Factualism türkçesi Factualism nedir

Factualism ingilizcede ne demek, Factualism nerede nasıl kullanılır?

Factuality : Özgünlük. Doğruluk. Gerçekçilik. Gerçeklere dayalı olma durumu. Doğru. Gerçek. Gerçeklik.

Factual conformity : Gerçekçi uygunluk.

Factual finding : Gerçeklere dayalı keşif.

Factual question : Olgusal soru. Yanıtlayıcının toplumsal ve kişisel ayrıtlarına ilişkin bilgiler elde etmek üzere sorulan soru.

Factual report : Olay raporu.

Factually : Olaylara dayanarak.

Artefactual : İnsan eliyle yapılmış.

Factual situation : Vaziyet. Gerçek durum.

Pseudo factual question : İlk bakışta olgusal bir içeriği varmış gibi görünmekle birlikte gerçekte tasarımsal bir durumu dile getiren anlatımlar karşısında bireylerin tepkilerini ölçmeyi amaçlayan soru. Sözde olgusal sorular.

Factual : Gerçeklere dayanan. Gerçekçi. Olgusal. Gerçeklere dayalı. Gerçekle ilgili. Gerçek. Olaylarla ilgili. Gerçeklere. Olgulara dayanan. Tam.

İngilizce Factualism Türkçe anlamı, Factualism eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Factualism ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Realism : Bilgi konusunun bilme işleminden ayrı bağımsız olarak var olduğunu, nitelik ya da özelliklerinin bilinmekle değişmeyeceğini ileri süren çağdaş bir felsefe öğretisi. rönesanstan sonra okullarda sözlü etkinliklere ağırlık vermeyen bir eğitim akımı. öğrencilere çevreleri üzerine gerçekliği kabul edilmiş bilgiler kazandırılmasını, onlara çevrelerine uymalarında yardımcı olmayı amaç olarak benimseyen ve öğrenmede ders konuları yanında etkinliğin ve kişisel özgürlüğün de önemi üzerinde duran eğitim felsefesi. Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gerçeklik. Dışımızdaki dünyayı, nesnel bir tutumla yansıtmayı amaçlayan sinema ve televizyon akımı. gerçekçilik bir yandan dış dünyayı bütün çapraşıklığı, derinliği, zenginliğiyle anlayabilecek, kavrayabilecek bilgiyi, bilinci gerektirir; bir yandan dış dünyanın gerçeğini çarpıtmayacak, bozmayacak, değiştirmeyecek bir dürüstlük, soğukkanlılığı zorunlu kılar; ayrıca bu gerçeği izleyiciye en inandırıcı, en benimsetici yolda aktaracak, sunacak büyük bir sanat yeteneği ister.

 

Actualize : Gerçeğe dönüştürmek. Tahakkuk ettirmek. Gerçekleştirmek. Yaşama geçirmek. Hayata geçirmek. Hayata sokmak. Gerçekleşmesini sağlamak. Yaşama sokmak. Gerçekleşmek.

Realisms : Gerçeklik.

Practicalness : Kullanılışlık. Gerçeklik. Objektiflik. Uygulanabilirlik. İş bitiricilik. Pratiklik.

Determinism : Her türlü olayın, başka olayların ya da daha önceki koşulların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren, genellikle özgür istenci yadsıyan öğreti. aynı nedenlerin sürekli olarak aynı sonuçları verdiğini söyleyen bilim ilkesi. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Belirlemecilik. Belirlilik. Evrendeki oluşumların, belli yasal gidişler ya da neden-sonuç ilişkilerinin zorunlu ürünü olduğunu savunan düşünbilim anlayışı. Muayyeniyetçilik. Nedenselliğin genel olarak geçerli ve nesnel nitelikte olduğunu, bütün olayların belli nedenleri bulunduğunu, bu zorunlu bağlantıyla öngörünün ve işlemsellik olanağının sağlandığını savunan görüş. Gerekirci. Kaçınılmaz sona inanma. Belirlenimcilik.

 

Factuality : Gerçeklere dayalı olma durumu. Gerçek. Doğruluk. Özgünlük. Doğru. Gerçeklik.

Represent : Vekili olmak. -in adına hareket etmek. Açıklamak. Resmetmek. Bir kişinin iş iyesi adına yetkili aracı olarak imza atmak yeteneği. Canlandırmak. Tarif etmek. İfade etmek. Gösterimlemek. Göstermek.

Literalness : Aslına uygunluk. Yalınlık. Kesinlik.

Literalism : Harfi harfine uygunluk. Aslına uygunluk.

Reality : Gerçek olan, var olan şeylerin tümü. Gerçeklik. Asıl. Görgül bilgi ve kavramsal kuruluşların konulu olan olgusal durum. Somut ve nesnel olarak varoluş. Realite. Gerçekte var olan şeyler. Gerçek. Hakikat.

Factualism synonyms : actualness, factualness.

Factualism zıt anlamlı kelimeler, Factualism kelime anlamı

Factualism antonyms : counterfactuality, disincarnate.