Savurma nedir, Savurma ne demek

  • Savurmak işi
  • Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme.

"Savurma" ile ilgili cümleler

  • "Adam ise eldivenli eliyle zırhın öbür ucuna yapışmış, delikanlıyı sağa sola savurmaya başlamıştı." - İ. O. Anar

Fransızca'da Savurma ne demek?:

centrifugation

Savurma anlamı, tanımı:

Savur : Mardin iline bağlı ilçelerden biri.

Savurmak : Yalan, küfür vb. söylemek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak.

Burnunun yeli harman savurmak : Çok öfkelenmek. büyüklenmek, kibirlenmek.

Harman savurmak : Tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak.

Havaya savurmak : Gereksiz yere harcamak.

Kantarlıyı savurmak : Ağır bir biçimde sövmek.

Küfür savurmak : Küfretmek.

Saçıp savurmak : Parasını düşüncesizce, boşuna harcamak.

Tehdit savurmak : Korkutmak, gözdağı vermek.

 

Bacak : Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

Vücut : Var olma, varlık. İnsan veya hayvan gövdesi, beden.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Ağırlık : Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Sıkıntı. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Etki, baskı, güçlük. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Ağırbaşlılık. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Yük, külfet. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Ağır olma durumu. Takı. Sorumluluk. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Değerli olma durumu. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri.

Yarar : Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Yarayan, elverişli, uygun. Çıkar.

Omuz : Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

 

Uyluk : Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü.

Savurma ekim : [Bakınız: serpme ekim]

Savurma : Kol ve bacak gibi vücut bölümlerini ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyuk eklemleri etrafında türlü yönlere doğru hızla çevirme.

Diğer dillerde Savurma anlamı nedir?

İngilizce'de Savurma ne demek? : n. tossing, scattering, blowing about, flourish, hurl

Rusça'da Savurma : n. веяние (N), размахивание (N), забрасывание (N)