Exe türkçesi Exe nedir

  • Bir dosyanın çalıştırılabilir ya da başlatılabilir olmasını belirten bilgisayar dosyası isminin sonuna eklenen uzantı.

Exe ile ilgili cümleler

English: After work, I went to exercise.
Turkish: İşten sonra egzersize gittim.

English: Acting on your advice, I've decided to exercise more regularly.
Turkish: Sizin tavsiyeniz üzerine davranarak, daha düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.

English: A stay of execution was ordered at the eleventh hour.
Turkish: On yedinci saatte yürütmenin durdurulması emredildi.

English: A farewell party was held for the executive who was retiring.
Turkish: Emekli olan bir yönetici için bir veda partisi düzenlendi.

English: After work, I'm going to exercise.
Turkish: İşten sonra egzersize gideceğim.

Exe ingilizcede ne demek, Exe nerede nasıl kullanılır?

Exe extension : Yürütülebilir dosya uzantısı. Etkin hale getirilebilir dosya uzantısı. Exe uzantısı.

Exe file : Exe dosyası. Bilgisayar tarafından direkt olarak yürütülebilen format olan dosya. Exe uzantılı yürütülebilir dosya.

Emm exe : Dos'taki genişletilmiş belleği işleten dosya (bilgisayar).

Msn setup exe : Msn kur exe.

Exeat : Mazeret izni. Çıkış izni. Bir psikoposluk bölgesinden ayrılma izni (bir papaz veya psikoposa verilen). Öğrenciye verilen izin. Yatılı okul idaresinden hafta sonu için alınan izin. Bir okul veya üniversitede bulunamama izni (ingiliz ingilizcesi).

 

Execrating : Nefret etme. Bela okumak. İlenme. Ianet etmek. Lanet etmek. Nefret etmek. Bela okuma. İğrenmek.

Execration : Nefret. Tiksinme. Lanet. İğrenme.

Execrates : Nefret etmek. Lanet etmek. Bela okumak. İğrenmek.

Execrated : İğrenmek. Bela okumak. Nefret edilmiş. Lanet etmek. Ianet edilmiş. Bela okunmuş. Nefret etmek.

Execrable : Murdar. Alçak. Alçakça. Berbat. Kötü. İğrenç. Çok kötü. Tiksindirici.

İngilizce Exe Türkçe anlamı, Exe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ax : Kısmak. Azaltma. Sepetlemek. Balta. Balta ile kesmek. Çalgı. Azaltmak. Baltayla budamak. Enstrüman. Kovma.

Blade : Kılıç. (kendini) jiletlemek. Yaprak. Kılıçoyunu savutlarında, boyları ve kesitleri savutun özelliğine göre değişik olan, balçakla (çelgilik) uç arasındaki bölüm. Yalım. Sulu tip (argo terim). Kılıç kullanmakta usta kimse. Bıçak ağzı. Çakı ağzı. Ağız.

Crystalline lens : Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. lens. bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri. mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç. Mercek. Kristal lens. Lens. Göz merceği. Billurcisim. Kristal lensler.

Od : Aşırı doz (alkol veya ilaçların). Aşırı sayıda hap içilerek intahara teşebbüs etme (argo terim).

Arteria centralis retinae : Arterya sentralis retina. A. ophthalmica externa’nın periorbita içinde yapmış olduğu kemerden çıkan ve göz siniriyle retinaya giren atardamar.

 

Broadaxe : Balta. Geniş ağızlı balta. Dülger baltası.

Arteria lacrimalis : A. ophthalmica externa'dan çıkan ve gözyaşı bezini vaskularize eden atardamar, arterya lakrimalis. Gözyaşı bezi atardamarı. Arterya lakrimalis.

Eyeball : Göz yuvarlağı. Göz küresi. Kafatasında kemikten bir çukur içine yerleşmiş bulunan yuvarlakça göz yapısı. Bakmak. Göz yuvarı. Gözküresi. Göz yuvarlığı. (hapishanede) bir memura dik dik bakmak. Gözyuvarı. Kontrollü hava hareket pozisyonlar.

Conjunctiva : Göz sümüksel zarı. Konjunktiva. Konjonktiv. Göz ile gözkapaklarını birleştiren zar. Göz kapaklarının iç yüzeyi ile skleranın bir kısmını örten ince zar. Göz küresinin ön kısmını örten zar biçiminde ince mukoza. Konjunktiva. Konjonktiva. Gözün korneaya kadar olan ön kısmını ve göz kapaklarının iç yüzeylerini kaplayan, çok sayıda goblet hücresi içeren çok tabakalı silindirik epitelden oluşmuş, ince şeffaf mükoz bir tabaka.

Helve : Tutamak. Sap takmak. Sap.

Exe synonyms : western axe, dayton axe, musculus sphincter pupillae, arteria ciliaris, third eyelid, fireman's axe, dayton ax, common axe, ciliary artery, lacrimal artery, lacrimal apparatus, ocular muscle, epicanthic fold, epicanthus, vena lacrimalis, lacrimal vein, eye muscle, uveoscleral pathway, oculus dexter, axe handle, double bitted axe, fireman's ax, human face, pupillary sphincter, western ax, visual system, sensory receptor, double bitted ax, lens of the eye, central artery of the retina, ax handle, common ax, piolet.

Exe zıt anlamlı kelimeler, Exe kelime anlamı

Effector : Faaliyete geçiren şey. Modülatör. Effektör. Etkileyen. Yardımcı manevra unsuru. Etkileyen kimse veya şey. Sese efekt veren cihazların genel adı. Gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Etkileyici. Dengeleyici.

Inattention : Dikkat eksikliği. Dikkatsizlik. İhmal. Özen göstermeme. Gaflet. Dikkat etmeme. İnatansiyon. Aymazlık.