Batmak nedir, Batmak ne demek

"Batmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Üstüm başım battı."
  • "İçeriye batmış gözleri kadına dikilmişti." - S. F. Abasıyanık
  • "Bizans kurulduğundan battığı tarihe kadar 1125 sene geçmişti." - Y. K. Beyatlı
  • "Onun her sözü bana batar."
  • "Ayağına yolda diken batmıştı." - O. C. Kaygılı
  • "Abdi Bey'in sabırsız, çabuk parlamaya yatkın mizacına karısının tevekkülü ve sakinliği fena hâlde batıyor." - A. İlhan
  • "Bazı kimselere para batar, sarf edecek yer ararlar."
  • "Sonra hani bir gemimiz batmıştı." - S. F. Abasıyanık
  • "Güneş renksiz bulutlar altında batıyordu." - Ö. Seyfettin

Yerel Türkçe anlamı:

Acımak, batar gibi ağrımak: Dündenberi sağ gözüm batıyor.

Gark olmak, gömülmek, batmak.

Çamur: Tarla batmak olduğu için süremedik.

Çok olmak: Bu sene ağaçlarda meyve batacak.

Gurup etmek

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi.

Diğer sözlük anlamları:

 

gömülmek.

İngilizce'de Batmak ne demek? Batmak ingilizcesi nedir?:

set

Osmanlıca Batmak ne demek? Batmak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

gurub

Batmak anlamı, tanımı:

Battı balık yan gider : "işler kötü gittiğine göre artık istenildiği gibi davranılabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Batan geminin malları bunlar : Bir malın çok ucuza satıldığını belirten bir söz.

Bata çıka : Güçlükle, zorlukla.

Batçık : Alt geçit.

Battıçıktı : Su kanallarında suyun engeli geçmesi için yapılmış olan düzenek. Alt geçit.

Gün batımı : Güneşin ufukta kaybolması, gurup.

Batma : Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Batmak işi. Yıkılma, çökme. Yok olma, inkıraz.

Adı batmak : Sevilmeyen bir şey veya kimse unutulmak, adı anılmaz olmak, artık sözü edilmemek.

Borca batmak : Çok borçlu olmak.

Göze batmak : Çekememezliğe yol açmak. tedirgin etmek, uygunsuz veya yakışıksız görünmek. aşırı derecede görünür olmak.

Gözüne batmak : Tedirgin etmek, rahatsız etmek.

Gün batmak : Güneş batmak.

Kan tere batmak : Kan ter içinde kalmak.

Ocağı batmak : Yuvası yıkılmak veya soyu tükenmek.

Rahat batmak : İyi bir durumdayken bu durumu olmayacak sebepler yüzünden bırakanlar için sitem yollu söylenen bir söz.

Rahat kıçına batmak : Bulunduğu rahat durumun değerini bilmemek.

Tere batmak : Çok terlemek.

Yere batmak : Yok olmak. çok utanmak, mahcup olmak.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

 

Gömülmek : Yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak. Bir şeyin derinliğine inmek. Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek. Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak.

Dünya : İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Herkes. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. Dış, çevre, ortam. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü.

Dönüş : Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi. Dönme işi.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

Güneş : Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi. Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam.

Bir : Bir kez. Sayıların ilki. Tek. Beraber. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Aynı, benzer.

İflas etmek : Bir kimse veya kuruluş için mahkeme kararıyla anaparasını yitirdiği açıklanmak, batmak. düşünce, iddia, tez, kimse vb. değeri düşmek.

İflas : Yenilgiye uğrama, değerini yitirme. İşlevini veya görevini yapamama. Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik.

Etmek : Küçük veya büyük abdestini yapmak. Eşit değer kazanmak. Demek, söylemek. Bulmak, erişmek. Kötülükte bulunmak. Bir işi yapmak. Herhangi bir değerde olmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.

Kirlenmek : Onuru lekelenmek. Kadın aybaşı olmak. Kadının ırzına geçilmek, iffeti bozulmak, lekelenmek. Kirli duruma gelmek, pislenmek.

Saplanmak : Batma sonucu hareket edemez olmak, batıp kalmak. Hızla batmak.

Uğramak : Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak. Kötü duruma konu olmak. Cin, peri çarpmak. Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek. Yaklaşmak. Fırlayarak çıkmak, hızla çıkmak.

Yok olmak : Varlığı sona ermek. ortadan kalkmak, kaybolmak.

Yok : Birbirine karşıt iki cümleden, ikincisinin başına getirilen bir söz. Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı. Savunulan bir düşünceyi doğrulayan sözün başına getirilir. Yasak. Birinin söylediği sözlerden genel olarak kuşkulanıldığında veya sözler hafifsendiğinde kullanılan bir söz. "Hayır" anlamında kullanılan bir söz. Olmayan, bulunmayan şey.

Olmak : Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Sarhoş olmak. Uymak, tam gelmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Yol açmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yetişmek, olgunlaşmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bulunmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Sürdürmek, yürütmek.

Çökmek : Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Tortu dibe inmek. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Oturmak, birdenbire oturmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Çömelmek. Basmak, yayılmak.

Daha : Bunun dışında. Henüz. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Kötü : Kaba ve kırıcı. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Aşırı, çok. Korku, endişe veren. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Zararlı, tehlikeli.

Yıkılmak : Yenilmek. Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek. Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak. Yüklenmek. İstenmeyen biri çekilip gitmek, defolmak. Devrilmek, yığılmak. Yok olmak, mahvolmak.

Ermek : Yetişip dokunmak. Kavuşmak. İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek. Erişmek. Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek. Ürün olgunlaşmak.

Dokunmak : Karıştırmak. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. Tedirgin etmek, sataşmak. Sağlığını bozmak. Hafifçe değmek. Dokuma işi yapılmak. İlişkin, ilgili olmak, değinmek. Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak. Almak, kullanmak, el sürmek.

İncitmek : İncinmesine yol açmak. Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek.

Batmak ile ilgili Cümleler

  • Güneş batmak üzere.
  • Güneş batmak üzeredir.
  • Güneş batmak üzereydi.

Diğer dillerde Batmak anlamı nedir?

İngilizce'de Batmak ne demek? : v. sink, submerge, set, go bankrupt, break, burst up, cave, crash, decline, dip, fail, founder, go down, gravitate, hang, plunge, slide into, be swamped with, go under, wane, be on the wane

Fransızca'da Batmak : enfoncer, s'enfoncer, faire naufrage, (gemi) couler, sombrer, (güneþ) se coucher, (kumaçamura) s'enliser, se plonger, déposer son bilan, faillir, piquer, s'abîmer, s'immerger, sombrer

Almanca'da Batmak : v. absacken, einsinken, sacken, sinken, tauchen, untergehen, untersinken, versacken, versinken, zerfallen

Rusça'da Batmak : v. тонуть, утопать, вязнуть, увязать, погрязать, проваливаться, впиваться, колоться, накалывать, вонзаться, врез`аться, заходить (о солнце), садиться (о солнце), прогорать, коснеть, потонуть, затонуть, утонуть, завязнуть, увязнуть, погрязнуть, провалиться, впиться, наколоть, вонзиться, вр`е