Fount türkçesi Fount nedir

Fount ile ilgili cümleler

English: I like writing with a fountain pen.
Turkish: Dolmakalemle yazmayı severim.

English: I have lost my new fountain pen.
Turkish: Yeni dolma kalemimi kaybettim.

English: Ali stopped at the water fountain to get a drink.
Turkish: Ali su içmek için bir çeşmede durdu.

English: A young woman was singing and playing the guitar in front of the fountain.
Turkish: Genç bir kadın çeşmenin önünde şarkı söyleyip gitar çalıyordu.

English: I want to build a fountain in my garden.
Turkish: Bahçemde bir çeşme yapmak istiyorum.

Fount ingilizcede ne demek, Fount nerede nasıl kullanılır?

Fountain : Köken. Asıl. Kaynak. Süs havuzu fıskiyesi. Memba. Pınar. Çeşme. Fıskiye. Aslanağzı.

Fountain head : Asıl. Çıkış noktası. Pınar başı. Kaynak.

Fountain of youth : Gençlik çeşmesi.

Fountain pen : Dolma kalem. Dolmakalem. Stilo.

Fountainhead : Çeşme. Pınar başı. Memba (akarsu). Asıl kaynak. Ana kaynak. Kaynak. Pınar. Memba.

Found a state : Devlet kurmak.

Founts : Kaynak. Memba. Font. Çeşme. Pınar.

Water fountain : Su çeşmesi. Çeşme. Musluk. İçme suyu çeşmesi. Soğuk içme suyunu dağıtan aparat.

Found a solution : Bir şeyi çözmek veya düzeltmek için bir yol bulmuş. Bir çözüm buldu. Bir çözüm bulmuş.

 

Fountainheads : Çeşme. Memba. Pınar. Kaynak. Asıl kaynak. Memba (akarsu). Pınar başı. Ana kaynak.

İngilizce Fount Türkçe anlamı, Fount eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fount ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sources : Kaynakça. Yararlanılan kaynak. Kaynaklar. Menşe. Ortaklığın anamalı dışında kalan ve anamal gibi işlem gören varlıklarının (yedek akçe ve yabancı kaynaklar gibi) tümü. Menabii.

Bold face : Koyu renk yazılmış. Koyu yazı tonu. Koyu renk ile yazılmış. Siyah harflerle yazılmış.

Well head : Sebil. Kuyu ağzı. Kuyu başı. Kuyu üzerine kurulan yapı. Kuyu kafası.

Anlage : Taslak. Başlangıç. Bir organ veya bölümün ilk fark edilebilir taslağı. Bir organ oluşmadan önceki hücre topluluğu.

Birth : Nesil. Veladet. Dünyaya getirme. Doğuş. Neşet. Tevellüt. Başlangıç. Sop. Köken.

Bubblers : İçme fıskiyesi. Su içilen pınar. Su çeşmesi. Gaz verici. Fıskiyeli çeşme.

Derivation : Bir önsayıt, öncül ya da genellikten çıkarım yoluyla üretilmiş olma. Asıl. Elde etme. Türetim. Ad veya fiil kök ve gövdelerine yapım ekleri getirmek suretiyle eklendiği kökle ilgili yeni anlamlar kazanmış kelime yapma işi: oyun+a-mak, verim+li+lik, yara-r+lı, kum+luk, bin-ici + lik, ben + im + se-mek, bir-le-ş-tir + mek, oku-t-tur-, yan-kı vb. Türeme. Türetme. Türevini alma.

Tap water : Şebeke suyu. Musluk veya şebeke suyu. Kullanma suyu. Musluk suyu. Kullanım suyu. Çeşme suyu.

Type : Daktiloyla yazmak. Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi. seyirci tarafından özellikleri bilinen ve kavramları getiren derinliği olmayan oyun kişisi. hiçbir ruhsal gelişimi yoktur. davranışlarıyla anlaşılır ve her oyunda aynı yolda hareket eder. örnek : kavuklu, pişekar, pantalone, arlekino, vb. Örnek. Matbaa harfi. Ölçün örnek. Tip. İçerik, biçim ve amaç yönünden özellik gösteren bir sanat çeşidi. Hurufat. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır. Tür.

 

Fount synonyms : bicameral script, screen font, plumbing fixture, unicameral script, fixed width font, constant width font, helvetica, type family, typewriter font, founts, context, fountain, proportional font, fountainhead, black letter, spring, bubbler, raster font, beginning, headwaters, mines, contexts, mine, case, typeface, fonts, font cartridge, face, authorship, chapter and verse, sans serif, aggregator, bottoms.

Fount zıt anlamlı kelimeler, Fount kelime anlamı

Proportional font : Orantılı yazıyüzü. Orantılı font.

Fount antonyms : fixed width font.

Fount ingilizce tanımı, definition of Fount

Fount kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A font. A fountain.