Grounding türkçesi Grounding nedir

  • Bir iletken ile toprak (yerkabuğu) arasında elektriksel bağlantı kurma.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Temellendirme.
  • Temel bilgisi.
  • Bilgilenme.
  • Uçağın hizmetten alınması.
  • Temel.
  • Topraklama.
  • Köklü bilgi.
  • Topaklama.
  • Zemin.
  • Köklü eğitim.
  • Geminin karaya oturması.
  • Karaya oturma.
  • Esas.

Grounding ingilizcede ne demek, Grounding nerede nasıl kullanılır?

Foregrounding : Ön plana çekme. Öne çıkarma. Ön plana alma. Öneçıkarma.

Ground air communications : Yer hava haberleşmesi. Yer-hava iletişimi.

Ground air guided missile : Yerden havaya güdümlü füze.

Ground almond hulls : Öğütülmüş badem kabukları. Badem meyvesinin dışını örten sert kabukların kurutulup öğütülmesiyle elde edilen bir yan ürün.

Ground angle shot : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının, yatay ekseni üzerinde, merceği yukarıya dönük olarak yerleştirilmesi, böylece aşağıdan yukarıya doğru eğik bir görüşün ortaya çıkması durumu. Alttan görüş.

Ground antenna : Toprak anteni.

Ground coat : Taban örtüsü. Astar. Astar boyası. Taban astarı.

Ground breaking ceremony : Temel atma töreni.

Ground beef : Kıyma. Sığır kıyması. Dana kıyma.

Ground clutter : Yerden parazit yankılar. Toprağın bozucu etkisi. Yer yansısı.

İngilizce Grounding Türkçe anlamı, Grounding eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Grounding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Broad : Karı. Yüzeysel. Serbest. Kaba. Hoşgörülü. Enli. Kadın. Açık. Liberal. Genişliğinde.

Earting : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Basic : Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Basıc. Esasi. Belli başlı. Uzakta bulunan bir bilgisayar dizgesine bağlı bir uç üzerinde konuşmalı düzende kullanım için elverişli, kolay öğrenilir, aritmetik işlemlere dönük genel amaçlı bir bilgisayar izlenceleme dili. Basit. Ana. Temele dayanan. Bazal.

Earth : Kara. Yeryuvarlağı. Toprak. Hayvan ini. Örtmek. Topraklamak. Üzerinde yaşadığımız gezegen. Topraklama hattı. İn. Güneş dizgesinde, güneş'e uzaklık sırasıyla üçüncü gezegen.

Background : Arka plan. Sosyal çevre. Geçmiş deneyimler. Artyetişim. Fon. Görünçlüğün gerisinde yer alan, geriye düşen yerler. ön karşıtı. Işınım, ses, toz vb. niceliklerini ölçerek yapılan deneylerde, yayıldığı kaynaklar kapalı olduğu ya da çalışmadığı durumlarda da bunların ortamda her zaman bulunan nicelikleri. Arkabakım. Geçmiş. Taban sayımı.

Basilary : Bir altlık üzerindeki set. Asıl.

Education : Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Pedagoji. Terbiye. Öğretim. Yetiştirme. Yeni kuşakların, toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlanırken, gerekli bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme etkinliği. önceden saptanmış amaçlara göre insanların davranımlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi. belli bir konuda, bir bilgi ya da bilim dalında yetiştirme ve geliştirme. her kuşağa, geçmişin bilgi ve deneylerini düzenli bir biçimde aktarma ya da kazandırma işi. eğitim ruhbilimi, eğitim felsefesi, eğitim tarihi, öğretim programları, özel ve genel öğretim yöntemleri, öğretim teknikleri, yönetim, denetim vb. eğitim ' ve öğretim alanlarını kapsamak üzere öğretmen, yönetici ve eğitim uzmanı yetiştirmek amacıyla ilgililer için düzenlenen bütün kurslara ve bu kurslarla ilgili bilimsel çalışmalara verilen genel ad. eğitbilim. Toplumun genç üyelerinin varolan ekine yetişkin üyelerce bilinçli, amaçlı ve düzenli biçimde hazırlanması süreci. Eğitme. Eğitim. İlkellerde çocukların ilerde yapacakları işleri, görevleri, davranış biçimleriyle ilgili olarak onların erginlik çağına girinceye dek aileleri, akrabaları ve toplumun yaşlı üyelerince geleneklere uygun biçimde eğitilmeleri, yetiştirilmeleri.

 

Bondings : Tutturma. Birleştirme. Sahil duvarı. Bağlayan. Bağlama. Bağlanma. Yapışma. Yapıştırma.

Abecedarians : Alfabetik olarak düzenlenmiş. Çok basit. Okumayı yeni öğrenen kimse. Alfabenin harfleri ile ilgili.

Grounding synonyms : baselined, beginning, mothered, backbones, body, broader, base, beds, bonding, backdrop, backcloth, beginnings, mother, floor, enlightenment, abecedarian, backbone, authentic, ground electrode, baselines, basement, enlightenments, basis, ground, back drop, backgrounds, backing track, baseline, bed, fastening, earthing, shipwrecking, justification.

Grounding ingilizce tanımı, definition of Grounding

Grounding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, elementary instruction. A basis. The act or process of applying a ground, as of color, to wall paper, cotton cloth, etc. The act, method, or process of laying a groundwork or foundation.