Ground türkçesi Ground nedir

  • İyileşmek.
  • Kırsal toprak.
  • Kurmak.
  • Karaya oturtmak.
  • (gemi) karaya oturmak.
  • Dayandırmak.
  • Topraklamak.
  • Çakmak.
  • Toprak.
  • Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Zemin.
  • Yere indirmek.
  • Temel neden.
  • Yer.
  • Hareket izni vermemek.
  • Dayanmak.
  • Uçurtmamak (uçağı).
  • Kayaçların ufalanıp ayrışmasından oluşan ve içine organik kalıntılar karışmış olan yeryüzünün en üst katmanı.
  • Kent içinde, dışında ya da kent sınırları yakınında tarım etkinliklerine ayrılmış ya da bölünerek ve altyapısı hazırlandıktan sonra kentsel yerbölümler durumuna getirilmeye elverişli geniş yerlere verilen ad.
  • Yere sermek.

Ground ile ilgili cümleler

English: Ali changed everything from the ground up.
Turkish: Ali tepeden tırnağa her şeyi değiştirdi.

English: Ali wrote on the ground with a stick.
Turkish: Ali bir sopayla yere yazdı.

English: Adultery was a ground for divorce.
Turkish: Zina bir boşanma nedeniydi.

English: After the earthquake, people stared into the deep hole in the ground in surprise.
Turkish: Depremin ardından, insanlar şaşkınlıkla yerdeki derin çukura baktılar.

English: Ali shot John until he fell to the ground dead.
Turkish: Ali John'a ölüp yere düşene kadar ateş etti.

Ground ingilizcede ne demek, Ground nerede nasıl kullanılır?

Ground air communications : Yer hava haberleşmesi. Yer-hava iletişimi.

 

Ground air guided missile : Yerden havaya güdümlü füze.

Ground almond hulls : Badem meyvesinin dışını örten sert kabukların kurutulup öğütülmesiyle elde edilen bir yan ürün. Öğütülmüş badem kabukları.

Ground angle shot : Alttan görüş. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının, yatay ekseni üzerinde, merceği yukarıya dönük olarak yerleştirilmesi, böylece aşağıdan yukarıya doğru eğik bir görüşün ortaya çıkması durumu.

Ground antenna : Toprak anteni.

Ground beetles : Tarım yönünden kimi zararlı, kimi yararlı birçok türü içine alan ve asalak soluncanlara arakonakçı olanlarıyle ayrıca ilgimizi çeken, genellikle gececi, kınkanatlılar familyası. Karafatmalar.

Ground breaking ceremony : Temel atma töreni.

Ground cable : Toprak kablosu. Topraklama teli. Halat. Yeraltı kablosu. Toprak hattı. Akımsakların toprak ucunu gövdeye bağlayan kalın iletken. Topraklı kablo. Balon bağlama kablosu.

Ground cloth : Yer bezi. Yaygı. Sahne yaygısı. Saline tabanı üzerine serilen oyun yaygısı.

Ground clutter : Toprağın bozucu etkisi. Yerden parazit yankılar. Yer yansısı.

İngilizce Ground Türkçe anlamı, Ground eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ground ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shipwrecks : Mahvolmak. Karaya oturmak. Harap olmak. Gemi kazaları. Kaza yapmak (denizde). Yıkılmak.

Arrive : Ulaşmak. Doğmak. Bir ereğe ulaşmak. Başarmak. Gelip dayanmak. Varmak. Üstesinden gelmek. Ayak basmak. Yetişmek.

Abides : Katlanmak. Beklemek. Sadik kalmak. Kurala uymak. Çekmek. Baki kalmak. Kalmak. Sadık kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Durmak.

 

Backdrops : Perde arkası. Sahnede arka perde. Arka perde. Fon. Temel. Sahne arka perdesi. Uygun ortam.

Kayoing : Nakavt. Çarpmak. Şok etmek. Darbe. Afet. Vurmak. Nakavt etmek.

Landmass : Büyük kara parçası. Kıta.

Terra firma : Yeryüzü. Kuru arazi. Kara. Kara toprak.

Bottom line : Netice. Hareketli bir balıkçı gemisinin arkasından bırakılarak taşlık, kırmalık yerlerde sürütmek suretiyle av yapan oltalar. Sonuç. Dip sürütmesi. Temel sebep. (bilançoda) nihai kar-zarar hanesi. Alt çizgi. Sözün özü. Uzun lafın kısası.

Plain : Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri. Süssüz. Vuzuh. (sürekli) şikayet etmek. Sadelik. Düzlük. Sade. Düz. Açıklık. Sade bir biçimde.

Solid ground : Sağlam zemin. Katı zemin. Katı temel. Sağlam temel. Güçlü temel.

Ground synonyms : rational motive, coastal plain, physical object, glebe, attribute, carry, cock, ameliorated, land mass, world, floor, stranding, grounding, cape, wherefore, ameliorating, beachfront, predicate, basing, bear, flooring, founds, brew, cotton on to, strand, found, earthen, down, fail, shipwrecking, score, be predicated on, mothered.

Ground zıt anlamlı kelimeler, Ground kelime anlamı

Unfasten : Açmak. Çözülmek. Açılmak. Gevşemek. Gevşetmek. Koyuvermek. Çözmek.

Ground ingilizce tanımı, definition of Ground

Ground kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To lay, set, or run, on the ground. To run aground. The outer crust of the globe, or some indefinite portion of it. To strike the bottom and remain fixed. The surface of the earth. As, the ship grounded on the bar.