Omuz nedir, Omuz ne demek
Omuz; bir anatomi terimidir.
- Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm

"Omuz" ile ilgili cümle
- "Başı omuzları içine çökmüş gibi idi." - F. R. Atay
Yerel Türkçe anlamı:
Yapılarda çatıya yatay konulan düzgün ağaç.
Boyun.
Dağ yamacı.
Biyoloji'deki anlamı:
Ön kolların bağlı olduğu omuz kemerinin bulunduğu bölge.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Duyarlıkölçümü eğrisinin üstte sağa doğru kırılan; ışıklamadaki artışın yoğunlukta aynı ölçüde artışa yol açmadığı, dolayısıyla negatif gereçlerde konunun tüm özelliklerini yansıtmayan, düşük ışıklama bölgesinin yer aldığı bölümü.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Sığır gövde etinde, bez ile mehle arasındaki kaslardan yapılan, fırın küreği şeklinde, 2.0-2.5 kg ağırlığındaki pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılmış olan pastırma.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
İçine eşya koymak amacıyla duvarlarda yapılmış olan küçük boşluklar. (*Söğüt -Bilecik)
Bilimsel terim anlamı:
Gövdenin boyun omurlarıyla kolun üst bölümü arasındaki bölgesi.
İngilizce'de Omuz ne demek? Omuz ingilizcesi nedir?:
shoulder
Fransızca'da Omuz ne demek?:
épaule
Osmanlıca Omuz ne demek? Omuz Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
menkib
Omuz hakkında bilgiler
Omuz insan vücudunda kolların gövdeyle birleştiği yere verilen isimdir. Omuz bölgesinde ve omuz eklemini çevreleyen birçok damar sinir paketleri, kas gurupları bulunmaktadır. En önemli görevi ise bu özel yapısı ile kol hareketlerini mükemmel olarak sağlamaktır.
Omuz eklemine "Articulatio Humerus" denir. Bu eklem iki kemikten oluşur Humerus (pazu) ve Scapula (kürek). Clavicula (köprücük) kemiği ise Scapulan ve Sternum (döş) kemiği arasında bulunarak omuz eklemini Thoraxa (göğüs kafesine) bağlar. Omuzun alt tarafında kalan çukurluğa ise Axiller Çukur (koltuk altı) denir.
Omuz ile ilgili Cümleler
- Omuzlarımı ovar mısın?
- Ali bir battaniye ile Mary'nin omuzlarını dürttü.
- Omuzlarım ağrıyor.
- Ali ve Mary birbirine baktı ve omuz silkti.
- Omuz uzunluğunda keser misiniz?
- Omuzlarımda bir ağrı var.
- Doktor omuzumu tedavi etti.
- Tom'un omuz hizasında, kahverengi saçları var.
- Jale'nin geniş omuzları var.
- Omuzlarımı ovalayabilir mısın?
- Omuzlarımı silktim.
- Omuzlarına masaj yapmamı ister misin?
- Tom'un geniş omuzları var.
- Ali ceketini Mary'nin omuzlarına sardı.
Omuz anlamı, kısaca tanımı:
Gövde : Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Bir şeyin asıl bölümü. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.
Omzuna atmak : Ceket vb. şeyleri tam olarak giymeden sırtına koymak.
Omzuna binmek : Yük olmak, ağırlık vermek.
Omuz kaldırmak : Bilmez gibi davranmak. kabul etmemek, geri çevirmek.
Omuz öpüşmek : Eşit derecede olmak.
Omuz silkmek : Aldırmamak, önem vermemek.
Omuz vermek : Destek olmak. omzuyla dayanmak.
Omuzda taşımak : Çok saygı göstermek, yüceltmek, övmek.
Omuzları çökmek : Bitkin, perişan ve yıkılmış bir durumda olmak.
Omuz başı : Yanı başı. Kol ile omzun birleştiği yer.
Omuz eklemi : Kol kemiğinin başını kürek kemiğinin yuva çukuruyla birleştiren eklem.
Omuz omuza : Dayanışma içinde, birlikte. Çok sıkışık bir durumda, yan yana.
Omuzdaş : Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse, ayaktaş, hempa.
Omuzdaşlık : Omuzdaş olma durumu, ayaktaşlık, tesanüt, hempalık.
Omuzlama : Omzuna alma, omzuna vurma. Destek olma.
Omuzlamak : Omzuyla dayayıp itmek. Omzuna almak. Alıp götürmek, sırtlayıp kaçırmak, aşırmak. Destek vermek. Bir iş veya görevi yüklenmek, sorumluluk almak.
Omuzlanma : Omuzlanmak işi.
Omuzlanmak : Omuzlama işine konu olmak.
Omuzlu : Omzu olan.
Omuzluk : Gemilerde baş ve kıç bölümlerinin her bir yanı. Omza alınıp iki ucuna yük asılan kısa sırık, çiğindirik. Apolet.
Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.
İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.
İsim : Kişi, insan. Ad. Ad.
Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.
Eklem : Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer, mafsal.
Çevre : Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Yağlık. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
Damar : İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. Soy, yaradılış. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Huy. Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal.
Omuz ağı : Trol ağının kanatlarla torbanın karın bölgesini birleştiren konik biçimli ağ kısmı, trol ağında ağız kısmından karın kısmına kadar olan bölüm.
Omuz aşınması : Lastiğin az şişirilmesi nedeniyle omuzlarda oluşan aşınma.
Omuz ayağı : Alıcının çevirim sırasında sarsılmaması, sallanmaması için omza dayanan özel çıkıntı ya da ayağı.
Omuz çekimi : Bir insanı omuzlarından yukarısına kadar çerçeveleyen çekim.
Omuz çemberi : Kolu gövdeye bağlayan eklemler ve bunlara etki yapan kasların tümü.
Omuz çıkıntısı : (biyoloji)
Omuz eklemi çıkığı : Omuz eklemini oluşturan kürek kemiğinin eklem çukuruyla caput humerinin sürekli yer değiştirmesi.
Omuz eklemi yangısı : Omuz eklemi kapsülasıyla kıkırdağın yıkımına ilişkin olarak biçimlenen bir artritis olgusu, omartritis.
Omuz kemeri : [Bakınız: göğüs kemeri] (biyoloji) Göğüs kemeri. Tipik olarak kürek kemiği, köprücük kemiği ve kargaburun çıkıntısından meydana gelen ön ayak veya kol iskeletini taşıyan kemer.
Omuz kilitlenmesi : İneklerde doğum sırasında buzağının omuz kısmının pelvis kanalından geçememesi ve bölgeye sıkışıp kalması durumu. Güç doğuma neden olur.
Diğer dillerde Omuz anlamı nedir?
İngilizce'de Omuz ne demek? : adj. scapular, humeral
n. shoulder
Fransızca'da Omuz : épaule [la]
Almanca'da Omuz : n. Achsel, Schulter
Rusça'da Omuz : n. плечо (N)
adj. плечевой

Bu kısımda Omuz nedir? Omuz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Omuz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Omuz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.