Yürütmek nedir, Yürütmek ne demek
- Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak.
- Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak.
- Gerektiği gibi yapmak, uygulamak.
- Habersiz olarak almak, çalmak.
- Kabul edilmesi ya da tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek

- İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak.
"Yürütmek" ile ilgili cümleler
- "Seni, teğmene bel bağlayıp girdiğin bisküvi fabrikasından nasıl yürüttülerdi." - H. Taner
- "İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."
- "Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."
- "Bizim kalemi yürütmüşler."
Yerel Türkçe anlamı:
Götürmek.
Diğer sözlük anlamları:
Akıtmak.
Sevketmek.
Gezdirmek, dolaştırmak.
Çevirmek, döndürmek.
Tedâvül ettirmek.
İngilizce'de Yürütmek ne demek? Yürütmek ingilizcesi nedir?:
execute, perform
Fransızca'da Yürütmek ne demek?:
passer la division
Yürütmek tanımı, anlamı:
Yürütme : Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi. Uygulama işi, icra. Yürütmek işi.
Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.
Akıl yürütmek : Herhangi bir konuda fikir vermek. tahminde bulunmak.
Fikir yürütmek : Bir konu üzerine düşüncesini söylemek.
Gemisini yürütmek : Bir işi hiçbir engel tanımadan sürdürmek.
Muhakeme yürütmek : Düşünmek, soruna bir çözüm aramak.
Mütalaa yürütmek : Herhangi bir görüş üzerinde ayrıntılarıyla düşünce üretmek.
Saman altından su yürütmek : Belli etmeden iş çevirmek, ortalığı karıştırmak.
Yuvayı yürütmek : Evlilik birliğini sürdürmek.
Yürüme : Yürümek işi.
Yaptırmak : Satın almak. Yapmasını sağlamak, yapmasına imkân vermek.
Sağlamak : Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.
Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.
Yapmak : Salgılamak, çıkarmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Edinmek, sahip olmak. Üretmek. Olmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Yol almak. Dışkı çıkarmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmasına yol açmak. Gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Davranmak, hareket etmek. Onarmak, tamir etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir durum yaratmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Evlendirmek.
Uygulamak : Üst üste getirmek, üstüne koymak, tatbik etmek. Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirmek, tatbik etmek.
Yargı : Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza. Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.
Gibi : -e yakışır biçimde. İmişçesine, benzer biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e benzer.
Bir : Bir kez. Tek. Sayıların ilki. Ancak, yalnız. Sadece. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.
Yerine : Alegori. Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına.
Getirmek : Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İletmek, bildirmek. Gelmesini sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. İleri sürmek. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Çıkarmak : Resim yapmak. Fotoğraf çektirmek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Yapmak, üretmek. Yayımlamak. Sağlamak, elde etmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yollamak, göndermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Sonunu getirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Gidermek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Sunmak. Boşaltmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Söylemek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Göstermek.
Habersiz : Haber vermeden, habersizce, bihaber. Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan, bihaber.
Almak : Satın almak. Görevden, işten çekmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Kabul etmek. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Erkek, kadınla evlenmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Ele geçirmek, fethetmek. Çalmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Soldurmak. Birlikte götürmek. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Gidermek, yok etmek. Kazanç sağlamak. İçecek veya sigara içmek. Temizlemek. Kısaltmak, eksiltmek. İçeri girmesini sağlamak. Kazanmak, elde etmek. Başlamak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Yolmak, koparmak. Örtmek, koymak. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Göreve, işe başlatmak. İçine sığmak. Yol gitmek, mesafe katetmek.
Çalmak : Madeni oymak, kalemle işlemek. Süpürmek, temizlemek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. Atmak, çarpmak, vurmak. Benzemek, andırmak. Üzerine sürmek. Ses çıkarmak, ses vermek. Bozmak, zarar vermek.
Yürütmek ile ilgili Cümleler
- Polonyalı arkeologlar Sudan'da bilimsel çalışmalar yürütmektedirler.
- Dehlemek, eşek ve at gibi binek hayvanları yürütmek demek.
Diğer dillerde Yürütmek anlamı nedir?
İngilizce'de Yürütmek ne demek? : v. make away with, prig, collar, filch, go through with, hold down, lift, nick, pilfer, prosecute, purloin, pursue, push, scrounge, snaffle, sneak, wage, walk, walk away with, walk off with
Fransızca'da Yürütmek : faire marcher, diriger, acheminer, conduire, dérober
Almanca'da Yürütmek : v. zurücklegen
Rusça'da Yürütmek : v. двигать, утаскивать, уносить, двинуть, утащить, унести

Bu kısımda Yürütmek nedir? Yürütmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yürütmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yürütmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.