Mother türkçesi Mother nedir

  • Doğurmak.
  • Annelik etmek.
  • Kaynak.
  • Köken.
  • Ana.
  • Hkr.annelik taslamak.
  • Analık yapmak.
  • Anne gibi bakmak.
  • Analık.
  • Annelik yapmak.
  • Anne gibi davranmak.
  • Esas.
  • Anne.
  • Valide.
  • Zemin.

Mother ile ilgili cümleler

English: A mother kissed the child.
Turkish: Bir anne çocuğu öptü.

English: "Hee hee," his mother chuckled, shaking her head.
Turkish: Annesi başını sallayarak kıkırdadı.

English: "Soon it will get colder," said Mother Bat. "We will fly south where it is warmer and stay there all winter. This is what it means to migrate. We will travel to a cave where we will meet other bats. This is a wonderful time for us."
Turkish: "Yakında soğuk olacak." dedi anne yarasa. "Daha ılık bir yere uçacağız ve bütün kış orada kalacağız. Göçün anlamı budur. Diğer yarasalarla buluşacağımız mağaraya yolculuk edeceğiz. Bu bizim için harika bir zaman."

English: "Today my mother died." That's how the book The Stranger, by Albert Camus, begins.
Turkish: "Bugün annem öldü." Albert Camus tarafından yazılan "Yabancı" adlı kitap işte bu şekilde başlar.

English: A mother rabbit keeps her babies warm with her own body.
Turkish: Anne tavşan kendi vücudu ile yavrularını sıcak tutar.

Mother ingilizcede ne demek, Mother nerede nasıl kullanılır?

Mother aircraft : Kumanda uçağı.

 

Mother board : Ana kart. Ana levha.

Mother cell : Anahücre. Bölünerek diğer hücre tiplerini veren hücre. Ana hücre.

Mother country : Memleket. Anayurt. Anavatan.

Mother cyst : Diğer kistleri çevreleyen kist. (echinococcus granulosus’un neden olduğu hidatit kistte görüldüğü gibi). Ana kist.

Mother lode : Ana damar.

Mother liquid : Katılaşmadan sonra kalan sıvı. Ana sıvı. Katılaşmakta olan bir sıvıda, cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çözelti. Anasu.

Mother love : Anne sevgisi.

Mother naked : Anadan doğma. Çırılçıplak.

Mother hen : Anaç.

İngilizce Mother Türkçe anlamı, Mother eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mother ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chapter and verse : Kanıtlarla doğruluğunu savunmak. Bir konuya ait tüm ayrıntılar veya gerçekler veya noktalar. Bir alıntıya vb atıfta bulunmak. Bir pasaja yapılan gönderme.

Mammas : Meme.

Body : Beden. Ceset. Bilgisayar, gitar, iktisat alanlarında kullanılır. Cüsse. Karoser. Gövde. Büyük kısım. Kütle. Sesini elektrik ve yardımcı düzenekler aracılığıyla duyurabilen telli çalgıların içi dolu geniş bölümü. Kurul.

Backgrounds : Fon. Sosyal çevre. Arka plan. Geçmiş deneyimler. Özgeçmiş. Geri plan. Geçmiş.

Beareth : Katlanmak. Acı çekmek. Doğum yapmak. Bear (doğurmak). Üretmek. Desteklemek. Taşımak. Dayanmak. İmal etmek.

Context : Bir cümlede, bir konuşmada veya bir metin içinde yer alan herhangi bir kelimenin anlamının daha iyi belirlenebilmesi ve başka anlamlarından ayırt edilebilmesi için, kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkide bulunduğu öteki öge veya ögelerle oluşturduğu bütün. söz gelişi baş kelimesi dün başım çok ağrıyordu ibaresinde «insan başı» anlamına geldiği halde, kumaşın iki başındaki eğrilik ibaresinde «kumaşın uçları», havuz başı, ocak başı, mangal başı sözlerinde «bir şeyin yakını, çevresi», başı çekmek deyiminde «bir işe önayak olmak, öncülük etmek»; her işin başı sağlıktır cümlesinde «esas, temel»; söz başı, ay başı, yıl başı kelime gruplarında «başlangıç», bu çocukla baş edemiyorum cümlesinde ise «hakim olamama, disiplin altına alamama» anlamlarını vermektedir. baş kelimesinin sıralanan örneklerdeki bu birbirinden farklı anlamları, ancak, o cümleler içinde kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkilerde bulunduğu diğer ögelerle oluşturduğu bütün, yani bağlam sayesinde belirlenebilmektedir. Bağlam. İçerik. Şartlar. Bir sözcüğün, tümce içinde birlikte geçtiği ve anlamının belirmesi için incelenmesi gerekebilen tümce kesimleri. bir bilgisayar dizgesindeki görevlerin işletilebilmeleri için işletim dizgesinin sağladığı ortam. Sözün gelişi. Bir olay ya da anlatımın anlamını belirten ve içerimlerini saptamaya yarayan olgusal, kavramsal ya da dizgesel çerçeve. Durum. Ortam.

 

Bases : Dip. Başlangıç sayısı. Üs. Taban. Hidrojen iyonlarını alan kimyasal maddeler. Dayanak. Temel. Baz.

Beginnings : Baş. Bağ.

Descent : Çökme. İniş. Nesil. Baskın. Yokuş. Alçalma. Düşme. Sukut. Madene inme.

Background : Arka plan. Işınım, ses, toz vb. niceliklerini ölçerek yapılan deneylerde, yayıldığı kaynaklar kapalı olduğu ya da çalışmadığı durumlarda da bunların ortamda her zaman bulunan nicelikleri. Özgeçmiş. Bilgisayar, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Taban sayımı. Geçmiş. Artalan. Geçmiş deneyimler. Bir sayaç algıcına, incelenen bir ışımetkin kaynak dışından gelen asalak ışınların yol açtığı saymalar.

Mother synonyms : para i, quadripara, supermom, surrogate mother, give care, puerpera, quintipara, birth, maters, broadest, grounding, backdrops, mater, ma, broader, fonts, bring forth, births, backdrop, bears, basal, care, deliver, bedrocks, ground, mothers, beds, backbone, matronhood, ctrl, bear, extraction, maws.

Mother zıt anlamlı kelimeler, Mother kelime anlamı

Male parent : Erkek ebeveyn. Baba.

Father : Baba. Papaz. Atfetmek. Peder. Baba olmak. Üzerine atmak. Yaratmak. Çocuk yapmak. Babası olmak. Babalık etmek.

Child : Seyahatte. Mecazi anlamda. Yetişkinlere yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse. Tam tarifeye tabi olmayan yaşça küçük kişi. Evlat. Küçük yaştaki oğlan veya kız. Soy bakımından oğul veya kız. Deneyimsiz. Çocuk. Bala.

Mother antonyms : clothed.

Mother ingilizce tanımı, definition of Mother

Mother kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A female parent. To perform the duties of a mother to. Also acting the part, or having the place of a mother. Native, natural. Especially, one of the human race. A woman who has borne a child. To adopt as a son or daughter. Originating. As, mother language. Producing others. Received by birth or from ancestors. A film or membrane which is developed on the surface of fermented alcoholic liquids, such as vinegar, wine, etc., and acts as a means of conveying the oxygen of the air to the alcohol and other combustible principles of the liquid, thus leading to their oxidation. To become like, or full of, mother, or thick matter, as vinegar.