Entry barriers türkçesi Entry barriers nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Giriş engelleri.
  • Firmaların bir endüstri veya piyasaya girişini zor ve maliyetli hale getiren her türlü unsur.

Entry barriers ingilizcede ne demek, Entry barriers nerede nasıl kullanılır?

Entry : Bir ölçüm sürekliliğinin çeşitli konumlarını dile getiren ve bir ölçme aracını oluşturan tutum yüklü tümce, anlatım ya da deyiş. Katılma. Giriş yeri. Küçük bağlantı odası. Methal. Bilgisayar, gümrük, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Giriş. Ayrıç. Bildirge. Kapı.

Barriers : Antartika'daki buz engeli. (tren yolunda) geçit. Engel. Engeller. Set. Duvar. Start sınırı. Çit. Radyasyon emen bariyerler. Bariyer.

Deliberate entry barriers : Aksak rekabet piyasalarında firmaların sınır limit fiyat uygulaması gibi bilinçli olarak seçtikleri yöntemlerle yeni firmaların piyasa girişini engellemesi. Kasıtlı giriş engelleri.

Intentional entry barriers : Kasıtlı giriş engelleri. Aksak rekabet piyasalarında firmaların sınır limit fiyat uygulaması gibi bilinçli olarak seçtikleri yöntemlerle yeni firmaların piyasa girişini engellemesi.

Entry block : Giriş öbeği.

Entry fee : Giriş ücreti. Ücretli giriş. Kayıt vergini. Kayıt ücreti.

İngilizce Entry barriers Türkçe anlamı, Entry barriers eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Entry barriers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Entry barriers synonyms : barriers to entry, a change in individual demand, a shift in demand, abolition of forced labour convention, a shift in individual demand, a pass through certificate, a shift in supply, abnormal budget.