Endogenous türkçesi Endogenous nedir

  • İçten doğmuş.
  • Hücre ya da sistem içinden gelen; dokularda biyosentez ve yıkım olayları.
  • İç oluşlu.
  • İçten büyüyen.
  • Endojen.
  • İçkaynaklı.
  • İç kaynaklı.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Hücre veya sistem içinden gelen. dokularda biyosentez ve yıkım olayları.
  • İç kısmından kaynaklanan.
  • İçinden büyüyen.
  • İçerden yaratılan.
  • Endojenöz.

Endogenous ingilizcede ne demek, Endogenous nerede nasıl kullanılır?

Endogenous dynamics : İçsel devingenler.

Endogenous forces : İçgüçler. Yanardağlar ve bunların yeryüzüne püskürdükleri kızgın magmanın etkileri, depremler, kırılma ve kıvrılma gibi olayları yaratan ve kökeni yeryuvarının içinde olan güçlerin tümü. bk. dışgüçler.

Endogenous money supply : Merkez bankasının pasif konumda olduğu durumda; hanehalkı, firma ve bankaların davranışlarıyla iktisadi hayatın gereksinimlerine göre belirlenen para sunumu. İçsel para sunumu.

Endogenous pyrogen : Endojen pirojen. Konak hücresi tarafından üretilen ve konakta ısı artışına neden olan interlökin-1 gibi bir lenfokin.

Endogenous regime shift : İçsel rejim kaydırması.

Endogen antigen : Vücut hücreleri tarafından yapılan ve genellikle hücre içine giren virüslere ait olan antijenler. Endojen antijen.

Lagged endogenous variable : Gecikmeli içsel değişken.

 

Dummy endogenous variable : Kukla içsel değişken.

Endogenously : İçsel. İç kökenden. İçerden.

Endogenous retroviruses : Genomunu proviral genom olarak enfekte hücre genomuna entegre eden, dikey yolla diğer yavru hücrelere geçen ve çoğalması hücre genlerinin kontrolü altında bulunan retrovirüsler. Endojen retrovirüsler.

İngilizce Endogenous Türkçe anlamı, Endogenous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Endogenous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

Endogeny : İç gelişme. Dahili. İçten büyüme.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

 

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Abiotic environment : Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam.

Acacia : Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Akasya. Salkım ağacı. Mimoza.

A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Endogenous synonyms : abramis zone, abacus bodies, abductor muscle, indigenous, a site, aardvark, endogenic, a chromosome, abambulacral area.

Endogenous zıt anlamlı kelimeler, Endogenous kelime anlamı

Exogenic : Dışsallık. Ekzojen. Erkeveren. Vücut dışından doğan (dış kaynaklı).

Exogenous : Ekzojen. Eksojen. İncelenen bir organizma, hücre veya sistemin dışında oluşan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hariç. Harici. Eksogenus. Dışyapılı. Egzojen. Dış.

Endogenous ingilizce tanımı, definition of Endogenous

Endogenous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Increasing by internal growth and elongation at the summit, instead of externally, and having no distinction of pith, wood, and bark, as the rattan, the palm, the cornstalk.