Fighting chance türkçesi Fighting chance nedir

  • Uğraşarak elde edilen gerçek başarı şansı.

Fighting chance ile ilgili cümleler

English: We have a fighting chance here.
Turkish: Burada bir başarı şansımız var.

Fighting chance ingilizcede ne demek, Fighting chance nerede nasıl kullanılır?

Fighting : Harp. Savaş. Savaşan. Savaşçı. Mücadele. Muharebe. Kavga. Çarpışma. Dövüş.

Chance : Rastlantı. Şans eseri olmak. Rastlantı sonucu oluşmak. Bir olayın gerçekleşme olasılığının çok sayıda bağımsız etkenin zamandaş işleyişi sonucu olduğu ya da salt rastlantıya bağlı kaldığı durum. Göze almak. Planlanmamış. Olayların özünde yer almayıp, başka olayların belli bir olay üzerindeki etkisinde yer alan ve ortaya çıkabileceği gibi çıkmıyada bilen özellik. Olanak. Denemek. Tesadüfen olmak.

Fighting brand : Üreticinin rakip mallarla rekabet ederken daha yüksek fiyatlı ve daha kaliteli olanını korumak amacıyla, farklı bir adla ve daha düşük fiyatla piyasaya sunduğu mal. Gölge marka.

Fighting bull : Savaşan boğa. İspanya’dan köken alan, saldırganlığı, gücü, hızı ve çevikliği nedeniyle boğa güreşlerinin organize edildiği ispanya, portekiz ve latin amerika ülkelerinde yetiştirilen, vücudu kaslı ve sıkı, kafası büyük, boynuzları sert ve yatay yapılı, boynu güzel bir kavis oluşturan, zarif endamıyla tanınan, bacakları uzun ve ince hatlı, rengi genellikle siyah fakat renk aralığı kırmızıdan gri veya beyaza kadar değişen, kahverengi, çizgili veya benekli bireyleriyle de karşılaşılabilen, olağan üstü hızlara çıkabilen, çevikliğiyle tanınan, özellikle boğa güreşleri için yetiştirilen sığır ırkı.

 

Fighting cock : Dövüş horozu. Horoz dövüşü. Kavgacı horoz.

Fighting echelon : Ön cephe askerleri. Birinci hat askerleri. Savaşa direk olarak katılan askerler.