Els türkçesi Els nedir

  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Bir yerin kule, tepe, uçak, vb. yüksek noktalardan ve çok uzaktan alınmış çekimi.
  • Yükseltilmiş demiryolu.
  • Uzak çekim.
  • Yükseltilmiş raylar üzerinde giden tren.

Els ile ilgili cümleler

English: A lawyer is a person who prevents someone else from getting your money.
Turkish: Bir avukat başka birinin paranı almasını önleyen bir kişidir.

English: "Anything else?" "No, that's all."
Turkish: "Başka bir şey var mıydı?" "Yok, bu kadar."

English: "I'm tired of watching TV. Let's do something else." "Like what?"
Turkish: "TV izlemekten usandım. Başka bir şey yapalım." "Ne gibi?"

English: A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else.
Turkish: Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.

English: "What will we do if we miss the last train?" "How about waiting until morning at an internet café or somewhere else?"
Turkish: "Son treni kaçırırsak ne yapacağız?" " Sabaha kadar bir internet kafede ya da başka bir yerde beklemeye ne dersin?"

Els ingilizcede ne demek, Els nerede nasıl kullanılır?

Elscint : İsrail yüksek teknoloji şirketi (ileri tıbbi gereçler, görüntüleme sistemleri, ct sistemler, vs. imal eder).

 

Else : İlaveten. Başkaca. Aksi takdirde. Başka zaman. Daha. Ayrıca. Aksi halde. Yoksa. Yahut. Başka türlü.

Else instruction : Yoksa yönergesi.

Else where : Başka bir yerde.

Else without if : If olmadan else.

Before anything else : Herşeyden önce.

Everybody else : Ötekiler. Başkaları. Diğerleri. Öbürleri.

Elsie : Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Kadın ismi.

Elses : Daha başka. Başka. İlaveten. Daha. Ayrıca. Yoksa. Başka zaman. Yahut. Başka türlü. Başkaca.

Anybody else : Başka birisi. Başka biri.

İngilizce Els Türkçe anlamı, Els eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Els ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

El : Yol üzerindeki köprüden geçen demiryolu.

Distance shot : Bir yerin uzaktan çevrilmiş görüntüsünü veren çekim. Toplu çekim.

Annex : Eklenti. Ek bina. Habersiz almak. Katmak. Topraklarına katmak. Eklemek. İstila etmek. Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom, oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri. bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm. İlave etmek. Müsadere etmek.

Elevated railway : Zemin seviyesinden yüksekten geçerek araçların ve yayaların altından geçmesine olanak sağlayan demiryolu.

Extension : Talim veya terbiye. Uzantı. Uzatma. İç hat. Germe, açma. uzatma. Aktarım eki. Ekleme. Bir alacak ya da borç belgitinin altına aktarımı yapılmak ve imzalanmak amacıyla eklenen boş kağıt. Ekstensiyon. Büyütme.

Wing : Uçurmak. Dekorun gerisinde, bir kapı ya da pencere arkasına kulisi gizlemek için konulan pano. Ek bina. Hız vermek. Uçarak geçmek. Uçmak. Yaralamak. Hızlandırmak. Kanat şeklinde uzamış bir yapı. baklagiller familyasına ait türlerin çiçek kısımlarından biri. 3.bazı meyve ya da tohumların rüzgarla dağılmasını sağlayan zarsı uzantı. 4.kemik üzerindeki kanat benzeri uzantı. Binanın yan çıkıntısı.

 

Annexe : İlave. Ek bina. Ekleme. Lahika. İlaveler. Ek. Ek yapı. Müştemilat. Eklenti. İlhak.

Extreme long shot : Çok uzak çekim.

Master shot : İnsanları geniş bir bezem içinde boylu boyunca gösteren çekim çeşidi. Genel çekim. Büyük plan. Geniş plan.