Chance türkçesi Chance nedir
- Talih.
- Bir olayın gerçekleşme olasılığının çok sayıda bağımsız etkenin zamandaş işleyişi sonucu olduğu ya da salt rastlantıya bağlı kaldığı durum.
- Şans.
- Denemek.
- Kazanı.
- Sosyoloji alanında kullanılır.
- Rastlantı sonucu oluşmak.
- Olanak.
- Riske girmek.
- Rastlantı.
- Risk.
- Tesadüfi.
- Tesadüfen olmak.
- İhtimal.
- Olasılık.
- Şans eseri olan.
- Fırsat.
- Şans eseri olmak.
- Göze almak.
- Olayların özünde yer almayıp, başka olayların belli bir olay üzerindeki etkisinde yer alan ve ortaya çıkabileceği gibi çıkmıyada bilen özellik.
- Planlanmamış.
- Rastlantısal.
Chance ile ilgili cümleler
English: Ali didn't even give Mary a chance to explain.
Turkish: Ali bile Mary'ye bir açıklama şansı vermedi.
English: Ali could hardly wait for the chance to go swimming again.
Turkish: Ali tekrar yüzmeye gitme fırsatını güçlükle bekleyebiliyordu.
English: A chance like this only comes along once in a blue moon.
Turkish: Böyle bir fırsat ancak kırk yılda bir gelir.
English: Ali didn't get a chance to even try.
Turkish: Ali deneme fırsatı bile bulamadı.
English: A chance to do as we please, especially to do as little hard work as possible, is a secret desire of almost everybody.
Turkish: İstediğimiz gibi bir yapma fırsatı, özellikle mümkün olduğu kadar çok az zor işi yapmak neredeyse herkesin gizli bir arzusudur.
Chance ingilizcede ne demek, Chance nerede nasıl kullanılır?
Chance customers : Geçici müşteriler.
Chance event : Tesadüfi olay.
Chance it : Bir denemek. Şansını bir denemek. Tehlikeyi göze almak. Riske girmek. Risk al!. Şansını dene!. Bir kez dene!.
Chance medley : Kasıtsız cinayet. (bir kavga sırasında) kazara adam öldürme. Meşru müdafaa sırasında adam öldürme.
Chance meeting : Tesadüf.
Took a chance on : Riskli bile olsa birşeyi denemek. Şans tanımak.
Taken a chance on : Riskli bile olsa birşeyi denemek. Şans tanımak.
Chance of a lifetime : Hayatının fırsatı. Hayatının fırsatı veya şansı.
Chance on : Karşılaşmak. Rastgelmek. Şans eseri bulmak. Tesadüfen karşılaşmak. Tesadüfen bulmak. Rastlaşmak. Rastlantı sonucu bulmak. Yolu düşmek. Tesadüf etmek. Rastlamak.
Chance of selection : Bir örneklemede, örnek büyüklüğü ve tasarlanan seçme işlemine göre evren birimlerinin örneğe seçilme olasılığı, bk. örnek seçme. Örneğe girme olasılığı.
İngilizce Chance Türkçe anlamı, Chance eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Chance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Periled : Tehlike. Vahamet. Muhatara. Tehlikeye atmak. Tehlikeye uğrama. Zarar doğuran nedenler. Tehlike doğuran nedenler.
Indiscriminateness : Rasgelelik. Ayrımcılık yapılmamışlık. Karışıklık. Tesadüfen olma durumu. Gelişigüzel olarak. Ayrımcılık uygulanmama durumu. Ayırt edilmemişlik.
Audience : İzleyiciler. Resmi görüşme. İzleyiciler veya dinleyiciler topluluğu. Eylem içinde, topluluk karşısında yapılan bir gözlem ya da deneylemede duruma katılmamakla birlikte gözlemci üstlencesi bulunan kimse. bk. kümeölçüm. Dinleyici. Okuyucu kitlesi. Okuyucu veya dinleyici kitlesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Duruşma. Dinleyiciler.
Hazarded : Şansa bırakmak. Tehlikeye maruz kalmak. Cesaret etmek. Afet. Riske sokmak. Tehlikeye atmak. Söylemek. Tehlike.
Dared : Meydan okumak. Cesaret etmek. Kalkışmak. Kafa tutmak (argo terim). Cesaretli. Cüret etmek.
Danger : Tehdit. Varta. Korku. Tehlikeli. Tehlike. Çekince.
Concurrence : Uygun görme. Mutabakat. Eş zamanlılık. Muvafakat. Elbirliği. Zamanlaması rastlama. Söz birliği. Aynı olma (fikir). Kesişim.
Facilities : Bina. Vasıta. Hizmet araçları. Kolaylıklar. Tesis. Olanaklar. Tesisler. Sosyal tesisler. İmkan.
Break : Dalmak. Kesme. Değişiklik. Yakın dövüşü bırakmak. Paydos. Bozmak. Sınmak. İflas etmek. Parçalanmak. Şafak vakti.
Luck : Tecelli. Yom. Nasip. Akyazı. Baht. Akyıldız. Uğur. Kısmet.
Chance synonyms : even chance, fresh start, hunting ground, brass ring, possibleness, hearing, conjunctions, circumstantial, envisaged, affords, aesthetical ideal, fortune, coincidence, possibly, periculum, leisure, have a whack at, endeavor, randoms, jeopardies, experience, unscheduled, destiny, good fortune, fate, room, opening, adventitious, possibility, fates, envisages, tabula rasa, bad luck.
Chance zıt anlamlı kelimeler, Chance kelime anlamı
Impossibility : İmposibilite. Olanaksızlık. İmkansız şey. Tümdengelimci bilimlerde çıkarım yoluyla türetilmiş sornuçların öncülleriyle bağdaşmayışı ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıkça olamazlığı. Çıkmaz yol. İmkansızlık.
Planned : Planlanmış. Planlı. Hesaplı. Tasarlanmış.
Chance ingilizce tanımı, definition of Chance
Chance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : By chance. In this sense often personified. Fate. To take the chances of. Usually with it as object. Perchance. Casual. To happen, come, or arrive, without design or expectation. Happening by chance. A supposed material or psychical agent or mode of activity other than a force, law, or purpose. Fortune. To venture upon.

Bu kısımda Chance kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Chance ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Chance anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Chance ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.