Rounding türkçesi Rounding nedir

  • Yuvarlaklaştırma.
  • Düz bir ünlünün, yanındaki dudak ünsüzünün veya söz içindeki yuvarlak bir ünlünün etkisiyle yuvarlak sıradan ünlüye dönüşmesi: bedük > böyük > büyük; biber > büber, savıl- > savul-, nevbet > növbet > nöbet, yabız > yavuz vb. yağmur, avuç, savur- (<sagur-), kavur- (<kagur-), kavuk (<kaguk (?) vb. sözlerdeki dudak benzeşmesine aykırı durum, bu sözlerin yanlarındaki dudak ünsüzlerinin etkisi ile eski türkçedeki yuvarlak biçimlerini korumuş olmaları ile ilgilidir. || dudak ünsüzlerinin yanlarında bulunmadıkları halde, düz ünlüsü yuvarlaklaşmış sözler serpintiler biçiminde anadolu ağızlarında vardır. çez-> çöz-, alış- > olış-, çeşme > çöşme, ek- > ök-, çekirge > çökürge, ertesi > örtesi, cep > cöp vb. bk. ünlü yuvarlaklaşması.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Ünlü yuvarlaklaşması.
  • Kavislendirme.
  • Kavrama kolaylığı sağlamak amacıyla ondalık sayıların ondalıklarını en yakın tam sayıya indirgeme.
  • Yuvarlaklaşma.
  • Yuvarlatma.
  • Yuvarlama.

Rounding ile ilgili cümleler

English: Most castles have a moat surrounding them.
Turkish: Çoğu kalelerin onları çevreleyen bir hendeği vardır.

English: He felt ill at ease in the new surroundings.
Turkish: Yeni ortamlarda huzursuz hissettim.

 

English: I found it pretty hard to adjust to my new surroundings.
Turkish: Yeni çevreme uyum sağlamayı oldukça zor buldum.

English: He soon got used to the new surroundings.
Turkish: Kısa sürede yeni çevreye alıştı.

English: Gosh, I'm 25 years old now. Isn't that horrible? Rounding up, I'm 30!
Turkish: Tanrım, ben şimdi 25 yaşındayım. Bu korkunç değil mi? Yuvarlak hesap, 30 yaşındayım!

Rounding ingilizcede ne demek, Rounding nerede nasıl kullanılır?

Rounding off : Yuvarlama. En yakın aşağı veya yukarı tam sayıya kıymetlendirme.

Chromatic distortion due the surrounding : Çevre renklerinin etkisiyle, renk algılamasindaki değişme. bk. renk sapması. Renk kayması.

Foregrounding : Öne çıkarma. Ön plana çekme. Öneçıkarma. Ön plana alma.

Grounding : Bilgilenme. Temel. Geminin karaya oturması. Temel bilgisi. Uçağın hizmetten alınması. Zemin. Köklü bilgi. Esas. Topraklama. Topaklama.

Surrounding : Etrafını saran. Kuşatıcı. Etrafındaki. Çevredeki. Kuşatan. Kuşatma. Çevre. Sarma. Etraftaki. Muhit.

Surroundings : Dolay. Etraf. Civar. Etraftakiler. Çevre. Ortalık. Çevre halkı. Muhit.

Round bracket : Parantez. Ayraç.

Surrounding air : Hava. Ortam.

Roundish : Yuvarlakça. Yuvarlak gibi. Yuvarlaksı.

Surrounding wall : İhata. Dış duvar. Kuşatıcı duvar.

İngilizce Rounding Türkçe anlamı, Rounding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rounding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Trundled : Yuvarlayarak taşımak. Yuvarlanmak. İterek sürmek (tekerlekli şey). İtmek (tekerlekli taşıtı). Yuvarlamak. Çekmek (tekerlekli taşıtı). Tekerlekli birşeyi iterek sürmek. Gitmek (tekerlekli taşıt). Ufak tekerlek.

 

Abstract noun : Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut ad’dır. Soyut ad. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Soyut isim. Oyut ad.

Labialization : Dudakları yuvarlatarak telaffuz etme (ayrıca labialisation). Dudaksıllaşma. Dudak aralığının büzülerek kelime telaffuzunun düzeltilmesi.

Accent intensive : Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb. Pekiştirme vurgusu.

Labialisation : Dudaksıllaşma. Dudakları yuvarlatarak telaffuz etme (ayrıca labialization). Dudak aralığının büzülerek kelime telaffuzunun düzeltilmesi. Yuvarlak ünlüler yanındaki ünsüzlerle dudak ünsüzleri yanında bulunan ünsüzlerin boğumlanma noktaları bakımından dudak ünsüzüne dönüşmesi olayı: ög->öv-, dög->döv-, gönlek>gömlek, donuz>domuz, penbe>pembe, anbar>ambar, perşenbe>perşembe vb.

Ablative : Aşınan. Çıkma durumu. Ayrılma hali. Çıkışlık hal. İsmin -den hali. Buharlaşan. Den hali. Den halindeki. İsmin -den halindeki.

Adjectival construction : Sıfat tamlaması. Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb.

Accent of group : Grup vurgusu. Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb.

Rounding off : En yakın aşağı veya yukarı tam sayıya kıymetlendirme.

Rollings : Yalpa. Yuvarlanış. Sallantı. Yuvarlanma. Gürleme. İnişli yokuşlu (arazi). Yuvarlanan. Yalpalama. Dalgalı (deniz).

Rounding synonyms : rounding error, actif, misreckoning, accidence, miscalculation, active voice, adjektive, rolling, trundle, ablaut, active verb, adams apple, accentuation, trundling, turning about, accusative, action noun, misestimation, round off, trundles, action verb.

Rounding ingilizce tanımı, definition of Rounding

Rounding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Round or nearly round. Roundish. Small rope, or strands of rope, or spun yarn, wound round a rope to keep it from chafing. Becoming round. Called also service.