Yuvar nedir, Yuvar ne demek

Yuvar; bir anatomi terimidir.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Yuvarlak biçimde özdek parçası (örn. yağ yuvarı).

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Yüzeyinin her noktası özekten eşit uzaklıkta olan yuvarlak kapalı yüzey.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Yer yuvarlağı gibi, düzgün olmayan küresel biçim.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

(…)Anlamdaş. kapalı yuvar.

Bilimsel terim anlamı:

Bir yarıçapın, bir özek çevresinde oluşturduğu oylum ya da biçim.

Toparlak nesne, biçim ve benzeri

Bir yarıçapın, bir özdek çevresinde oluşturduğu oylum ya da biçim.

genel uygulayım:

İngilizce'de Yuvar ne demek? Yuvar ingilizcesi nedir?:

globule, sphere, globe, ball

Osmanlıca Yuvar ne demek? Yuvar Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

küreyve, küre

Yuvar anlamı, kısaca tanımı:

Yuvarölçer : Özellikle optik camların küresel eğriliğini ölçmeye yarayan araç.

Yuvar yuvar : Yuvarlanır gibi.

Akyuvar : Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.

Alyuvar : Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.

Orta yuvar : Yer hava yuvarında kat yuvarının üzerinde, sıcaklığın azaldığı yaklaşık 60-80 kilometre arasındaki katman, mezosfer.

 

Gaz yuvarı : Atmosfer.

Göz yuvarı : Kafatasında bir çukur içine yerleşmiş bulunan gözün yuvarlak bölümü.

Hava yuvarı : Yer yuvarını kuşatan çeşitli gaz katmanlarından oluşan örtü, atmosfer.

Isı yuvarı : Sıcaklığın gittikçe yükseldiği 100-300 kilometre yükseklikler arasındaki hava yuvarı katmanı, termosfer.

Işık yuvarı : Güneş'in veya bir yıldızın görülen yüzeyi, ışık küre, fotosfer.

İyon yuvarı : Yer atmosferindeki atom ve moleküllerin güneş ışınlarıyla iyonlaştığı 80-400 kilometre yükseklikler arasındaki katman.

Kat yuvarı : Yer atmosferinin 10-60 kilometre yükseklikleri arasında kalan katmanı, stratosfer.

Ozon yuvarı : Atmosferin 15-40 kilometre arasında bulunan tabakası, ozonosfer.

Renk yuvarı : Güneş'in ışık yuvarını saran, yaklaşık 10.000 kilometre kalınlığındaki atmosfer katmanı, kromosfer.

Su yuvarı : Denizlerin yeryüzünde oluşturduğu yuvar, su küre, hidrosfer.

Taş yuvarı : Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar, taş küre, litosfer.

Yer yuvarı : Yerküre.

Yuva : Bir şeyin çok bulunduğu yer. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Genellikle ailenin oturduğu ev. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin öğretildiği yer.

 

Yuvarlacık : Küçük ve yuvarlak.

Yuvarlak : Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek. Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey.

Yuvarlak ağızlılar : Gerçek çenenin yerinde geniş bir emici ağız bulunan, iskeletleri kemikleşmemiş çok ilkel yapılı hayvanlar.

Yuvarlak çekirdeksiz : Çekirdeksiz üzüm.

Yuvarlak hesap : Yaklaşık olarak bir bütün sayıya tamamlanabilen hesap, toparlak hesap.

Yuvarlak konuşmak : Bir şeyin ayrıntılarını gereği gibi belirtmeden genel konuşmak.

Yuvarlak masa toplantısı : Göz temasının kolaylıkla yapılabilmesi için yuvarlak bir masa etrafında geniş katılımlı gerçekleştirilen önemli toplantı.

Yuvarlak sayı : Bütüne tamamlanmış sayı, toparlak sayı, toparlak rakam.

Yuvarlak solucanlar : Sert bir kitinle örtülü vücutları halkasız, uzunlamasına yuvarlak ve genellikle ince solucanlar topluluğu.

Yuvarlak ünlü : Dudakların toplanıp yuvarlaklaşması ile oluşan ünlü, yuvarlak vokal: o, ö, u, ü.

Yuvarlak vokal : Yuvarlak ünlü.

Yuvarlaklaşma : Düz ünlünün ünsüz etkisiyle yuvarlak oluşu: savırmak savurmak, kavışmak kavuşmak, yımışak yumuşak gibi.

Yuvarlaklaşmak : Yuvarlak bir biçim almak, yuvarlak duruma gelmek.

Yuvarlaklaştırma : Yuvarlaklaştırmak işi.

Yuvarlaklaştırmak : Yuvarlak duruma getirmek.

Yuvarlaklık : Yuvarlak olma durumu.

Yuvarlama : Yuvalama. Yuvarlamak işi.

Yuvarlamak : Hızla düşürmek, devirmek. Sözü belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek. Kelimelerin bazı seslerini söylememek. Sayıyı, küçük tutarlarını atarak veya ekleyerek tüm sayı durumuna getirmek. İstekle ve çabucak yemek veya içmek. Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek. Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek. İnanılmayacak yalanlar söylemek.

Yuvarlanan taş yosun tutmaz : "sürekli olarak iş değiştiren bir kimse başarı kazanamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Yuvarlanıp gitmek : Birdenbire ölmek. eldeki imkânlarla geçinmek.

Yuvarlanış : Yuvarlanma işi.

Yuvarlanma : Yuvarlanmak işi.

Yuvarlanmak : Dökülerek düşmek. Kendi üzerinde dönerek hareket etmek. Devrilmek, düşmek. Ansızın, beklenmedik bir zamanda ölmek. Gitmek.

Yuvarlatma : Yuvarlatmak işi.

Yuvarlatmak : Yuvarlama işini yaptırmak.

Alt hava yuvarı : Dünyamızı kuşatan atmosferin 10 kilometre kalınlığında olan alt katmanı.

Meşin yuvarlak : Futbol topu.

Orta yuvarlak : Futbol, basketbol vb. oyunların sahasında ortada bulunan ve başlama vuruşu veya atışının yapıldığı noktanın merkez olduğu alan, santra, santra yuvarlağı.

Santra yuvarlağı : Orta yuvarlak.

Teker meker yuvarlanmak : Döne döne yuvarlanmak. iyi durumda olan bir kişi durumunu birdenbire yitirmek.

Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş : "hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş" anlamında kullanılan bir söz.

Top yuvarlaktır : "karşılaşma bitmeden sonuç belli olmaz, değişebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Yer yuvarlağı : Yerküre.

Organizma : Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet. Herhangi bir canlı varlık.

Lenf : Damarlarda dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı, ak kan, lenfa.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Oval : Özellikle elips gibi iki simetri ekseni olan kapalı eğrinin oluşturduğu şekil. Yumurta biçiminde olan, yumurtamsı, söbe, beyzi.

Küçük : Küçük abdest. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niceliği az olan. Yaşı daha az olan. Değersiz, önemsiz. Niteliği aşağı olan, bayağı. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Geri aşamada. Kısık, parlak olmayan (ses).

Cisim : Gövde, beden, vücut. Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey.

Yuvar kapağı : (matematik)

Yuvar kesmesi : Bir dönge kesmesinin bir çap boyunca döndürülmesiyle oluşturulan katı oyut.

Yuvar parçası : Bir yuvar ve bunu kesen iki koşut düzlemle sınırlanmış katı oyut. (matematik)

Yuvar tabakası : (matematik)

Yuvarcık : Küçük yuvara benzer biçim. (kimya) Devinimli iki yüzey arasındaki sürtünmeyi azaltmak için kullanılan küçük top.

Yuvarcık ı : fizik, kimya: Yuvarlak biçimde özdek parçası.

Yuvarcık ll : genel uygulayım: Taş, maden vb. yapılmış küçük yuvar. fizik, otomobil: Makinelerin devinimini artıran, aktarma öğelerinin ayrılma ve erke yitimini önleyen yatakların içindeki yuvarlardan her biri.

Yuvarcık sayar :

Yuvarcıklı :

Yuvarın hacmi :

Yuvar ile ilgili Cümleler

  • Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
  • Dünya'nın yuvarlak olduğuna inanıyordu.
  • Bir domuz serinlemek için çamurda yuvarlanır.
  • Yuvarlak bir yüzü var.
  • Yuvarlak bir lamba, tavanın ortasında asılıyor.
  • Tanrım, ben şimdi 25 yaşındayım. Bu korkunç değil mi? Yuvarlak hesap, 30 yaşındayım!
  • "Yuvarlanan taş yosun tutmaz" bir atasözüdür.
  • Milattan önce 384 ve 322 yılları arasında yaşamış olan Aristo, Dünya'nın yuvarlak olduğuna inanıyordu. Dünya'nın evrenin merkezi olduğu; Güneş'in, Ay'ın ve bütün sabit yıldızların da onun çevresinde döndüğü görüşündeydi.
  • Dünya neden daha havalı olan bir şekilde, küp mesela, değil de yuvarlak?
  • Yuvarlak kutular mı? Deli misin sen?
  • Futbol topu yuvarlaktır.
  • O yuvarlaktı.

Diğer dillerde Yuvar anlamı nedir?

İngilizce'de Yuvar ne demek? : n. ball, sphere

Fransızca'da Yuvar : globule [le]

Almanca'da Yuvar : n. Blutkörperchen

Rusça'da Yuvar : n. шар (M)