Backdrop türkçesi Backdrop nedir
- Sahnede arka perde.
- Temel.
- Uygun ortam.
- Sahne arka perdesi.
- Dip perdesi.
- Perde arkası.
- Arka perde.
- Zemin.
- Fon.
- Dip bezemini örten perde.
- Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Backdrop ingilizcede ne demek, Backdrop nerede nasıl kullanılır?
Backdrops : Sahne arka perdesi. Fon. Perde arkası. Uygun ortam. Arka perde. Temel. Sahnede arka perde. Zemin.
Backdraft : Bir yangının tüm oksijeni tüketmesinden sonra ortama yeni oksijen eklenmesi halinde patlaması. Bir boru veya bacadan geriye doğu olan su veya hava akışı. Yangın patlaması.
Backdraught : Bir yangının tüm oksijeni tüketmesinden sonra ortama yeni oksijen eklenmesi halinde patlaması. Geri akış. Yangın patlaması. Bir boru veya bacadan geriye doğu olan su veya hava akışı. Arka çekiş.
Backdate : Daha önceki bir tarihten gecerli kılmak. Öncesini kapsamak üzere geçerli kılmak. Daha önceki bir tarihten geçerli kılmak. Daha önceki bir tarihten itibaren geçerli kılmak. Eski tarih koymak. Daha eski bir tarih atmak. Daha erken bir tarih uygulamak. Öne çekmek. Tarihi öne almak. Öne almak.
Backdate to : İtibaren geçerli saymak.
Backdown : Sözünden dönme. Cayma. Vazgeçme.
Back alley abortion : Yasadışı kürtaj. Özel bir evde veya derme çatma bir klinikte yetkisiz bir kimse tarafından gerçekleştirilen kürtaj (özellikle kürtajın abd'de yasallaştırılmasından önce). Arka sokak kürtajı. Yasadışı ve sağlıksız koşullarda yapılan kürtaj.
Back and fill : Rüzgara karşı volta vurmak. Kararsız olmak.
Back and forth : Aşağı yukarı. İleri geri.
Back and belly : Giyim ve besin. Giyecek ve gıda.
İngilizce Backdrop Türkçe anlamı, Backdrop eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Backdrop ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Backing track : Bir şarkının, sahnede az sayıda çalgıyla icrasını sağlamak amacıyla, arka planda kullanılmak üzere canlı icra edilecekler dışındaki seslerini içeren önceden kaydedilmiş hali.
Abecedarian : Okumayı yeni öğrenen kimse. Alfabenin harfleri ile ilgili. Çok kolay. Çok basit. Alfabetik olarak düzenlenmiş.
Backgrounds : Geri plan. Arka plan. Sosyal çevre. Özgeçmiş. Geçmiş deneyimler. Geçmiş.
Grounding : Topraklama. Bir iletken ile toprak (yerkabuğu) arasında elektriksel bağlantı kurma. Köklü bilgi. Bilgilenme. Topaklama. Temel bilgisi. Karaya oturma. Uçağın hizmetten alınması. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Floor : Taş döşemek. Tam gaz vermek. Afallatmak. Jimnastik, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İşliklerde film çevirmekte kullanılan uzun, geniş, yüksek, hangar biçiminde, içinde aydınlatmayı, alıcı devinimlerini, bezem kurmayı kolaylaştıracak düzeni bulunan yapı. tv. bir yayının hazırlandığı işlik ya da işliğin bir bölümü. Yer. Şaşırtmak. Yere yıkmak. Köklemek. Yeri kaplamak.
Base : Aşınma taban düzeyi. Altlık. Başlangıç ya da temel sayılan yer ya da nesne. transistorun salgıcı ile toplacını ayıran kesimi. Üs. Akarsuların aşındırma yapabildiği en aşağı düzey. Kelime kök ve gövdelerinin çekim eki almamış yalın durumu: taş, işçi, bilgili, terbiye, ciltle-, ayakkabı, aktualite, planlama vb. Kök. Dayandırmak. Kaide.
Baseline : Taban çizgisinde. Başlama hattı. Referans hattı. Taban hizası. Bir beyzbol sahasında koşucunun bir bölgeden diğerine koştuğu alan (beyzbol). (yazım) harflerin tabanlarının oturduğu varsayılan hayali çizgi (g, y, p, q, ve j harflerinin kuyrukları dışarıda kalarak). Dayanak. Başlama çizgisi. Esas alınan çizgi.
Beds : Yatacak yer. Katman. Mezar. Çiçeklik. Nehir yatağı. Tarh. Tabaka. Yatak.
Ground : Hareket izni vermemek. Yere sermek. Kayaçların ufalanıp ayrışmasından oluşan ve içine organik kalıntılar karışmış olan yeryüzünün en üst katmanı. Yere indirmek. Kurmak. Kırsal toprak. (gemi) karaya oturmak. Dayanmak. Yer. Karaya oturtmak.
Fund : Yatırmak. Yedek anamal. Özel yatırım. Ödenek. Sermayeye çevirmek. Yatırım yapmak. Finanse etmek. Yaygın ve birleşik üretim ve yapım ortaklıklarına ilişkin dokuncaları karşılamak amacıyla yıllık net gelirlerden belirli bir oranda ayrılan karşılık. Belirli bir alandaki etkinliğin gerçekleştirilmesi için ayrılmış para ya da aynı işlevi gören varlıkların tümü. gerçek veya tüzel kişiler adına finansal kurum tarafından işletilen kaynak.
Backdrop synonyms : off stage, back cloth, flooring, mother, ground colour, baselines, backcloth, phon, scene, baselined, earth, phonetically, bases, mothered, groundwork, backbones, scenery, basement, archimedean point, back drop, backbone, basal, backstage, backdrops, funds, abecedarians, phons, bed, background, abecederian.

Bu kısımda Backdrop kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Backdrop ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Backdrop anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Backdrop ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.