Education türkçesi Education nedir
- Eğitim.
- Terbiye.
- İlkellerde çocukların ilerde yapacakları işleri, görevleri, davranış biçimleriyle ilgili olarak onların erginlik çağına girinceye dek aileleri, akrabaları ve toplumun yaşlı üyelerince geleneklere uygun biçimde eğitilmeleri, yetiştirilmeleri.
- Yetiştirme.
- Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.
- Yeni kuşakların, toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlanırken, gerekli bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme etkinliği. önceden saptanmış amaçlara göre insanların davranımlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi. belli bir konuda, bir bilgi ya da bilim dalında yetiştirme ve geliştirme. her kuşağa, geçmişin bilgi ve deneylerini düzenli bir biçimde aktarma ya da kazandırma işi. eğitim ruhbilimi, eğitim felsefesi, eğitim tarihi, öğretim programları, özel ve genel öğretim yöntemleri, öğretim teknikleri, yönetim, denetim vb. eğitim ' ve öğretim alanlarını kapsamak üzere öğretmen, yönetici ve eğitim uzmanı yetiştirmek amacıyla ilgililer için düzenlenen bütün kurslara ve bu kurslarla ilgili bilimsel çalışmalara verilen genel ad. eğitbilim.
- Eğitme.
- Öğretim.
- Eğitimbilim.
- Pedagoji.
- Öğrenim.
- Tahsil.
- Toplumun genç üyelerinin varolan ekine yetişkin üyelerce bilinçli, amaçlı ve düzenli biçimde hazırlanması süreci.
- Eğitim ve öğretim.
Education ile ilgili cümleler
English: Everyone has the right to education. Education shall be free, at least in the elementary and fundamental stages. Elementary education shall be compulsory. Technical and professional education shall be made generally available and higher education shall be equally accessible to all on the basis of merit.
Turkish: Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlk öğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır.
English: Ali used to be a special education teacher.
Turkish: Ali bir özel eğitim öğretmeni idi.
English: Finish your education first.
Turkish: Önce eğitimini bitir.
English: Ali said that he thought that education was important.
Turkish: Ali eğitimin önemli olduğunu düşündüğünü söyledi.
English: Denying a quality education to the children of working families is as wrong as denying health care or child care to working families.
Turkish: Çalışan ailelerin çocukları için kaliteli bir eğitimi inkar etmek çalışan aileler için sağlık hizmetlerini ya da çocuk bakımını inkar etmek kadar yanlıştır.
Education ingilizcede ne demek, Education nerede nasıl kullanılır?
Education act : Eğitim kanunu.
Education and culture : Eğitim ve kültür. Genellikle tek devlet bakanlığında birleştirilmiş olan hükümet sorumluluğunun iki önemli yönü.
Education and culture enterprises : Histadrut'un eğitim ve kültürle ilgili olan dalı. Eğitim ve kültür kuruluşları.
Education center : Eğitim merkezi. Eğitim vermeye tahsis edilmiş kurum veya kuruluş.
Education corps : Eğitim kurulu. Eğitim meselelerinde yetkili kurul.
Education leave : Eğitim arası. Bir çalışanın eğitimine devam etmek amacıyla mevcut işine ara verdiği zaman dilimi.
Compulsory primary education age : Her çocuğun, altı yaş ile on beş yaş arasında zorunlu olarak ilköğrenimden geçmesi gereken okuma çağı. Zorunlu ilköğretim çağı.
Education reform : Eğitimde yenilik. Eğitim reformu. Okul ve eğitim standartlarıyla ilgili olarak yasalarda yapılan yenilikler.
Education department : Eğitim bölümü. Eğitimle ilgili meselelerle ilgilenen bölüm. Eğitim departmanı.
Education criteria : Başlangıçta yetişkinler arasındaki okuma yazma oranı ve ortalama eğitim süresi olmak üzere iki değişkenle, daha sonra yalnızca okuma yazma oranıyla hesaplanan ve insani gelişim dizininde kullanılan ölçütlerden biri. krş. gönenç ölçütü, sağlık ölçütü. Eğitim ölçütü.
İngilizce Education Türkçe anlamı, Education eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Education ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dressage : Atın terbiyesi ve binicisiyle uyumu. At terbiyesi. Koşum bağlama. Hayvan terbiyesi. Engel atlama (binicilik). Atı terbiye etme. Atın binicisine uyumlu davranması.
Finding out : Saptama. Anlayarak. Bulup çıkarmak. Öğrenme. Anlama.
Educ : Education (eğitim). Öğrenme. Bilgi aktarımı.
Breeding : Özellikle tırıs ve dörtnal koşma sırasında ve konkur atlarında daha çok görülen, atın yürürken arka ayak nalının ön kısmıyla ön bacağa vurmasıyla meydana gelen, atlarda görülen bir yürüyüş kusuru. Dönüşüm oranı 1 'den büyük olan işlem. Üretme. Soy. Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi, çiftleştirme. Coğrafya, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Edep. Doğurma. Hayvancılık.
Tuition : Okul ücreti. Okul parası. Ders ücreti. Öğrenim ücreti. Okul harcı. Öğrenci harcı. Öğretme. Eğitim ücreti.
Tuitions : Ders ücreti. Öğretme. Okul parası. Eğitim ücreti. Okul harcı. Okul ücreti. Öğrenci harcı.
Instructing : Talimat vermek. Öğretici. Eğitici. Emir vermek. Bilgilendirmek. Öğretme. Talimat veren. Öğretmek. Görevlendirmek. Okutmak.
Training : Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi. Tenis, futbol, bilgisayar, eğitim, masa tenisi, voleybol alanlarında kullanılır. Egzersiz. Staj. Vücudu yarışmanın gereklerine hazırlama. Yetiştirim. Çalışma. Çalıştırma.
Scholarship : Burslu öğrenim. Ciddi çalışma. İrfan. Kimi öğrencilere orta ya da yüksek öğrenimlerini sürdürebilmeleri için, belli bir süre devlet ya da özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bilim. Alimlik. Burs. Bilginlik.
Encashment : Ahzükabz. Ahzukabz. Kendine mal etme. Teslim alma yetkisi. Paraya çevirme. Para alma. Bozdurma. Tahsil etme.
Education synonyms : extracurricular activity, mental object, encyclopaedism, course of instruction, work study program, extension service, team teaching, classroom project, eruditeness, cognitive content, educational activity, study, educations, encyclopedism, grounding, dressing, enlightenment, bringing up, foundation, nurturing, collecting, learnings, rearing, secondary education, content, cultivations, breedings, experience, schoolteaching, didactics, bristlier, lesson, selective breeding.
Education zıt anlamlı kelimeler, Education kelime anlamı
Inactivity : Üşengeçlik. Tesirsizlik. Etkisizlik. Hareketsizlik. Tembellik. Durgunluk. Avarelik.
Inexperience : Toyluk. Yenilik. Tecrübesizlik. Çaylaklık. Acemilik. Görgüsüzlük. Hamlık. Cahillik. Deneyimsizlik.
Education antonyms : unenlightenment.
Education ingilizce tanımı, definition of Education
Education kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The result of educating, as determined by the knowledge skill, or discipline of character, acquired. Also, the act or process of training by a prescribed or customary course of study or discipline. The act or process of educating. He has finished his education. As, an education for the bar or the pulpit.

Bu kısımda Education kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Education ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Education anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Education ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.