Kavuşmak nedir, Kavuşmak ne demek

  • Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek.
  • Güneş batmak
  • Bir araya gelmek, birleşmek.
  • Katılmak.
  • Varmak, ulaşmak.
  • Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek.

"Kavuşmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Vakitsiz kötürümleşen ruh, onun mucizesiyle ısındı, kımıldandı, doğruldu; bir sağlığa kavuşuyordu." - R. E. Ünaydın
  • "Ceketin önü kavuşmuyor."
  • "Fırat ve Dicle gibi yan yana akıyorlar, sonra birbirine kavuşuyorlar." - Y. K. Beyatlı

Yerel Türkçe anlamı:

Vuslata ermek, kavuşmak

Kapışmak, kavga veya güreşe tutuşmak

Ulaşmak

Diğer sözlük anlamları:

Birleşmek

Kavuşmak kısaca anlamı, tanımı:

Kavuşma : Kavuşmak işi, buluşma, telaki. Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi.

Açıklığa kavuşmak : Bir konu veya sorun aydınlanmak, kapalılıktan kurtarılmak, anlaşılır duruma getirilmek.

Gün kavuşmak : Güneş batmak, akşam olmak.

Rahata kavuşmak : Rahatlamak.

Kalın : Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Pes (ses). Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Enli ve gür (kaş). Etli, dolgun.

 

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Gelme : Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

Görmek : Anlamak, kavramak, sezmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Ziyaret etmek. Bir şeye erişmek. Almak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Yapmak, etmek. Vermek. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Çok değer vermek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Bir işleme uğramak. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Sahne olmak, geçirmek.

Erişmek : Bir yere ulaşmak, varmak. Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak. Zaman gelip çatmak. Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak.

Katılmak : Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek. Katma işi yapılmak. Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluk kesilmek. Ortak olmak, benimsemek. Hak vermek.

Birleşmek : Aynı amaç çevresinde toplanmak. Kaynaşmak. Uyuşmak, aynı görüşte olmak. Buluşmak, bir araya gelmek. Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek. Cinsel ilişkide bulunmak.

Bir : Sadece. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Ancak, yalnız. Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

 

Gelmek : -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Düşmek, rast gelmek. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Akmak. Uymak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Herhangi bir sırada bulunmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Ulaşmak, varmak. Biriyle birlikte gitmek. Olmak, -e uğramak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Sonuç çıkmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Belli bir süre dolmak. Görünmek, sanılmak. Çıkmak, yönelmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. İsabet etmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Getirmek. Katılmak, eklenmek. İzlemek, takip etmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Belli bir zamana ulaşmak. Uygun düşmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Mal olmak. Kadar olmak. Ortaya çıkmak, doğmak. Dayanmak, tahammül etmek. Türemek.

Güneş : Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam. Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.

Batmak : Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Dokunmak, incitmek. İflas etmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Kirlenmek. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Çökmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Saplanmak. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Yok olmak.

Varmak : Kadın, evlenmek. Acımadan, çekinmeden yapmak. Belli bir duruma veya düzeye gelmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Hoş olmayan bir sona ermek. Bir şeyi iyice anlamak veya duymak. Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak.

Ulaşmak : Varmak, gelmek. Elde etmek, erişmek. Birbirine katılmak, dökülmek. Yetişmek.

Diğer dillerde Kavuşmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kavuşmak ne demek? : v. meet, come together, rejoin, reunite, converge, resume, retrieve, return to

Fransızca'da Kavuşmak : joindre, rejoindre, retrouver, s'embrancher, se rejoindre

Almanca'da Kavuşmak : wiedersehen, treffen, erreichen

Rusça'da Kavuşmak : v. сходиться, соединяться, сливаться, стекаться, догонять, добегать, обретать, сойтись, соединиться, догнать, обрести