Feel bad about türkçesi Feel bad about nedir

  • Üzüntü duymak.
  • Mutsuz olmak.
  • Keyifsiz olmak.
  • Üzülmek.

Feel bad about ile ilgili cümleler

English: I feel bad about it.
Turkish: Onun hakkında kötü hissediyorum.

English: I feel bad about lying.
Turkish: Yalan söyleme hakkında kötü hissediyorum.

English: I feel bad about that.
Turkish: Ben onun hakkında kötü hissediyorum.

English: I feel bad about what happened.
Turkish: Olanlar hakkında kötü hissediyorum.

English: I feel bad about not having gone to his funeral.
Turkish: Onun cenazesine gitmemiş olmamla ilgili kötü hissediyorum.

Feel bad about ingilizcede ne demek, Feel bad about nerede nasıl kullanılır?

Feel : Gibi gelmek. Anlamak. Sezgi. Sezinlemek. Duymak. Dokunma hissi. Yoklamak. Temas. Acımak. Duygu.

Bad : Kem. Küfürlü. Kötü. Sahte. Kokuşmuş. Şanssızlık. Sert. Zarar. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Perişanlık.

About : Konusunda. -den ne haber?. Muhiten. Etrafında. Şuraya buraya. Neredeyse. Yakınında. Buralarda. Takriben. Doğrusunda.

Feel bad : Kendini kötü hissetmek. Fena olmak. Kendini iyi hissetmemek. Kötü hissetmek.

Feel badly about : Üzüntü duymak. Üzülmek.

Felt bad about it : Pişmanlık hisseden. Acıma hisseden. Pişman olan. Acıyan. - hakkında endişe ve kaygı hisseden.

 

When did you feel bad : Ne zaman kötü hissetmeye başladınız.

İngilizce Feel bad about Türkçe anlamı, Feel bad about eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feel bad about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feel sorrow : Acı çekmek. Esef duymak. Kahretmek. Üzüntü çekmek.

Carking : Tedirgin etmek. Endişeli olmak. Endişelenmek.

Feel down : Morali bozuk olmak. Moralsiz hissetmek. Üzgün hissetmek. Üzgün olmak. Keyifsiz hissetmek. Morali iyi olmamak.

Cark : Endişelenmek. Tedirgin etmek. Endişeli olmak.

Rued : Esef etmek. Esefle anmak. Pişmanlık. Pişmanlık duymak. Dizini dövmek. Acımak. Pişman olmak. Sedefotu.

Bothers : Takmak. Sıkmak. Sinir bozmak. Rahatsız etmek. Canını sıkmak. Daraltmak. Dert vermek. Rahat vermemek. Can sıkmak. Sinir etmek.

Feel sorry : İçin üzülmek. Pişman olmak. Acımak. Yazığı gelmek.

Have the pip : Sıkılmak. Keyfi yerinde olmamak. Efkar basmak.

Bottom out : İyice düşmek. Azalmak. En düşük seviyeye ulaşmak. Dibe vurmak. En aşağı düzeye indirmek.

Be sorry : Pişman oldu. Esef duymak. Üzgündü. Özür dilemek. Üzgün olmak. Esef etmek. Yerinmek. Pişman olmak. Üzgün hissetti. Üzüldü.

Feel bad about synonyms : be in the dumps, be sorry for, bother about, ruing, rues, be troubled about, feel badly about, bemoaned, bemoaning, bothering, be unhappy, be in low spirits, have the pips, be in a huff, feel sadness, be in a bad mood, be troubled, bother, be sad, bemoans, bemoan, feel blue, be disappointed, be down, rue.