Bağış nedir, Bağış ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Boğum.

Bahçeleri sulama sırası.

Hukuki terim anlamı:

1) hibe. 2) af (afiv) (bk. yarlıgama) .~ sözleşmesi: hibe akdi. ~ sözvermesi: hibe va'di.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bir kimsenin, kuruluşun veya ülkenin aynî ya da nakdi varlıklarını bir başka kişi, kurum veya ülkeye karşılıksız olarak devretmesi.

Bağış isminin anlamı, Bağış ne demek:

Erkek ismi olarak; Bağışlanan şey, yardım.

Bilimsel terim anlamı:

Bir iş görene hakkından ayrı olarak verilen para.

İngilizce'de Bağış ne demek? Bağış ingilizcesi nedir?:

donation, tip

Bağış anlamı, tanımı:

Bağış yapmak : Yardım etmek.

Bağışçı : Bağış yapan kimse.

Bağışçılık : Bağışçı olma durumu.

Bağışık : Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.

Bağışık serum : Bulaşıcı hastalıklara yol açan mikroorganizmalara veya zehirli maddelere karşı bileşiminde özgül etkili antikorlar bulunan kan serumu, antiserum.

Bağışıklık : Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla kazanılmış direnç durumu.

Bağışıklık bilimci : Bağışıklık bilimi ile uğraşan, immünolojist.

Bağışıklık bilimi : Bağışıklık olaylarının ortaya çıkma şartlarını, gelişimini, alınabilecek önlemleri ve yapılabilecek tedaviyi inceleyen tıp dalı, immünoloji.

 

Bağışıklık bilimsel : Bağışıklık bilimi ile ilgili, immünolojik.

Bağışıklık kazanmak : Korunaklı olmak. bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla dirençli duruma gelmek.

Bağışlama : Hibe etme. Bağışlamak işi, mağfiret, gufran.

Bağışlamak : Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak. Hoşgörmek.

Bağışlamamak : Karşısındakinin yanlışından, kusurundan doğacak fırsatları kaçırmamak, acımadan değerlendirmek.

Bağışlanma : Bağışlanmak işi, affedilme, affolma.

Bağışlanmak : Bağışlama işine konu olmak, affa uğramak, affedilmek, affolunmak.

Bağışlatma : Bağışlatmak işi.

Bağışlatmak : Bağışlama işini yaptırmak.

Adını bağışlamak : Kendi adını başka bir kimseye söylemek.

Baba oğluna bir bağ bağışlamış oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş : "babalar çocukları için büyük fedakârlıklara katlanırlar ancak çocuklar babaları için fedakârlıkta bulunmazlar" anlamında kullanılan bir söz.

 

Canını bağışlamak : Öldürülmesi gerekirken vazgeçmek.

İsmini bağışlamak : Adını bağışlamak.

Öz bağışıklık : Bireyin, kendi vücudundan olan ögelere karşı antikor yapması.

Suçunu bağışlamak : Bir kimseye işlediği suçun cezasını vermemek.

Yardım : Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. Bağış, iane. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Etki.

Hibe : Bağış.

Teberru : Bağış.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

Bağışdamah : Bağışlamak.

Bağışhan : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Bağışı seven hükümdar.

Bağışık cevap : Bir antijen varlığında, T ve B lenfositler, makrofajlar ve birçok hücrenin işlevinin etkin olduğu, bağışıklık sisteminin vermiş olduğu cevap, immün cevap.

Bağışık cevap genleri : Büyük doku uyuşum kompleksi içinde bulunan genler, bir antijene karşı tüm düzeylerde verilen immün cevabı tanımlayan genler.

Bağışık kompleks : Antijenin antikora bağlanmasıyla oluşan yapı.

Bağışık yanıt : Organizmanın yabancı bir makromoleküle, toksine veya bir antijene karşı antikorlar meydana getirmesi, vücudun antijenlere karşı makrofaj, lenfosit, granüllü lökosit, trombosit, mast hücresi, endotelyum ve fibroblastlar tarafından korunması, immün yanıt.

Bağışıklama : Bağışık hale getirme. (biyoloji) Bağışıklanma, hastalığa karşı bağışıklık kazanma. Bağışıklık kazandırma amacıyla vücuda antijen veya antikor verme, bağışık yapma, immünizasyon. Aşılama.

Bağışıklamak : (biyoloji)

Bağışıklık baskılayıcı ilaç : Bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösteren glukokortikoitler, siklosporin ve takrolimus gibi ilaçlar.

Bağışıklık cevabı : Vücudun antijenlere karşı makrofaj, lenfosit, granüllü lökosit, trombosit, mast hücresi, endotelyum ve fibroblâstlar tarafından korunması.

Bağış ile ilgili Cümleler

  • Eğer herkes bağışta bulunursa, öğleye kadar oturma odasını boyamayı bitirebileceğiz.
  • Organ bağışçısı olmayı kabul edersen, birinin yaşamını kurtarmasına yardım edebilirsin.
  • Ölüm çok güzel olmalı. Kafanın üzerinde sallanan yeşil otları olan yumuşak kahverengi toprakta uzanmak ve sessizliği dinlemek. Dünü ve yarını olmamak. Zamanı unutmak, hayatı bağışlamak, barışık olmak.
  • Öpüşme sırasında bulaşan bakteriler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.
  • Kusuruma bakmayın benim canlar; bağışlayın beni; ben davullara, bayraklara aldırmayan bir Padişah'ın yoluna deli divane olmuşum.
  • Jale'nin bir sürü bağışlayacak elbiseleri var, bunlardan yaklaşık on tanesi hiç giyilmemiş.
  • Japon Diş Hekimleri Birliği sorunu Japon Diş Hekimleri Birliğinden LDP ye ait olan Diyet üyelerine yapılan gizli bağışlarla ilgili bir olaydır.
  • Yalanlarını, bana kurduğun tuzakları, bana attığın iftiraları, genel anlamdaki ahlaksızlığını ve şerefsizliğini hiçbir zaman bağışlamayacağım.
  • Ali bana Mary'yi biraz para bağışlaması için ikna etmenin kolay olacağını söyledi.
  • Sulla düşmanlarını öldürmeye başladı, ve Sezar onun öldüreceğini insanların listesindeydi. Sezar'ın annesinin ailesi onun hayatı için yalvardı ve Sulla, isteksizce, onu bağışladı. Sonra Sezar Roma ordusuna katıldı ve Sulla'nın ölümünden sonra döndü.

Diğer dillerde Bağış anlamı nedir?

İngilizce'de Bağış ne demek? : [Bageis] n. donation, gift, endowment, benefaction, bestowal, bounty, contribution, donative, grant, largess, largesse, offer, offering

Fransızca'da Bağış : don [le], donation [la], largesse [la], offrande [la]

Almanca'da Bağış : n. Dotation, Spende

Rusça'da Bağış : n. пожертвование (N), помилование (N)