Savurmak nedir, Savurmak ne demek

"Savurmak" ile ilgili cümleler

  • "Paraları savurmak."
  • "Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti." - H. Taner
  • "Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı." - P. Safa
  • "Sarnıcın suyunu savurmak."
  • "Kılıç savurmak. Değnek savurmak."
  • "Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu." - N. Eray
  • "İşçiler buğdayı savurmakta ve taneyi samandan ayırmaktadır." - N. F. Kısakürek

Yerel Türkçe anlamı:

Savurmak

Savurmak tanımı, anlamı:

Savurma : Savurmak işi. Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme.

Savur : Mardin iline bağlı ilçelerden biri.

Burnunun yeli harman savurmak : Çok öfkelenmek. büyüklenmek, kibirlenmek.

Harman savurmak : Tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak.

 

Havaya savurmak : Gereksiz yere harcamak.

Kantarlıyı savurmak : Ağır bir biçimde sövmek.

Küfür savurmak : Küfretmek.

Saçıp savurmak : Parasını düşüncesizce, boşuna harcamak.

Tehdit savurmak : Korkutmak, gözdağı vermek.

Hava : Gökyüzü. Müzik parçalarında tür. Çevreyi kuşatan boşluk. Esinti. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Çekicilik. Tarz, üslup. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Keyif, âlem. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz).

Dağıtmak : Yenilgiye uğratmak. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. İletmek, ulaştırmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Kurulu bir düzeni bozmak.

Saçmak : Belli bir görüşü, düşünceyi yaymak. Bir şeyi ortalığa dağıtmak, dökmek. Işık ve ısı yaymak.

Şiddet : Bir hareketten doğan güç. Hız. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. Kaba güç. Duygu veya davranışta aşırılık. Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma.

 

Eser : Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. Soyut kavramlarda belirti. Yayın, kitap, yapıt. İz, işaret, im.

Altüst : Çok karışık ve dağınık.

Kaldırmak : Ürün toplamak, taşımak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Kaçırmak. Yok etmek, ortadan silmek. Piyasadan çekmek. Alıp başka yere götürmek. Toplamak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Uyandırmak. Uygun gelmek, yakışmak. Çalmak, aşırmak. Tören yaparak ölüyü gömmek. İyi etmek, iyileştirmek. Tayin etmek, atamak. Bulunduğu yerden almak. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Bir şeyden çokça satın almak. Yükseltmek. Hastayı hastaneye götürmek. Çekmek, taşımak.

Atmak : Yalan veya abartmalı söz söylemek. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yırtılmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Uzatmak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Terk etmek. Örtmek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Koymak. İçki içmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Geri bırakmak, ertelemek. Değerini eksiltmek. Sille, tokat vurmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Götürmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Söylemek.

Fırlatmak : Hızla atmak, bulunduğu yerden dışarı atmak.

Sallamak : Vurmak, atmak. Uydurmak, kafadan atmak. Beklenmedik bir başarı kazanmak. Zor durumda bırakmak. Sarsmak. Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek. Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak.

Vurmak : Kadeh tokuşturmak. Hızla değmek, çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Uygulamak, basmak, koymak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Desteklemek, dayamak. Sürmek. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Çıkmak. Dokunmak, hasta etmek. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Bağlama, ilişkilendirmek. Silahla yaralamak, öldürmek. İçki içmek. Takmak, koymak, bağlamak. Hızla çarpmak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Duyulmak, hissedilmek. Manevi olarak yaralamak. Olumsuz yönde etkilemek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Çarpma işlemini yapmak.

Uçurmak : Uçma işini yaptırmak. Gizlice alıp gitmek. Hızlı götürmek, hızlı sürmek.

Dalgalandırmak : Dalgalı duruma getirmek, dalgalanmasını sağlamak.

Yalan : Uydurma. Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse.

Küfür : Tanrı'nın varlığı ve birliği gibi dinin temellerinden sayılan inançları inkâr etme. Sövme, sövmek için söylenen söz, sövgü.

Söylemek : Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Haber vermek. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Türkü, şarkı vb. okumak. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak.

Diğer dillerde Savurmak anlamı nedir?

İngilizce'de Savurmak ne demek? : v. blow about, scatter, brandish, bung, chuck, chuck away, dash, flap, fling, hurl, hurtle, swing

Fransızca'da Savurmak : disperser, décocher, éparpiller, jeter dans l'air, vanner, fanfaronner, asséner

Almanca'da Savurmak : v. verbraten

Rusça'da Savurmak : v. веять, забрасывать, размахивать, извергать, изрыгать, транжирить, расточать, швырять, извергнуть, растранжирить, швырнуть