Sources türkçesi Sources nedir

  • Yararlanılan kaynak.
  • Kaynakça.
  • Kaynaklar.
  • Menabii.
  • Kaynak.
  • Memba.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Ortaklığın anamalı dışında kalan ve anamal gibi işlem gören varlıklarının (yedek akçe ve yabancı kaynaklar gibi) tümü.
  • Menşe.

Sources ile ilgili cümleler

English: Chicken, tuna and soybeans are good sources of protein.
Turkish: Tavuk, ton balığı ve soya fasulyesi iyi protein kaynaklarıdır.

English: 31 percent of Germany's electricity comes from renewable energy sources.
Turkish: Almanya'nın elektriğinin yüzde 31'i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanır.

English: What are your sources of information?
Turkish: Bilgi kaynakların neler?

English: We'll use energy sources such as the sun and wind.
Turkish: Biz güneş ve rüzgar gibi enerji kaynakları kullanacağız.

English: What are some good sources of protein?
Turkish: Bazı iyi protein kaynakları nelerdir?

Sources ingilizcede ne demek, Sources nerede nasıl kullanılır?

Sources of accident : Kaza nedenleri. Kazaların oluşunu doğuran nedenler.

Bibliographical sources : Bibliyografik kaynaklar. Referans olarak kullanılan kitaplar. Kaynakça malzemesi.

Calcium sources : Başlıca kireç taşı, tebeşir, midye-istiridye kabuğu, yumurta kabuğu, kalsiyum karbonat, kalsit, kalsiyum sülfat, kalsiyum asetat, kalsiyum laktat, kalsiyum fosfat gibi bileşiklerden oluşan yem katkı maddeleri. Kalsiyum kaynakları.

 

Cobalt sources : Yem katkı maddesi olarak kullanılan, başlıca kobalt sülfat, kobalt klorit, kobalt karbonat, kobalt oksit ve kobalt fosfattan oluşan mineral kaynakları. Kobalt kaynakları.

Formaldehyde treatment of protein sources : Protein kaynaklarının formaldehitle işlenmesi. Korunmuş protein.

Reference sources : Sözlük, bilgilik, yıllık, kılavuz, özgeçmiş yazımları ya da konuya ilişkin basılı çalışmalar gibi bir alandaki gözlem verilerini tümleyici ek bilgi kaynakları. Başvuru kaynakçaları.

Magnesium sources : Magnezyum eksikliğinde kullanılan, magnezyum sülfat, magnezyum oksit ve magnezyum karbonat gibi magnezyumlu bileşikler. Magnezyum kaynakları.

Master output sources : Ana çıkış kaynakları.

Natural mineral sources : Tuz, potasyum klorit, kalsit, kalsiyumkarbonat, çöktürülmüş tebeşir, dolomit taşı, kemik unu, kaya fosfatı, kil gibi maddeler. Doğal mineral kaynakları.

From various sources : Farklı yerlerden. Değişik kaynaklardan.

İngilizce Sources Türkçe anlamı, Sources eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sources ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Headwater : Su başı.

Birth : Başlangıç. Neşet. Dünyaya getirme. Doğuş. Tevellüt. Türe özgü normal gebelik süresi sonunda yavrunun ve plasentanın döl yatağı içi ortamdan dış ortama geçiş süreci, yavrulama. Veladet. Doğurma. Kodak kökeni.

Wellspring : Köken.

Jumping off place : Dünyanın öbür ucu. Başlangıç yeri. Başlama noktası.

Roots : Kökler.

Aalen estimator : Aalen tahmincisi.

 

Cradle : Beşik. Yetiştirmek. Kızak gemi. Kırık kemiğin sarıldığı tahta parçaları. Trapezin oturma yeri. Kızak (gemi). Başlangıç. Sakınmak. Oturak. Büyütmek.

Fonts : Pınar. Yazı tipi. Yazı tipleri. Vaftiz su kabı. Yazıtipleri. Lambanın gaz haznesi.

Incomings : Yeni. Fonlar. Yeni gelen. Yeni başlayan. Girme. Giren. Ele geçen. Gelirler. Yeni (hükümet veya yıl).

Sources synonyms : place of origin, point of departure, golconda, rootage, trailhead, trail head, table of authorities, birthplace, headspring, literature, home, provenance, basis, wellhead, a level, facility, fount, a posteriori analysis, authorities, beginning, goldmine, origin, point source, the beginning, aggregator, bibl, a posteriori information, genesis, lineages, provenances, chapter and verse, references, abadir test.