Savur nedir, Savur ne demek
Savur; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.
- Mardin iline bağlı ilçelerden biri

Yerel Türkçe anlamı:
Sahur.
Yemek sinisi.
Eyer takımının üstüne çekilen sahtiyan.
Ramazan geceleri yenen yemek.
Büyük yemek sinisi.
Savur hakkında bilgiler
Savur, Mardin ilinin bir ilçesidir.
Savur, Kürtçe "Stewrê" Arapça "savr" olarak da kullanılan, boyun anlamına gelen Süryanice "savro" sözcüğünden türemiştir. Diğer bir görüşe göre de Kumur Türkleri tarafından kurulan Savur, "Şuara" adını almış daha sonra Süryaniler tarafından "Suara" adı verilmiştir.
Mezopotamya’ya hakim olan kavimler burayı da etkilemişlerdir. İlçenin tarihi Etiler’e kadar uzanmaktadır. Roma ve Bizans İmparatorluğu hakimiyetinde, Sasani ve Melikşah dönemlerinde de yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Savur ilçesinin merkezi, kalesi, kaya evleri, eski Ulu Camii, Romaniye ve Mor Yuhanın (Dereiçi Köyü) kiliseleri, türbeler ve Başkavak Köprüsü ile tarihî bir görünüme sahiptir.
Dağ yamacına kurulmuştur. il merkezine 47 km uzaklıktadır.
Savur ile ilgili Cümleler
- O, savurgan olmanın olumsuz sonuçlarını anladı.
- Dün gece bir arkadaşınızın doğum gününü, saçıp savurarak tamamen tükettiğimiz şampanya kasalarıyla kutladık.
- Ali savurgan.
- Ben bir savurgan değilim.
- O savurgan.
- Tom'un savurgan bir yaşam tarzı var.
- Ali büyük bir savurgan.
Savur anlamı, tanımı:
Mardin : Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.
Savurgan : Tutumsuz.
Savurganca : Tutumsuzca.
Savurganlık : Tutumsuzluk.
Savurma : Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme. Savurmak işi.
Savurmak : Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak.
Savurtmak : Savrulmasına sebep olmak, savrulmasını sağlamak.
Savurtuş : Savurtma işi.
Akşamdan kavur sabaha savur : Kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz. söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz.
Burnunun yeli harman savurmak : Büyüklenmek, kibirlenmek. çok öfkelenmek.
Dağ başına harman yapma savurursun yel için sel önüne değirmen yapma öğütürsün el için : "yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma" anlamında kullanılan bir söz.
Harman savurmak : Tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak.
Havaya savurmak : Gereksiz yere harcamak.
Kantarlıyı savurmak : Ağır bir biçimde sövmek.
Küfür savurmak : Küfretmek.
Saçıp savurmak : Parasını düşüncesizce, boşuna harcamak.
Tehdit savurmak : Korkutmak, gözdağı vermek.
Arapça : Bu dille yazılmış olan. Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi.
Boyun : Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi.
Süryani : Samilerin, Arami kolunun doğu bölümünde olan bir Hristiyan topluluğu ve bu topluluktan olan kimse.
Sözcü : Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse.
Türe : Adalet.
Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.
Görüş : Görme işi. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.
Bağlı : Kapatılmış olan, kapalı. Bir bağ ile tutturulmuş olan. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Sınırlanmış, sınırlı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.
Savurabilme : Savurabilmek işi.
Savurabilmek : Savurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Savurarak vuruş : Yumruğun döngü biçiminde savrularak vurulması.
Savurcak : Elek
Savurgu : Pekmez kaynatırken karıştırmaya yarayan delikli kepçe biçiminde sukabağı.
Savurkaç : Akşamüstü çıkan sert yel : Savurkaç çıkmadan buğdayı gözerledik.
Savurma ekim : [Bakınız: serpme ekim]
Savurma : Kol ve bacak gibi vücut bölümlerini ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyuk eklemleri etrafında türlü yönlere doğru hızla çevirme.
Savurucu : Harman savuran kimse.

Bu kısımda Savur nedir? Savur ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Savur tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Savur hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.