Context türkçesi Context nedir

  • Genel durum.
  • İçerik.
  • Şartlar.
  • Ortam.
  • Bağlam.
  • Kontekst.
  • Durum.
  • Kaynak.
  • Bir sözcüğün, tümce içinde birlikte geçtiği ve anlamının belirmesi için incelenmesi gerekebilen tümce kesimleri. bir bilgisayar dizgesindeki görevlerin işletilebilmeleri için işletim dizgesinin sağladığı ortam.
  • Sözün gelişi.
  • Bir olay ya da anlatımın anlamını belirten ve içerimlerini saptamaya yarayan olgusal, kavramsal ya da dizgesel çerçeve.
  • Bir cümlede, bir konuşmada veya bir metin içinde yer alan herhangi bir kelimenin anlamının daha iyi belirlenebilmesi ve başka anlamlarından ayırt edilebilmesi için, kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkide bulunduğu öteki öge veya ögelerle oluşturduğu bütün. söz gelişi baş kelimesi dün başım çok ağrıyordu ibaresinde «insan başı» anlamına geldiği halde, kumaşın iki başındaki eğrilik ibaresinde «kumaşın uçları», havuz başı, ocak başı, mangal başı sözlerinde «bir şeyin yakını, çevresi», başı çekmek deyiminde «bir işe önayak olmak, öncülük etmek»; her işin başı sağlıktır cümlesinde «esas, temel»; söz başı, ay başı, yıl başı kelime gruplarında «başlangıç», bu çocukla baş edemiyorum cümlesinde ise «hakim olamama, disiplin altına alamama» anlamlarını vermektedir. baş kelimesinin sıralanan örneklerdeki bu birbirinden farklı anlamları, ancak, o cümleler içinde kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkilerde bulunduğu diğer ögelerle oluşturduğu bütün, yani bağlam sayesinde belirlenebilmektedir.
  • Bilgisayar, bilişim, gramer alanlarında kullanılır.
 

Context ile ilgili cümleler

English: There's a movement from a context to another.
Turkish: Bir bağlamdan diğerine bir hareket var.

English: The context is important.
Turkish: İçerik önemlidir.

English: Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.
Turkish: Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.

English: I don't want to learn words without context.
Turkish: Bağlam olmadan kelimeler öğrenmek istemiyorum.

English: Sentences bring context to the words. Sentences have personalities. They can be funny, smart, silly, insightful, touching, hurtful.
Turkish: Cümleler kelimelere içerik getirir. Cümlelerin kişilikleri vardır. Onlar komik, akıllı, aptal, anlayışlı, dokunaklı, incitici olabilirler.

Context ingilizcede ne demek, Context nerede nasıl kullanılır?

Context editor : Bağlam editörü.

Context free : Bağlamdan bağımsız. Bağlam duyarsız.

Context menu : Bağlam menüsü. Komutlar listesi veya seçenekler (örneğin, sağ fare düğmesini tıklamak, orta fare tuşuna tıklama ile yapılan işlem, vs.). Açılır menü. Grafik kullanıcı arabiriminde etkinleştirildikten sonra geçici olarak görünen menü. İçerik menüsü.

Context record : Bağlam kaydı. İçerik kaydı.

Context restricted : Bağlama bağlı.

Keyword in context index : Bağlam içinde anahtar-sözcük dizini. Belgelemede, anahtar-sözcüklerin abece, sırasında ve bağlamlarıyla birlikte, geçtikleri yeri de gösterir biçimde düzenlenmiş listesi, bk. söz bağlamı. Kapsam içinde anahtar-sözcük dizini.

 

Available context : Kullanılabilir bağlam. Kullanılabilir içerik.

Context switching : Bağlam değiştirmesi. İçerik değiştirmesi.

In a different context : Farklı koşullar altında. Farklı durumlar altında. Farklı bir bağlamda. Değişik bir zamanda.

Hyperlink context menu : Hiper bağ içerik mönüsü. Üst bağ içerik menüsü.

İngilizce Context Türkçe anlamı, Context eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Context ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Implicit : Kesin. İma edilen. İmalı. İçkin. Tam. Üstü kapalı. Kapalı. Örtük. Dolaylı olarak anlaşılan.

Ingredients : İçindekiler. İçindeki malzemeler. Malzeme. İçerik öğeleri. Malzemeler. Harç. İçerik maddeleri.

Ingredient : Malzeme. Cüz. Etken. Muhteva. İngrediyent. Bileşim maddesi. Katkı maddesi. Bileşen. Bir şeyin terkibine giren madde.

Authorship : Köken. Müelliflik. Muharrirlik. Yazarlık. Yapıt yaratmayı kendine uğraşı yapma işi. Eser sahipliği.

Linguistic context : Dilsel bağlam. Dil bağlamı.

Atmosphere : Basınç birimi. Muhit. Havayuvarı. Yeryuvarı çevreleyen gaz karışımı. Coğrafya, uzay, kimya, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Havaküre. Bir oyunun anlamını belirten tinsel durum. Yaratılan hava. Çevre.

Attitudes : Bir eşya. Davranış. Düşünce. Fikir. Düşünce ve tepki. Tutum. Mal veya fikre karşı uzun süreli duygu. Tutumlar. Duruş.

Bottoms : Tekne. Dayanma gücü. Alt kenarlar. Popo. Kıç (argo terim). Gemi omurgası. Kabın dibinde toplanan sıvı. Temel. Alt. Dip tortu.

Fount : Memba. Çeşme. Font. Pınar.

Sheaf : Demet. Deste. Demet yapmak. Demetlemek. Tomar. Bağ.

Context synonyms : context of use, situation, derivation, births, terms, aromas, ambit, circumstances, setting, sheafs, wisp, climates, binding, meanings, ambient, covenants, bunch, ambiences, deref, chapter and verse, specifications, configuration, conjunctures, discourse, case, contains, wisps, contenting, state of affairs, atmospheres, ball game, air, estate.

Context ingilizce tanımı, definition of Context

Context kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Close. To unite closely. Firm. Knit or woven together. The part or parts of something written or printed, as of Scripture, which precede or follow a text or quoted sentence, or are so intimately associated with it as to throw light upon its meaning. To knit or bind together.