Yuvarlaklaşma nedir, Yuvarlaklaşma ne demek

Yuvarlaklaşma; bir dil bilgisi terimidir.

Dil bilgisi olarak anlamı:

(Derleme.. dudaksıllaşma) Düz ünlünün ünsüz etkisiyle yuvarlak oluşu: (savırmak) > savurmak, (kavırmak) > kavurmak, (çabık) > çabuk ve benzeri

Gramer anlamı:

Düz bir ünlünün, yanındaki dudak ünsüzünün veya söz içindeki yuvarlak bir ünlünün etkisiyle yuvarlak sıradan ünlüye dönüşmesi: bedük > böyük > büyük; biber > büber, savıl- > savul-, nevbet > növbet > nöbet, yabız > yavuz ve benzeri yağmur, avuç, savur- (<sagur-), kavur- (<kagur-), kavuk (<kaguk (?) ve benzeri sözlerdeki dudak benzeşmesine aykırı durum, bu sözlerin yanlarındaki dudak ünsüzlerinin etkisi ile Eski Türkçedeki yuvarlak biçimlerini korumuş olmaları ile ilgilidir. || Dudak ünsüzlerinin yanlarında bulunmadıkları hâlde, düz ünlüsü yuvarlaklaşmış sözler serpintiler biçiminde Anadolu ağızlarında vardır. çez-> çöz-, alış- > olış-, çeşme > çöşme, ek- > ök-, çekirge > çökürge, ertesi > örtesi, cep > cöp ve benzeri bk. ünlü yuvarlaklaşması.

Bilimsel terim anlamı:

Azerbaycan Türkçesi: dodaglanma; Türkmen Türkçesi: doodaklaşma; Gagauz Türkçesi:dudaklaşmak ~ labializatsiya; Özbek Türkçesi: lablaşiş; Uygur Türkçesi: lävlişiş; Tatar Türkçesi: irenläşü;Başkurt Türkçesi: irenläşew ~ labıyalızatsiya; Kmk: erinleşiw; Krç.-Malk.: erinli boluw;Nogay Türkçesi: erînlesüw; Kazak Türkçesi: labializatsiya; Kırgız Türkçesi: erindeşüü; Alt:: erin çöyileri;Hakas Türkçesi: labializatsiya; Tuva Türkçesi: labializatsiya; Rusça: ogubleniye ~ labializatsiya

 

İngilizce'de Yuvarlaklaşma ne demek? Yuvarlaklaşma ingilizcesi nedir?:

rounding

Yuvarlaklaşma hakkında bilgiler

Yuvarlaklaşma, genel olarak dudak (b, p ve m) ve diş-dudak (f ve v) sessizlerinin tesiriyle düz seslilerin (a, e, ı, ve i) yuvarlak (o, ö, u ve ü) hale gelmesi. Bu ses olayı sebebiyle düzlük-yuvarlaklık uyumuna istisna teşkil eden örnekler ortaya çıkmıştır. Eski Türkiye Türkçesi, yuvarlaklaşmanın kolay ve sıkça meydana geldiği bir evredir. Sesler arasındaki belli şartlara göre oluştuğundan Türkçeyle beraber bütün dillerde görülebilmektedir. Bazı örnekleri şunlardır: bedük (Eski Türkçe) böyük büyük, bedümek (Eski Türkçe) böyümek büyümek, nevbet növbet nöbet, matbah mutfak, misafir musafir (ağızlarda), tevbe tövbe, yevmiye yövmiye, kamag(Eski Türkçe) kamug kamu, capitaine(İtalyanca) kapudan kaptan, tabl (Arapça) davul.

Yuvarlaklaşma anlamı, kısaca tanımı:

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde toparlak şey. Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Homoseksüel erkek. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.).

Yuvar : Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim. Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim.

 

Yuva : Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu. Bir şeyin öğretildiği yer. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Genellikle ailenin oturduğu ev.

Yuvarlaklaşmak : Yuvarlak bir biçim almak, yuvarlak duruma gelmek.

Ünlü : Ün salmış olan, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar, anlı şanlı. Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan ses, sesli, sesli harf, vokal: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Ünsüz : Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz, sessiz harf, konson, konsonant. Ünü olmayan, şöhretsiz.

Etki : Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

Savurmak : Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Havaya atıp dağıtmak, saçmak.

Kavuşmak : Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek. Bir araya gelmek, birleşmek. Katılmak. Varmak, ulaşmak. Güneş batmak. Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek.

Yumuşak : Kolaylıkla işlenebilen. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Okşayıcı, tatlı, hoş. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Sessiz, hafif. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.