Equative türkçesi Equative nedir
- Eşitlik derecesi.
- Eşitlik eki.
- Gramer alanında kullanılır.
- Adlarda ve ad soylu sözlerde eşitlik derecesi gösteren ek. türkçede bunun için +ça, +sı/+su, +çılap, +tı/tu ekleri kullanılmış ve kullanılmaktadır. ayrıntı için bk. eşitlik derecesi, eşitlik durumu.
- Bir sıfat veya zarf tarafından ifade edilen ilişki veya bağ (gramer).
- Bir dildeki benzerlik veya özdeşliğe işaret eden mukayese derecesi (gramer).
- Eşitlik derecesini ifade eden sıfat veya zarf.
Equative ingilizcede ne demek, Equative nerede nasıl kullanılır?
Equative case : Adlarda ve ad soylu sözlerde nitelik ve nicelik bakımından karşılaştırmaya dayanan eşitlik, gibilik ve benzerlik gösterme durumu. bu durumu göstermek üzere türkçenin tarihi ve yaşayan lehçelerinde gibi ve kadar edatlarının yerini tutan +ça, +sı/+su, +çılap/+ça+la-p ekleri yanında teg edatının ekleşmesinden oluşmuş +day ve +dı/+du ekleri kullanılır. et. sub+ça «su gibi», tag+ça «dağlar kadar», yok+ça «yok gibi». karh. yagı kirmiş+çe bolur «düşman girmiş gibi olur». harz. könili tilemişince urdı «gönlünün dilediği kadar vurdu». balk. tauca «dağ gibi». tt. çocukça «çocuk gibi» hareket, delice «deli gibi» sevmek, arslanca döğüşmek, arkadaşçasına anlaşmak; çocuksu hareket, erkeksi davranış, susu yemek «su gibi yavan yemek» vb. Eşitlik durumu.
Equative degree : Sıfat ve zarflar ile belirtilen kavramların kişilerde ve nesnelerde, nitelik ve nicelik bakımından eşit derecede bulunduğunu göstermek üzere başvurulan karşılaştırma yolu. türkçenin tarihi ve yaşayan bir kısım kollarında eşitlik derecesi için +ça eki ile teg, tek, dek edatları kullanılmıştır: et. kanın subça yügürti, sünükün tagça yattı «kanın su gibi aktı, kemiklerin dağlar kadar yığıldı». çağ. tofragça «toprak gibi», tkm., mençe «benim gibi»; karh. yıgaç teg «agaç gibi, ağaç kadar» çağ. anın dek «onun gibi» vb. türkiye türkçesinde nitelik gösteren eşitlik derecesi için gibi, nicelik «miktar» gösteren eşitlik derecesi için de kadar edatı kullanılmaktadır: etrafında filiz gibi güzel bir kız görmedi. senin gibi olamam. nazan, ayşe kadar becerikli değildir. onun kadar cömert insan az bulunur vb. Eşitlik derecesi.
Equating : Eşit olmak. Eşit tutma. Eşit tutmak. Eşitleme. Eşitlemek. Denklem ile göstermek. Karşılaştırmalı çözümlemelerde bir etkenin payını ayırabilmek üzere karşılaştırılan durum ya da birimleri adı geçen etken dışındaki önemli bakımlardan benzer duruma getirme, bk. eşlendirme. Kıyaslama. Denkleştirme. Denklem ile gösterme.
Equation : Denkle. Eşit (=) belirtimiyle birbirinden ayrılan iki yanlı simgesel anlatım, bk. denklem. Denklik. Denklem. Bilgisayar, ekonomi, kimya alanlarında kullanılır. Eşitleme. Bir kimyasal tepkinmeye giren, çıkan ve ara basamaklarda yer alan özdeklerin değişimlerini nicel olarak gösteren anlatım türü. Muadele. Eşitlik. Denge.
Equation editor : Denklem düzenleyici.
Equation in two unknowns : İki bilinmeyenli denklem. İki bilinmeyen değer içeren matematiksel formül.
Equation in one unknown : Bir bilinmeyenli denklem. Bir bilinmeyenin tanımlanmasına (değerinin belirlenmesine) ihtiyaç olan matematiksel formül (ör. x+1=2).
Equation editor server : Denklem düzenleyicisi sunucusu.
Equation of fisher : Nominal faiz oranının reel faiz oranıyla beklenen enflasyon oranının toplamına eşit olduğunu gösteren ve ırving fisher tarafından türetilen denklem. Fisher denklemi.
Equation of equilibrium : Denge denklemi.
İngilizce Equative Türkçe anlamı, Equative eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Equative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Linear equation : Birinci dereceden denklem. Lineer denklem. Doğrusal denklem. Birinci derece denklem.
Differential equation : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Türevsel denklem. Bilinmeyen işlevle birlikte, onun türevlerini de içeren denklem. Diferansiyel denklem. Türetik denklem. Diferensiyal denklem. Bir bağımsız değişkeni, bu bağımsız değişkenin bir işlevini ve bu işlevin bağımsız değişkene göre ardışık türevlerini kapsayan denklem. Çözümü bir fonksiyon olan ve bir değişkenle onun türevleri arasındaki bağlantıyı ifade eden denklem (matematik). Diferensiyel denklem.
Accentuation : Vurgulu okuma. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgu. Vurgulama. Ahenk vurgusu. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Harekeleme. Vurgu işaretlerini koyma. Belirtme.
Adams apple : Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir. Kalkan kıkırdak.
Ablative : İsmin den hali. Ergiyen. Çıkışlık hal. Den hali. Ablatif. Buharlaşan. Çıkma durumu. İsmin -den hali. Aşınan.
Quadratic : Kare. İkilenik. Dörtgen gibi. İkinci dereceden denklem. İkinci dereceden. Karesel. Karesel ikilenik. İkinci derece. Kareli.
Accent of group : Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: pencere perdesi; çocuk arabası; mor menekşe; yarın geleceğim; nasıl bir iş vb. Grup vurgusu.
Accidence : Bükün. Yapıbilim. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Büküm. Sarf usul ve prensipleri. Tasrif. Morfoloji. Çekim.
Compare : Benzetmek. Oranlamak. Karşılaştırmak. Benzemek. Karşılaştırılmak. Üstünlük derecesini göstermek. Mukayese etmek. Kıyas etmek. Karşılaştırma yapmak.
Mathematical statement : Matematiksel ifade.
Equative synonyms : regression of y on x, study, quadratic equation, biquadratic, actif, equative degree, ablaut, abstract noun, adjectival construction, active verb, action verb, biquadratic equation, consider, active voice, action noun, positive degree, exponential equation, liken, accent intensive, regression equation, simultaneous equations, adjektive, accusative.
Equative zıt anlamlı kelimeler, Equative kelime anlamı
Differ : Değişik olmak. Ayrılmak. Farlı düşünmek. Farklı olmak. Anlaşamamak. Değişiklik göstermek. Farklı düşünmek. Ayrıcalık göstermek. Aynı fikirde olmamak. Ters düşmek.
Equative antonyms : uninstructive.

Bu kısımda Equative kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Equative ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Equative anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Equative ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.