Farma nedir, Farma ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Giyim eşyalarına süs için konulan kırma, fırfır.

Farma tanımı, anlamı

Farmaç : Yatak ve yorganları denk yapmak için kullanılan hurç. Yük durumuna getirilmiş, bağlanmış nesnelerin üstüne örtülen, bir çeşit yün dokuma örtü. Odada yatakların yığıldığı yer. (Boğaz Susuz Konya)

Farmakodinamik etkileşme : Bir ilacın diğerinin etkisini, etki yeri (almaç) veya çevresinde etkileşerek onunkine zıt veya aynı yönde bir etki oluşturması ile veya onunla kimyasal olarak birleşmesi sonucunda yapısını değiştirmesiyle meydana gelen, ilaçlar arası etkileşim türlerinin ortak adı.

Farmakodinamik tolerans : Hücresel tolerans.

Farmakodinamik zehirli etki : İşlevsel zehirli etki.

Farmakodiyagnozis : İlaçların tanıda kullanılışı.

Farmakofor : Bir ilaç molekülünde biyolojik etkiden sorumlu olduğu düşünülen ve hedef bölge ile en iyi şekilde etkileşerek biyolojik cevabı başlatmak için gerekli özelliklere sahip olan grup.

Farmakogenetik : İlaç etkinliği ve kinetiğinin etnik gruplar arası farkını inceleyen bilim dalı.

Farmakokinetik : İlaçların vücuttaki emilim, dağılım, etki ve atılım mekanizmalarının incelenmesi. İlaçların vücuda alınmasından sonra emilimi, dağılımı, biyotransformasyonu ve atılımı olaylarını kantitatif olarak zaman boyutları içinde inceleyen bilim dalı.

 

Farmakokinetik etkileşme : Bir ilacın diğeriyle emilim, dağılım, metabolizma ve atılım düzeyinde yaptığı etkileşme türü.

Farmakokinetik tolerans : Biyokimyasal tolerans.

Farmakolojik antagonist : Zehrin etkilediği almacı yarışmalı ve yarışmasız olarak kapatarak antidot benzeri etki yapan ilaç türü.

Farmakolojik etki zıtlığı : Almaç engellenmesi.

Farmakope : İlaç üretiminde kullanılan etkin ve yardımcı maddelerin nitel ve nicel çözümleme yöntemlerinin yer aldığı yasal ve bilimsel olarak uyulması gereken ulusal ve uluslararası kuralları ve yöntemleri içeren resmi kitap. İlaçları oluşturan tüm bileşenlerin ve bunlara ait kontrol ve analiz yöntemlerinin yer aldığı yasal ve bilimsel olarak uyulması gereken kuralları içeren, Türk Farmakopesi, Amerikan Farmakopesi gibi resmi kitap, kodeks.

Farmakoterapi : Hastalıkların ilaçla tedavisi, uygulamalı farmakoloji.

Farmana : Kırmızı çuha üzerine sim işlenmiş gelin elbisesi.

Farmane : Kırmızı çuha üzerine sim işlenmiş gelin elbisesi.

Farmasötik : Eczacılık.

Farmasötik kimya : İlaç ve benzeri ürünlerin yapımında kullanılan etken maddelerin laboratuvarda ve endüstride sentetik olarak üretimleri, saflaştırılmaları ve yapı analizleri ile diğer tüm özelliklerinin incelendiği bilim dalı.

Farmasötik örnek : İlaçların, etkin olmayan belirli yardımcı maddelerle karıştırılarak kolayca uygulanabilen özellikte hazırlanmış özel sunum biçimi.

Farmaş : Yatak ve yorganları denk yapmak için kullanılan hurç.

Galenik farmasi : Tedavide kullanılan ilaç biçimleri, hazırlanması ve standardizasyonuyla uğraşan farmakoloji alt bilim dalı.

 

Hız kontrollü farmasötik ürün : İçindeki ilacı önceden saptanmış sabit bir hızla ve belirli bir süre boyunca salıverme özelliğine sahip farmasötik ürün.

Oral farmasötik biçim : Ağızdan verilecek ilaçların katı ve sıvı farmasötik biçimlerde hazırlanması.

Osmanlı askeri farmakopesi : Türkiye’de ilk kodeks olarak kabul edilen, 1844 yılında Dr. A. Bernard tarafından hazırlanan ve 161 sayfadan ibaret kitap.

Özel farmasötik biçim : İlaçların emilme yerini, süresini ve hızını kontrol edebilmek için hazırlanmış farmasötik biçim.

Terapötik farmakoloji : Deneysel farmakolojiden elde edilen bilgilere göre ilaçların hasta hayvan ve insanlardaki etkileriyle uğraşan alt bilim dalı.

Uygulamalı farmakoloji : Farmakoterapi.

Farmakodinami : İlaçların organizma üzerindeki etkisini inceleyen ilaç bilimi dalı.

Farmakodinamik : Farmakodinami ile ilgili.

Farmakognozi : İlaçların doğada bulundukları durumda incelenmesi.

Farmakolog : İlaç bilimi ile uğraşan, ilaç bilimi uzmanı.

Farmakoloji : İlaç bilimi.

Farmakolojik : İlaç bilimi ile ilgili.

Farmason : Mason. Dinsiz, imansız.

Farmasonluk : Masonluk.

Diğer dillerde Farksızlık varsayımı anlamı nedir?

İngilizce'de Farksızlık varsayımı ne demek ? : null hypothesis