Backgrounds türkçesi Backgrounds nedir

Backgrounds ile ilgili cümleler

English: We have many things in common: hobbies, educational backgrounds, for instance.
Turkish: Ortak çok şeyimiz var: örneğin hobilerimiz, eğitim durumu.

Backgrounds ingilizcede ne demek, Backgrounds nerede nasıl kullanılır?

Transparent backgrounds : Şeffaf zemin.

Background application : Art bölüm uygulaması. Arka plan uygulaması. Arkaplan uygulaması.

Background area : Önceliksiz alan.

Background check : Güvenlik amaçlı olarak bir kimsenin kimliğinin kontrol edilmesi. (grup ve teşkilatlara üyelik, suç kaydı, iş tecrübesi, eğitim vs gibi konuları içerir). Arka plan araştırması. Sabıka araştırması.

Background color : Arka plan rengi. Zemin rengi. Arkaplan rengi. Arka fon rengi. Artalan rengi.

Background film : Öğretici film gibi dar bir konuyu işlemeyen, belli bir konuda ya da alanda genel bir bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olan film. Öğretici filmden daha az didaktik nitelikte olan, belirli bir konuda genel bilgi vermekle yetinen film çeşidi. Genel bilgi filmi. Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Diplik film.

Background noise : Fon gürültüsü. Bilgi transferine engel olan rastgele sinyaller. Uğultu. Geri plan gürültüsü. Çevre gürültüsü. Zemin gürültüsü. Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Arka plan gürültüsü.

 

Background fill : Arka plan dolgusu. Artalan dolgusu.

Background objects : Artalan nesnelerini.

Background job : Artalan işi. Arka planda gerçekleştirilen iş. Arkaplan işi. Arka plan işi.

İngilizce Backgrounds Türkçe anlamı, Backgrounds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Backgrounds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bygones : Mazi.

Milieux : Muhit. Çevre.

Backseat : Önemsiz konum. Arka koltuk.

Inheritance : Soyaçekim. Bilgisayar, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kişinin ölümünde kalıtlarına geçen mal, hak ve borçların tümü. Kalıt. İrsiyet. Miras. Tereke. Belirli bir özellik veya niteliğin ebeveynden yavrulara aktarılması, ırsiyet. bir bireyin genetik yapılanması. Veraset. Kalıtım.

Mother : Doğurmak. Kaynak. Analık yapmak. Anne gibi davranmak. Köken. Hkr.annelik taslamak. Esas. Valide. Ana. Annelik yapmak.

Earth : (bitki kökünü) toprakla örtmek. Yerküre. Yeryüzü. Hayvan ini. İn. Kara. Dünya. Üzerinde yaşadığımız gezegen. Coğrafya, fizik, uzay alanlarında kullanılır.

Milieu : Bir olayın içinde oluştuğu ve geliştiği durumsal koşullar bütünü. Ortam. Miliyö. Bir bireyin, bir toplumsal kümenin ya da bir toplumun dirimbilimsel, toplumsal, ekinsel yaşamını etkileyebilecek dış etmenlerin tümü. Taraf. Muhit. Çevre.

 

Funds : Para. Devlet sermayesi. Devlet tahvili. Kapital. Fonlar. Para kaynağı. Devlet tahvilleri. Tahvilat.

Bed : Yerleşmek. Gömmek. Katman. Sabitleştirmek. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Altında ve üstünde bulunan kayaçlardan gözle ya da fiziksel olarak az çok açıkça ayrılabilen, kalınlığı 1 cm'den az olmayan tortul kayaç birimi. Oturtmak. Nehir yatağı. Bir su kütlesinin dip bölgesine verilen ad. Yatacak yer.

Groundwork : Ön hazırlıklar. Temel inşaatı. Esas. Temel işleri. Kaide. Yer işi. Alt yapı. Asıl.

Backgrounds synonyms : background knowledge, bypast, heritage, ground colour, departed, phonetically, back story, former, beds, milieus, profiles, ground, back seat, antecedents, case history, profile, backcloth, auto biography, autobiographies, foregone, backing track, background, information, mothered, curriculum vitae, backdrop, biography, antecedental, distances, autobiography, backplane, backseats, fund.

Backgrounds zıt anlamlı kelimeler, Backgrounds kelime anlamı

Play up : Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi). Daha sesli çalmak. Oyun oynamak. Abartmak. Yaramazlık etmek. Sorun çıkarmak. Daha yüksek sesle çalmak. Vurgulamak. Üzerinde durmak. Belirtmek.

Foreground : En öndeki görüntü. Ön plan. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Önplan. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ön. Önalan. Ön plana almak.