Zemin nedir, Zemin ne demek
Zemin; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Taban, döşeme, yer.
- Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk.
- Yeryüzü, dünya.
- Temel, dayanak.
- Ortam

"Zemin" ile ilgili cümle
- "1908'den önceki zemin ve zamanı göz önüne almalı." - Y. K. Beyatlı
- "Zemini mavi bir halı. Zemini beyaz bir basma."
- "Kırmızı bir zemin üstünde bir sürü insan, havada uçan beyaz bir kuşa bakıyorlardı." - M. Ş. Esendal
- "Asıl sohbet zemini nadide yemek tarifi, köşk ve bahçe tanzimidir." - R. H. Karay
Yerel Türkçe anlamı:
Marangoz bıçkısı.
Tahta delgisi.
Ot ve bağ bıçkısı.
Bağ bıçkısı.
Gitar terimi olarak anlamı:
Bir şarkının, sahnede az sayıda çalgıyla icrasını sağlamak amacıyla, arka planda kullanılmak üzere canlı icra edilecekler dışındaki seslerini içeren önceden kaydedilmiş hâli.
Orta Öğretim alanındaki anlamı:
[Bakınız: yer]
Zemin isminin anlamı, Zemin ne demek:
Erkek ismi olarak; Yer, yeryüzü. Temel, dayanak. Konu, tema.
İngilizce'de Zemin ne demek? Zemin ingilizcesi nedir?:
backing track, sol
Zemin anlamı, tanımı:
Zemin hazırlamak : Uygun ortam yaratmak.
Zemin ve zamana uygun : Konuya, içinde bulunulan şartlara uygun.
Zemin katı : Giriş katı.
Hemzemin : Aynı düzeyde olan.
Islak zemin : İnşaat sektöründe mutfak, banyo, tuvalet vb. suyla teması olan bölümlerin yüzeyi.
Zeminlik : Yer altı barınağı.
Döşeme : Döşemek işi. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat.
Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.
Süslü : Süslenmeye, süse çok düşkün olan. Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş.
Muşamba : Su geçirmeyecek biçimde yapılmış yağmurluk. Bu bezden yapılan. Linolyum. Bir tarafına kauçuk veya yağlı boya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez.
Tablo : Bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel veya kara kalem resim. Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü. Yaşanan, var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü, manzara. Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi.
Desenli : Üzerinde desen bulunan.
Nesnel : Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif. Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif.
Taban : Bir ırmağın en derin olan orta yeri. Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. Ayağın alt yüzü, aya. Ayakkabının alt bölümü. Kaide. Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. Bir şeyin en alt bölümü. Tarlanın düz ve verimli kesimi. Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır. Temel. Huy bakımından. Değerlendirmede en alt derece. Yaradılıştan. Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi, kaide.
Yer : Durum, konum, vaziyet. Önem. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Gezinilen, ayakla basılan taban. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Yerküre. Ülke. Durum, konum. Görev, makam. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. İz.
Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler.
Dayanak : Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet. Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt. Destek, dayanak noktası. Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel.
Ortam : Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform.
Yeryüzü : Yer kabuğu. Dünya.
Dünya : Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Herkes. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Dış, çevre, ortam. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Duygu, düşünce ve hayal âlemi.
Zemin değer : Işıma, ses, v.b. nicelikleri ölçerek yapılan deneylerde analit yokken numune matriksinin analitin vereceği yerde, bunların yayıldığı kaynaklar kapalı olduğu veya çalışmadığı durumlarda da ölçülen nicelik..
Zemin ışıması : Yer yüzünde yaşayanların sürekli olarak maruz kaldıkları ortalama ışıma.
Zemin ifade : içinde değişken bulunmayan ifade.
Zemin maddesi : Bağ dokusunda fibroblâstların (kemikte osteoblâstların, kıkırdakta kondroblâstların) sentezleyip salgıladığı glikozaminoglikanlar, proteoglikanlar, kollagen, elâstik, retiküler teller ile bazı hücre yapışma molekülleri, su vb. maddeler içeren hücreler arası madde. Bağ dokusunda fibroblastların (kemikte osteoblastların, kıkırdakta kondrobastların) sentezleyip salgıladığı glikozaminoglikanlar, proteoglikanlar, kollajen, elastik, retiküler tellerle bazı hücre yapışma molekülleri içeren hücreler arası madde.
Zemin nemölçeri : Su molekülündeki hidrojen çekirdekleriyle yavaşlatılan nötronları sayarak, zemin suyu düzeyini belirlemeye yarayan hızlı nötron kaynaklı ölçüm aygıtı.
Zeminli : Zemini olan. İlgili cümle: "Kerpiç duvarlı, toprak zeminli olan bu yere Toprak Palas derlerdi." A. Gündüz.
Zeminniyh : < Far. zemîn: zeminlik; sığnak; bodrum
Zemin ile ilgili Cümleler
- Tüm mutfak zemini üzerinde su vardı.
- Zemin çok kayalıktı.
- Biz bu durumda oldukça sallantılı bir zemin üzerindeydik.
- Yarın sabah zemini paspas edeceğime söz veriyorum.
- Zemin çok eğriydi.
- Zemin gıcırdadı.
- Zemin çok soğuk.
- Zemin çöktü.
- Zemin çamurlu.
- Lütfen kirli zemini temizle.
- Ali zemini süpürdü.
- Komşunun kedisi süt fincanını zemin karoları üzerine döktü.
- Mutfak zeminini temizlemek için daha fazla zaman harcamak istemedim.
- Zemin çok soğuktu.
Diğer dillerde Zemin anlamı nedir?
İngilizce'de Zemin ne demek? : n. backcloth, backdrop, background, bed, floor, ground, groundwork, level, stage
pref. ground
Fransızca'da Zemin : sol [le], fond [le]
Almanca'da Zemin : n. Erde, Flur, Fond, Unterboden
Rusça'da Zemin : n. земля (F), почва (F), фон (M), грунт (M), основа (F)

Bu kısımda Zemin nedir? Zemin ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Zemin tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Zemin hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.