Yuvarlamak nedir, Yuvarlamak ne demek

  • Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek.
  • Hızla düşürmek, devirmek.
  • Kelimelerin bazı seslerini söylememek
  • Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek.
  • İnanılmayacak yalanlar söylemek.
  • Sayıyı, küçük tutarlarını atarak veya ekleyerek tüm sayı durumuna getirmek.
  • İstekle ve çabucak yemek veya içmek.
  • Sözü belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek.

"Yuvarlamak" ile ilgili cümleler

  • "Balta ve küskü ile onu kaldırır, aşağıya yuvarlarız." - R. H. Karay
  • "Birbiri ardınca bilmem kaç şişe bira yuvarlamış." - A. İlhan
  • "Kendine has, kelimelerin son hecelerini yuvarlaya yuvarlaya, yumuşak bir konuşma tarzı vardı." - E. Işınsu
  • "Bu meslekte neler gördük biz diye yuvarlayarak lafı değiştiriyorum." - A. Ümit
  • "Bir çelmede adamı yere yuvarladı."

Yuvarlamak anlamı, kısaca tanımı:

Yuvarlama : Yuvalama. Yuvarlamak işi.

Yuvar : Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim. Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu. Bir şeyin öğretildiği yer.

 

Kaldırma : Kaldırmak işi.

Eksen : Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil. Çizgi.

Çevre : Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Yağlık. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Yürütmek : Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak. Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak. İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak. Habersiz olarak almak, çalmak. Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek.

Tekerlemek : Yuvarlamak, döndürmek.

Tomar : Dürülerek boru biçimi verilmiş deriler veya kâğıtlar. Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk.

Yapmak : Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Evlendirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Olmak. Salgılamak, çıkarmak. Bir durum yaratmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Dışkı çıkarmak. Üretmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Davranmak, hareket etmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Onarmak, tamir etmek. Yol almak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak.

 

Hızla : Çabucak.

Düşürmek : Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Değerini, fiyatını indirmek. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Azaltmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak. Görevi bıraktırmak. Uğratmak.

Devirmek : Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak. Bir yana eğmek. Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek. Hepsini kısa sürede içip bitirmek. Belli bir yaş dönemini geride bırakmak. Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek.

Söylemek : Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Türkü, şarkı vb. okumak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek.

Bazı : Birtakım, kimi. Bazen.

Diğer dillerde Yuvarlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Yuvarlamak ne demek? : v. belt down, bowl, elide, roll, toss off, trundle, slosh down

Fransızca'da Yuvarlamak : rouler, dégringoler, avaler

Almanca'da Yuvarlamak : v. anrollen, aufrollen, futtern, kugeln, umwälzen, wälzen, zusammenrollen

Rusça'da Yuvarlamak : v. катить, катать, перекатывать, укатывать, скатывать, закатывать, подкатывать, свертывать, валять, хватить {разг.}, проглатывать, уплетать, уписывать, округ