Endowments türkçesi Endowments nedir

  • Bahşetme.
  • Bağışlama.
  • Bağış.
  • Vakıflar.
  • Allah vergisi yetenek.

Endowments ingilizcede ne demek, Endowments nerede nasıl kullanılır?

Initial factor endowments : Bir ekonominin kalkınma süreci başında sahip olduğu faktör yoğunluğu. Başlangıç faktör donanımı.

Endowment assurance : Hayat halinde sigorta. Süre ve veya ölüme bağlı hayat sigortası.

Endowment fund : Bağışlar fonu. Ana parası aynen korunan fakat faizi kullanılan fon. Bağışlardan oluşan fon. Bağış fonu. Ana parası devam eden buna karşın faizi kullanılan fon. Teberrulardan hasıl olan fon. Fund from which sums of money are given. Ana parası aynen korunan. Fakat faizi kullanılan fon.

Endowment insurance : Hayat halinde sigorta. Süre ve veya ölüme bağlı hayat sigortası. Güvencecinin, güvenceliye ya da göstereceği kişiye, yaşamda olmaları koşulu ile belirli bir sürenin bitiminde belirli bir para ödemeği yüklenmesi. Yaşarlık güvencesi.

Endowment policy : Donatım poliçesi.

Natural endowment : Allah vergisi.

Carnegie endowment : Carnegie vakfı.

Factor endowment theory : Heckscher-ohlin önermesi. Uluslararası ticarette karşılaştırmalı maliyet üstünlüklerini, ülkelerin sahip olduğu faktör donanımlarına göre açıklayan ve ülkenin hangi faktöre daha çok sahipse o faktörün yoğun olarak kullanıldığı malda uzmanlaşması gerektiğini ileri süren önerme. Faktör donatımı teorisi.

 

Endowment : Allah vergisi. Doğuştan gelen özel yetenek. Allah vergisi yetenek. Bir konuda sahip olunan göreceli zenginlik. Gelir sağlama. Bahşetme. Bağışlama. Islah vergisi. Bağışlardan oluşan toplu sermaye. Bağışta bulunma.

Factor endowment theorem : Heckscher-ohlin önermesi. Uluslararası ticarette karşılaştırmalı maliyet üstünlüklerini, ülkelerin sahip olduğu faktör donanımlarına göre açıklayan ve ülkenin hangi faktöre daha çok sahipse o faktörün yoğun olarak kullanıldığı malda uzmanlaşması gerektiğini ileri süren önerme.

İngilizce Endowments Türkçe anlamı, Endowments eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Endowments ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Forgive : Kusuruna bakmamak. Geçirmek. Bağışlamak. Affetmek. Bağışlanma. Silmek. Bahşetmek. Affeylemek.

Conferment : Takdim etme. Onare etme. Ödüllendirme. Onurlandırma. Verme.

Bequest : Miras. Vasiyet. Muayyen mal vasiyeti. Teberru. Menkul vasiyeti. Vasiyetle bırakma. Vasiyetname ile bırakılan bağış. Kalıt.

Natural ability : Kabiliyet. Doğal yetenek.

Knack : Trük. İşin sırrı. Ustalıklı iş. Püf noktası. Hüner. Marifet. Beceri. Yetenek. Ustalık.

Bequeathal : Bırakma. Miras bırakma (mülk vs). Bedelsiz verme. Vasiyet yoluyla verme.

Endowment : Yetenek. Bağışlardan oluşan toplu sermaye. Doğuştan gelen özel yetenek. Islah vergisi. Bağışta bulunma. Allah vergisi. Bir konuda sahip olunan göreceli zenginlik.

Charity : Hayırseverlik. Yardımseverlik. Hayır. Acıma. Hayır kuruluşu. Hayır kurumu. Merhamet. Sadaka. Hayır işi. Yardım derneği.

 

Donations : Hayrat. Hibe. Yardım.

Bequeathment : Bedelsiz verme. Miras bırakma. Bırakma. Vasiyet yoluyla verme.

Endowments synonyms : raw talent, awarding, hang, bequests, benefactions, bestowals, talent, forgivingness, giving, bent, forgiveness, impartment, bounty, flair, bakshish, natural endowment, contribution, donation, boons, beneficence, conferring, gift, contributions, native ability, bestowal, benevolence, donatio, bestowment, forgave, genius, boon, act of grace, donating.