Fishbowl türkçesi Fishbowl nedir

  • Süs balığı veya diğer balık türlerinin içerisinde saklandığı cam kase.
  • Bir çeşit akvaryum.
  • Balık kavanozu.
  • Küçük balık akvaryumu.

Fishbowl ile ilgili cümleler

English: Are humans like goldfish in a fishbowl?
Turkish: İnsanlar da, küçük akvaryumlardaki japon balıkları gibi midirler?

Fishbowl ingilizcede ne demek, Fishbowl nerede nasıl kullanılır?

Fishbowls : Bir çeşit akvaryum. Küçük balık akvaryumu. Balık kavanozu. Süs balığı veya diğer balık türlerinin içerisinde saklandığı cam kase.

Fishbone : Kılçık. Balık kılçığı.

Fishbone antenna : Kılçık anten. Çubuk anten.

Fishbone parlor : Balık kılçığı sağım tesisi. Balıksırtı sağım tesisi.

Fishball : Balık keki. Top şekline getirilmiş ve pişirilmiş küçük küçük doğranmış balık ve diğer bileşenler. Balık topu. Balık köftesi.

Fish anatomy : Balık anatomisi. Balıkların yapılarıyla uğraşan bilim dalı, ihtiyotomi.

Fish cage culture : Kafes balıkçılığı. Denizlerde ve iç sularda yetiştiricilik için uygun olan yerlerde ağ kafesler içinde yapılan ticari amaçlı balıkçılık.

Fish bone : Balık kılçığı. Balık kemiği. Kılçık.

Fish cake : Taze, pişmiş veya tuzlanmış balık etine, patates, baharat, yumurta, tereyağı vb. katkı maddeleri eklenerek hazırlanan, yumurta ve una batırılıp yağda kızartılan yiyecek. Taze veya tuzlanmış balık kullanılarak patates, yumurta, yağ vb çeşitli ilavelerle birlikte yapılan kek. Balık köftesi. Balık keki.

 

Fish and chips : Balık ve patates kızartması. Balık ve patates cipsi. Kızartılmış balık ve patates kızartması içeren yaygın ingiliz yemeği. Üzerine malt sirkesi dökülmüş kızarmış balık ve patates.

İngilizce Fishbowl Türkçe anlamı, Fishbowl eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fishbowl ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fish tank : Balık tankı. Akvaryum.

Marine museum : Denizcilik müzesi.

Bowl : Kase. Stadyum (amerikan ingilizcesi). Bowling oynamak. Kriket top atmak. Yuvarlanmak. Bovling oynamak. Kadeh. Yolunda gitmek. Top (bowling vb.). Şaşırtmak.

State of affairs : Olgu. İşlerin durumu. Keyfiyet. Gelinen nokta. Koşullar. Gidişat. Hikaye. Şartlar. Vaziyet. Durum.

Aquarium : Akvaryum.

Situation : Hal. Yağday. Halet. Şartlar. Yer. Durum. Konum. Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm. tema, uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir. Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet.

Fishbowl synonyms : fish bowl, goldfish bowl, fishbowls.