Yürütme nedir, Yürütme ne demek

  • Yürütmek işi
  • Uygulama işi, icra.
  • Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi.

"Yürütme" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bizi itiştire kakıştıra ve etrafımızda kavga dansları yaparak yürütmeye başladılar." - N. Hikmet
  • "Sefir de birbirine karşı çalışan iki efendiye birden hizmet etmek gibi iki yüzlü politika yürütmeyi mizacına uygun buldu." - N. F. Kısakürek

Yerel Türkçe anlamı:

Sofa.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir izlenceyi oluşturan komutların bilgisayar donanımınca uygulanması, izlencenin işletilmesi.

Bilimsel terim anlamı:

Yargıcılar kurulunun karşılaşma alanındaki yaptırma yetkisini uygulaması.

İngilizce'de Yürütme ne demek? Yürütme ingilizcesi nedir?:

execution, enfoncement

Yürütme hakkında bilgiler

Yürütme erki; devlet kamu yönetiminin günlük yönetimi için tek yetkiyi ve sorumluluğu alan devlet gücüdür. Gücün ayrı devlet erklerine bölüştürülmesi cumhuriyetçi güçler ayrılığı düşüncesinden gelir.

Yürütme yetkilisi, yasa çıkarmadan (yasama organının görevi) ya da onları yorumlamadan (yargının görevi) sorumlu değildir. Yürütmenin görevi yasama organınca yazılmış ve yargı düzenince yorumlanmış yasaları uygulamaktır.

Yürütme ile ilgili Cümleler

 
  • Onlarla mantık yürütmeye çalıştım.
  • Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.
  • Dehlemek, eşek ve at gibi binek hayvanları yürütmek demek.
  • Karar, Merkez Yürütme Kurulu'nda oybirliği ile alındı.
  • Benim önerileri yürütmeyi durdurun!
  • Onunla mantık yürütmeye çalıştım.
  • Seninle mantık yürütmeye çalıştım.

Yürütme tanımı, anlamı:

Yönetim : Yönetme işi, çekip çevirme, idare. Dümen.

Yürütme gücü : Kanunları uygulama yetkisi, icra kuvveti.

Yürütme kurulu : Bir kuruluşta kanun, tüzük, yönetmelik ve alınan kararları uygulamakla görevli kurul.

Yürütmeyi durdurma : Bir mahkemece verilen bir kararın yerine getirilmesinin geçici olarak geri bırakılması.

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Yürütmek : Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek. Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak. İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak. Habersiz olarak almak, çalmak. Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak.

Akıl yürütmek : Herhangi bir konuda fikir vermek. tahminde bulunmak.

Fikir yürütmek : Bir konu üzerine düşüncesini söylemek.

Gemisini yürütmek : Bir işi hiçbir engel tanımadan sürdürmek.

Muhakeme yürütmek : Düşünmek, soruna bir çözüm aramak.

Mütalaa yürütmek : Herhangi bir görüş üzerinde ayrıntılarıyla düşünce üretmek.

Saman altından su yürütmek : Belli etmeden iş çevirmek, ortalığı karıştırmak.

Yuvayı yürütmek : Evlilik birliğini sürdürmek.

Uygulama : Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik. Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik. Yürütüm.

 

Merkez : Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Biçim, tarz. Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir işin öğretildiği yer. Polis karakolu.

Kuruluş : Kurulma işi. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Yapı, yapılış, bünye. Kasılma.

Hepsi : Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi.

Devlet : Talih. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Büyüklük, mevki. Mutluluk. Bu tüzel varlığın yönetim organları.

Kamu : Hep, bütün. Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü. Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme.

Günlük : Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek. O günkü, o günle ilgili. Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce. Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı. Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra.

İcra : Adliyenin bu işle görevli dairesi. Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme. Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme. Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme.

Yürütme çalışması : Bir işletmede yapılan yürütme işlemleri.

Yürütme gecikmesi : İç gecikmenin üçüncü aşaması olup iktisat politikası yapıcılarının yeni bir politika uygulamaya karar vermelerinden politika araçlarını değiştirmelerine kadar geçen süre. krş. algılama gecikmesi, yasama gecikmesi, veri gecikmesi

Yürütme yeteneği : Bir kişinin bir işi çekip çevirmede gösterdiği yetenek.

Yürütmeyi erteleme : Vergilerde temyiz dilekçesiyle ya da dilekçe verildikten sonra yazı ile istenilmek koşulu ile Temyiz kurulunca inanca karşılığı yürütmenin ertelenmesi.

Diğer dillerde Yürütme anlamı nedir?

İngilizce'de Yürütme ne demek? : adj. executive

n. propulsion

Fransızca'da Yürütme : conduite [la]

Almanca'da Yürütme : adj. exekutiv

Rusça'da Yürütme : adj. исполнительный