksemesinden daha çok biriken ve elden çıkarılmaları uygun görülen mallar.
Elden çıkarma : Bir firmanın finansal veya sosyal hedefleri doğrultusunda bir ya da daha fazla etkinlik biriminin kapatılması ya da varlıklarının bir kısmının satılması.
Elden ile ilgili Cümleler
- Bunu elden çıkarmak istediğinden emin misin?
- Bilgiyi ilk elden aldım.
- Ali polise ne olduğuna dair ilk elden bilgiler verdi.
- Şu ana kadar birkaç kez elden geçirmiştir
- O elden ayaktan düştü.
- Veren el alan elden üstündür.
- Tedbiri elden bırakma.
Diğer dillerde Elden anlamı nedir?
Fransızca'da Elden : de la main à la main; sans formalité, au comptant

Bu kısımda Elden nedir? Elden ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Elden tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Elden hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.