Bowl türkçesi Bowl nedir

  • Yolunda gitmek.
  • Stadyum (amerikan ingilizcesi).
  • Bowling oynamak.
  • Leğen.
  • Top (bowling vb.).
  • Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı.
  • Dokuz kuka oyunu.
  • Tas.
  • Kadeh.
  • Kriket top atmak.
  • Şaşırtmak.
  • Kase.
  • Yuvarlamak.
  • Yuvarlanmak.
  • Çanak.
  • Bovling oynamak.

Bowl ile ilgili cümleler

English: Ali ate a bowl of instant noodles.
Turkish: Ali bir kase çabuk hazırlanan erişte yedi.

English: Ali ate a bowl of clam chowder.
Turkish: Ali bir kase deniz tarağı çorbası yedi.

English: A kiss without a mustache is like a bowl of soup with no salt.
Turkish: Bıyıksız bir öpücük bir kase tuzsuz çorba gibidir.

English: Ali handed the bowl of buttered popcorn to Mary.
Turkish: Ali Mary'ye tereyağlı patlamış mısır kasesini uzattı.

English: A bowl of rice is about 180 grams.
Turkish: Bir kase pirinç yaklaşık 180 gramdır.

Bowl ingilizcede ne demek, Bowl nerede nasıl kullanılır?

Bowl along : Süratle gitmek. Titizlikle gitmek. Hızlı gitmek. Hızla gitmek. Yolunda gitmek. Tıkırında olmak.

Bowl classifier : Çanaklı klasifikatör. Çanaklı kümeleyici. Çanaklı sınıflandırıcı.

Bowl over : Vurup devirmek. Çarpıp düşürmek. Yere yuvarlamak. Ağzı bir karış açık kalmak. Şaşırtmak.

Carburettor bowl : Karbüratör çanağı.

 

Dust bowl : Toz çanağı. Çöle dönmüş arazi. Kuraklık yüzünden toz fırtınalarına maruz kalan bö. Kuraklık bölgesi.

Mixing bowl : Karıştırma kabı.

Finger bowl : El yıkama tası (sofrada). Sofrada parmak yıkayacak kap. El yıkama kasesi. El yıkama tası.

Washing up bowl : Bulaşık tası.

Bowlder : Büyük yuvarlak kaya.

Bowlders : Büyük yuvarlak kaya.

İngilizce Bowl Türkçe anlamı, Bowl eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bowl ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crockery : Çömlek. Çanak çömlek. Tabak takımı.

Bowl along : Hızlı gitmek. Tıkırında olmak. Süratle gitmek. Titizlikle gitmek. Hızla gitmek.

Revolved : Çevirmek. Dönmek. Etrafında dönüp dolaşmak. Devir yapmak. Döndürmek. Düşünmek. Devretmek. Düşünüp taşınmak. Etrafında dönmek.

Earthenware : Camlaştırılmamış kil ürünlerinin genel adı. Toprak eşya. Topraktan yapılmış. Seramik. Toprak. Toprak işi. Çömlek. Çanak çömlek. Toprak çanak çömlek.

Capsule : İlaçların istenmeyen tat ve kokularının önlenmesi amacıyla silindirik biçimde hazırlanan, tek veya iç içe geçebilen iki kısımdan oluşmuş jelatin kap. kapsüller mide asidinden etkilenmemeleri için bağırsak kaplamalı veya enzimlerden etkilenmemeleri için keratin kaplamalı olarak da hazırlanabilirler. sitoplazmik zar tarafından oluşturulan, polisakkarite benzer yapıda, çoğu kez fagositozdan korunmada etkili ve dolayısıyla bakterinin patojenitesini artıran, bakteriyi kuru hava koşulları, litik enzimler gibi dış etkenlerden de koruyan bir oluşum. gıda ve yem maddelerinin rutubetini saptamada kullanılan, ağzı geniş, dip kısmı dar, cam veya porselenden yapılmış kap. Kapak. Çanak (laboratuvar ). İlaç kapçığı. Sıvıları buharlaştırmak için kullanılan, genellikle porselenden yapılmış kap. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir organı, hücreyi, bakteriyi ya da bir yapıyı çevreleyen kese şeklindeki bir kılıf. Özlü. Kapsül içine kapatmak.

 

Trundling : Yuvarlama. Yuvarlayarak taşımak. İterek sürmek (tekerlekli şey).

Glass : Cam eşya. Mercek. Bardak. Cam kavanoza koymak. Cam. Sırça. Camlamak. Gözlük camı. Cam takmak.

Trundle : Gitmek (tekerlekli taşıt). Tekerlekli birşeyi iterek sürmek. Gelmek (tekerlekli taşıt). Yuvarlama. Ufak tekerlek. Güçlükle ilerlemek. İtmek (tekerlekli taşıtı). Yuvarlayarak taşımak. Güçlükle sürmek.

Washbasin : El yıkama tası. Küvet. Lavabo küveti. Leğen (el ve yüz yıkamaya yarayan). Lavabo.

Washbowls : Lavabo. El yıkama tası. Leğen (el ve yüz yıkamaya yarayan).

Bowl synonyms : goldfish bowl, mazer, fish bowl, cereal bowl, slop bowl, ball up, crocks, addling, goblet, bason, prospers, astound, shot, ninepins, prosper, finger bowl, pelvic, go straight, calyces, chalices, topple over, vessel, get rolling, wineglasses, trundle along, jorum, mixing bowl, fishbowl, punch bowl, convolved, handbasin, amaze, crockeries.

Bowl ingilizce tanımı, definition of Bowl

Bowl kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To roll, as a bowl or cricket ball. A concave vessel of various forms (often approximately hemispherical), to hold liquids, etc. A ball of hard wood having one side heavier than the other, so as to give it a bias when rolled. To play with bowls. A ball of wood or other material used for rolling on a level surface in play.