Endogenous forces türkçesi Endogenous forces nedir
- İçgüçler.
- Yanardağlar ve bunların yeryüzüne püskürdükleri kızgın magmanın etkileri, depremler, kırılma ve kıvrılma gibi olayları yaratan ve kökeni yeryuvarının içinde olan güçlerin tümü. bk. dışgüçler.
- Coğrafya alanında kullanılır.
Endogenous forces ingilizcede ne demek, Endogenous forces nerede nasıl kullanılır?
Endogenous : İçerden yaratılan. İçten büyüyen. Hücre ya da sistem içinden gelen; dokularda biyosentez ve yıkım olayları. İç oluşlu. İçten doğmuş. Hücre veya sistem içinden gelen. dokularda biyosentez ve yıkım olayları. İç kaynaklı. İçinden büyüyen. İçkaynaklı. Endojenöz.
Forces : Güçler.
Endogenous dynamics : İçsel devingenler.
Endogenous money supply : Merkez bankasının pasif konumda olduğu durumda; hanehalkı, firma ve bankaların davranışlarıyla iktisadi hayatın gereksinimlerine göre belirlenen para sunumu. İçsel para sunumu.
Endogenous pyrogen : Endojen pirojen. Konak hücresi tarafından üretilen ve konakta ısı artışına neden olan interlökin-1 gibi bir lenfokin.
Endogenous regime shift : İçsel rejim kaydırması.
İngilizce Endogenous forces Türkçe anlamı, Endogenous forces eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Endogenous forces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Agricultural co operative : Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık. Tarım kooperatifi.
Abrasion platform : Dalga aşındırması düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey. Dalga aşındırma düzlüğü.
Alluvial deposit : Alüvyon. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Lığ.
Air route : Havayolu. Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Uçuş rotası.
Afforestation : Ormanlaştırma. Ağaçlandırma. Bir bölgenin ağaçlandırılması. Orman yetiştirme. Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma.
Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.
Aluvial terrace : Akarsu sekisi. Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme.
Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.
Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.
Aboriginal population : Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus. Yerli nüfus.
Endogenous forces synonyms : agricultural specialisation, agrarian geography, ageing of the population, agricultural production, age pyramid, altimetric profile, endogenic energy.

Bu kısımda Endogenous forces kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Endogenous forces ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Endogenous forces anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Endogenous forces ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.