Basis türkçesi Basis nedir

  • Özül.
  • Kök.
  • Menşe.
  • Gramer, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Belkemiği.
  • İlke.
  • Kaynak.
  • Temel, taban, kaide.
  • Köken.
  • Taban.
  • Üs.
  • Altyapı.
  • Fiyat farkı.
  • Kaide.
  • Bir malın ya da taşınır değerin cari fiyatıyla gelecek (future) fiyatı arasındaki fark.
  • Bazis.
  • Prensip.
  • Temel.
  • Dayanak.
  • Tarihsel özdekçiliğe göre, toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin tümü.
  • Esas.
  • Kelime kök ve gövdelerinin çekim eki almamış yalın durumu: taş, işçi, bilgili, terbiye, ciltle-, ayakkabı, aktualite, planlama vb.
  • Mesnet.

Basis ile ilgili cümleler

English: Mystery creates wonder and wonder is the basis of man's desire to understand.
Turkish: Gizem merak yaratır ve merak, insanın anlama isteğinin temelidir.

English: Compassion is the basis of all morality.
Turkish: Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.

English: Everyone has the right to education. Education shall be free, at least in the elementary and fundamental stages. Elementary education shall be compulsory. Technical and professional education shall be made generally available and higher education shall be equally accessible to all on the basis of merit.
Turkish: Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlk öğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır.

 

English: Discrimination on the basis of gender is prohibited.
Turkish: Cinsiyet temelli ayrımcılık yasaklanmıştır.

English: The will of the people shall be the basis of the authority of government; this will shall be expressed in periodic and genuine elections which shall be by universal and equal suffrage and shall be held by secret vote or by equivalent free voting procedures.
Turkish: Halkın iradesi kamu otoritesinin esasıdır; bu irade, gizli şekilde veya serbestliği sağlayacak muadil bir usul ile cereyan edecek, genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak olan devri ve dürüst seçimlerle ifade edilir.

Basis ingilizcede ne demek, Basis nerede nasıl kullanılır?

Basis capituli : Bazis kapituli. Kenelerde ağız organellerinin (keliserler) bulunduğu apikal bölge.

Basis cordis : Bazis kordis. Kalp kaidesi.

Basis cranii : Kafatası tabanı. Kranyum tabanı. Eksterna ve interna olmak üzere kafatasının tabanının, for. magnum'dan ala vomeris'e kadar olan kesimi, bazis krani. Bazis krani.

Basis for a topology : Topoloji tabanı.

Basis of a linear space : Doğrusal uzay tabanı.

Basis of a space : Bir uzayın doğurayı. Bir uzayın tabanı.

Basis vectors : Temel yöneyler. Taban vektörleri.

Basis of assessment : Vergi konusunun mükellef tarafından beyan edilen veya vergi takdir komisyonlarınca belirlenen ve matraha temel oluşturan parasal değeri. bu değer genellikle vergi dönemindeki rayiç bedel olup, bina, arsa veya araziye ilişkin vergi değerinin nasıl belirleneceği emlak vergisi kanunu ile ona bağlı tüzüklerde belirtilmiştir. Vergi temel değeri. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Vergi hesaplamasına esas olan matrah. Vergi değeri. Verginin sayışımına dayanak olan temel değer.

 

Accrual basis of accounting method : Tahakkuk temelli muhasebe yöntemi. Taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre gelecek dönemlerde gerçekleşek gelir veya giderleri ilgili oldukları muhasebe döneminin mali tablolarına yansıtmak amacıyla kullanılan muhasebe yöntemi.

Real basis for taxation : Gerçek usulde vergileme. Vergi usul kanunu hükümlerine göre tutulan defter kayıtları esas alınmak suretiyle, verginin, yükümlüsünün bildirimde bulunduğu kar üzerinden belirlenmiş bir oranla vergilendirilmesi.

İngilizce Basis Türkçe anlamı, Basis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Basis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Baseplate : Taban plakası. Temel olarak kullanılan metal tabaka (mekanik). Alttabaka. Alt tabaka. Baseplat.

Abecedarian : Alfabetik olarak düzenlenmiş. Çok kolay. Çok basit. Alfabenin harfleri ile ilgili. Okumayı yeni öğrenen kimse.

Dados : Sütun gövdesi. Kürsü taşı. Taban taşı. Süpürgelik. Lambri. Lambrilemek.

Chines : Çini. Özellikle ingiltere'nin wight ve dorset adalarında. Benekli desenli. Sırttan çıkarılan et. Yan kirişi. Derin ve dar vadilere verilen isim. Bel kemiği. Omurga (hayvan).

Element : Cevher. Ana unsur. Birincil parçalardan herhangi biri veya bir şeyin ögeleri. aynı cins atomlardan yapılmış ve daha basit maddelere parçalanamayan basit bir madde. Bilgisayar, fizik, kimya, sinema, televizyon, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Unsur. Bir halkbilim olay ya da ürününün en küçük birimi, bk. örge, anakonu, örge tümgesi, örnek. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri. Rükün. Bir dalgalığı oluşturan parçalardan her biri.

Guidelines : Tüzük. Kural. Meselenin ana çekitleri. Yönergeler. Yönetmelik. Ana hatlar. Öneriler. Yönlendirici ilkeler.

Source : Haber kaynağı. Tedarik etmek. Memba. Sebep. Göze. Edinmek. Işık, elektromagnetik dalga gibi erke türlerini üretip dışarı salan cisim ya da yer. Uzay, madencilik alanlarında kullanılır. Göz.

Architraves : Sütun baş tabanı. Baştaban. Sütun baştabanı. (sütun) baştaban. Arşitrav.

Guideline : Kılavuz. Hat. Yönerge. Anahatlar. Hakim. Uçak kılavuz ipi. Ana hatlar. Standart kural.

Fountain : Fıskiye. Çeşme. Aslanağzı. Memba. Süs havuzu fıskiyesi. Pınar. Asıl.

Basis synonyms : meat and potatoes, lineages, home base, spine, doctrine, provenances, bedrock, authentic, backdrops, spina, heritage, footplate, cause, spines, provenance, bedplate, derivation, price difference, bases, body, anlage, etymon, foundation, birth, abuttal, dogma, formula, headstock, lineage, ground row, bedrocks, basement, bedplates.

Basis ingilizce tanımı, definition of Basis

Basis kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The foundation of anything. That on which a thing rests.