Chapter and verse türkçesi Chapter and verse nedir

  • Kaynak.
  • Bir konuya ait tüm ayrıntılar veya gerçekler veya noktalar.
  • Bir alıntıya vb atıfta bulunmak.
  • Kanıtlarla doğruluğunu savunmak.
  • Bir pasaja yapılan gönderme.

Chapter and verse ile ilgili cümleler

English: Give me chapter and verse.
Turkish: Bana tüm ayrıntıları ver.

Chapter and verse ingilizcede ne demek, Chapter and verse nerede nasıl kullanılır?

Chapter : Bahis. Bölüm. Parça. Dini meclis toplantısı. Bölüm (kitapta). Dernek bölge kuruluşu. Fasıl. Papazlar meclisi. Kısım.

And : Da. Ma. Bir de. Daha sonra. Sonra. Üstelik. De. Hem... hem de. Ayrıca. Da... da... ya da de... de.

Verse : Nazım. Kıta. Şiir yazmak. Koşuk. Ayet. Dörtlük. Mısra. Dize. Şiir.

Give chapter and verse : Detaylı bilgi vermek. Kaynak vermek veya göstermek. Gönderme yapmak. Kaynak göstermek.

İngilizce Chapter and verse Türkçe anlamı, Chapter and verse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chapter and verse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Basis : Esas. Taban. Altyapı. Belkemiği. Özül. Prensip. Kök. Bazis. Mesnet. Köken.

Fonts : Yazıtipleri. Pınar. Vaftiz su kabı. Yazı tipleri. Lambanın gaz haznesi. Memba. Yazı tipi.

Bottoms : Dip tortu. Gemi omurgası. Dayanma gücü. Kıç (argo terim). Dip. Popo. Temel. Alt kenarlar. Alt. Tekne.

 

Derivation : Bir işlevin türevimi alma. birtakım varsayımlardan yola çıkarak doğabilimsel bir yazım geliştirme. Elde etme. Türetme. Vücutta bir yöndeki sıvı ve kanı diğer yöne kaydırma, çekme. kan alma; idrar söktürücü, terletici ve ishal yapıcı ilaçlarla gerçekleştirilir. Saptırma. Ad veya fiil kök ve gövdelerine yapım ekleri getirmek suretiyle eklendiği kökle ilgili yeni anlamlar kazanmış kelime yapma işi: oyun+a-mak, verim+li+lik, yara-r+lı, kum+luk, bin-ici + lik, ben + im + se-mek, bir-le-ş-tir + mek, oku-t-tur-, yan-kı vb. Asıl. Türevini alma. Fizik, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Beginning : İptida. Neşet. İlk adım. Baş. Başlangıç. Milad. Başlangıç noktası. Köken. Esas.

Fount : Pınar. Çeşme. Memba. Font.

Context : Bir cümlede, bir konuşmada veya bir metin içinde yer alan herhangi bir kelimenin anlamının daha iyi belirlenebilmesi ve başka anlamlarından ayırt edilebilmesi için, kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkide bulunduğu öteki öge veya ögelerle oluşturduğu bütün. söz gelişi baş kelimesi dün başım çok ağrıyordu ibaresinde «insan başı» anlamına geldiği halde, kumaşın iki başındaki eğrilik ibaresinde «kumaşın uçları», havuz başı, ocak başı, mangal başı sözlerinde «bir şeyin yakını, çevresi», başı çekmek deyiminde «bir işe önayak olmak, öncülük etmek»; her işin başı sağlıktır cümlesinde «esas, temel»; söz başı, ay başı, yıl başı kelime gruplarında «başlangıç», bu çocukla baş edemiyorum cümlesinde ise «hakim olamama, disiplin altına alamama» anlamlarını vermektedir. baş kelimesinin sıralanan örneklerdeki bu birbirinden farklı anlamları, ancak, o cümleler içinde kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkilerde bulunduğu diğer ögelerle oluşturduğu bütün, yani bağlam sayesinde belirlenebilmektedir. İçerik. Sözün gelişi. Şartlar. Bir olay ya da anlatımın anlamını belirten ve içerimlerini saptamaya yarayan olgusal, kavramsal ya da dizgesel çerçeve. Bağlam. Kontekst. Bir sözcüğün, tümce içinde birlikte geçtiği ve anlamının belirmesi için incelenmesi gerekebilen tümce kesimleri. bir bilgisayar dizgesindeki görevlerin işletilebilmeleri için işletim dizgesinin sağladığı ortam. Durum.

 

Anlage : Başlangıç. Taslak. Bir organ oluşmadan önceki hücre topluluğu. Bir organ veya bölümün ilk fark edilebilir taslağı.

Authorship : Eser sahipliği. Müelliflik. Köken. Yapıt yaratmayı kendine uğraşı yapma işi. Muharrirlik. Yazarlık.

Birth : Yeni bir bebeğin dünyaya geliş olayı. Soy. Köken. Doğum. Neşet. Nesil. Sop. Başlangıç. Doğma.

Chapter and verse synonyms : aggregator, breeder, contexts, births, font.