Saçmak nedir, Saçmak ne demek
"Saçmak" ile ilgili cümle
- "Büyümüş gözler örste dövülen kızgın demir gibi kıvılcımlar saçtı." - R. N. Güntekin
- "Oraya birikmiş sulara basarak çamurları etrafa saçtı." - M. Ş. Esendal
Saçmak tanımı, anlamı:
Saçıp savurmak : Parasını düşüncesizce, boşuna harcamak.
Döke saça : Bir şeyi yararsız biçimde harcayarak.
Saçma : Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz. Saçmak işi. Yersiz bulunan. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi. Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt. Bir tür balık ağı, serpme ağ. Böyle söz söyleyen veya iş yapan.
Ağzından inci saçmak : Birbirinden güzel sözler söylemek.
Ateş saçmak : Çok kızmak, çok öfkelenmek.
Dehşet saçmak : Ortalığa korku vermek.
Döküp saçmak : Bir şeyi yararsız biçimde harcamak.
Korku saçmak : Herkesi korkutmak.
Para saçmak : Gereğinden çok para harcamak.
Zehir saçmak : Çevreye kötü propaganda yapmak veya insanları olumsuz davranışlara yönlendirmek, tahrik etmek, ortalığı karıştırmak.
Ortalı : Ortası olan.
Dağıtmak : İletmek, ulaştırmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Yenilgiye uğratmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Kurulu bir düzeni bozmak. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek.
Dökmek : Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok söylemek. Yakmak, tutuşturmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Akıtmak, düşürmek. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Saçmak, serpmek. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Salmak, bırakmak. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak.
Işık : Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.
Yaymak : Koyun, inek vb.ni otlatmak. Birçok kimseye duyurmak. Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak. Sınırı genişletmek. Çevreye dağılmasına sebep olmak. Işık kaynağı, ışığı kendinden dışarıya doğru çeşitli yönlere göndermek. Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek.
Görüş : Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Görme işi. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret.
Düşünce : Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Tasa, kaygı, sıkıntı.
Bir : Sadece. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Beraber. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Tek.
Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.
Isı : Fiziksel bir olaya dayalı, belirli bir ölçü üzerine kurulmuş olan sıcaklık ve soğukluk derecesi. Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına yol açan fiziksel enerji.
Belli : Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Beli olan. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.
Diğer dillerde Saçmak anlamı nedir?
İngilizce'de Saçmak ne demek? : v. scatter, strew, sprinkle, spill, broadcast, radiate, besprinkle, bestrew, disseminate, distribute, eradiate, irradiate, lash out on, sow, spit, splutter, throw out
Almanca'da Saçmak : v. ausstreuen, beschütten, einstreuen, streuen, verstreuen, zerstreuen
Rusça'da Saçmak : v. рассеивать, сыпать, разбрасывать, брызгать, излучать, испускать, источать, изрыгать, рассеять, разбросать, брызнуть, испустить, источить


Bu kısımda Saçmak nedir? Saçmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Saçmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Saçmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.