Educ türkçesi Educ nedir

Educ ile ilgili cümleler

English: Ali is an educator.
Turkish: Ali bir eğitimci.

English: Ali majored in music education.
Turkish: Ali müzik eğitimi alanında ihtisas yaptı.

English: Ali began to worry about how he was going to pay for his son's education.
Turkish: Ali oğlunun eğitimi için nasıl ödeme yapacağı hakkında endişelenmeye başladı.

English: Ali had little formal education.
Turkish: Ali az örgün eğitim aldı.

English: Ali hasn't had much education.
Turkish: Ali çok eğitim almadı.

Educ ingilizcede ne demek, Educ nerede nasıl kullanılır?

Educability : Eğitilebilirlik. Bir kimsenin öğretimden, deneylerden yararlanabilme, yeniden karşılaştığı koşullara uyabilmesi durumu. Edükabilite. Eğitilebilir olma durumu. Eğitim verilebilirlik.

Educable : Güç eğitilebilir. Güçlükle ve çoğu kez ancak yineleme yoluyla kendisine birtakım şeyler öğretilebilen (çocuk ya da genç). Öğretilebilir. Eğitilebilir.

Educable mentally retarded : Zeka bölümü türlü ölçeklerde sürekli olarak 45-50 ile 70-75 arasında olan geri zekalı kimseler. Eğitilebilir geri zekalılar. Öğretilebilir zeka geriliği.

Educate : Mürekkep yalamak. Terbiye etmek. Yetiştirmek. Öğrenim gördürmek. Okutmak. Eğitmek. Öğretmek. Eğitimden geçirmek.

 

Educated : Öğrenim görmüş. Öğrenimli. Eğitimli. Tahsilli. Mürekkep yalamış. Okumuş. Yetişmiş. Aydın.

Education and culture enterprises : Eğitim ve kültür kuruluşları. Histadrut'un eğitim ve kültürle ilgili olan dalı.

Education center : Eğitim vermeye tahsis edilmiş kurum veya kuruluş. Eğitim merkezi.

Education : Öğrenim. Toplumun genç üyelerinin varolan ekine yetişkin üyelerce bilinçli, amaçlı ve düzenli biçimde hazırlanması süreci. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Tahsil. İlkellerde çocukların ilerde yapacakları işleri, görevleri, davranış biçimleriyle ilgili olarak onların erginlik çağına girinceye dek aileleri, akrabaları ve toplumun yaşlı üyelerince geleneklere uygun biçimde eğitilmeleri, yetiştirilmeleri. Eğitim ve öğretim. Eğitme. Eğitim. Öğretim. Yeni kuşakların, toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlanırken, gerekli bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme etkinliği. önceden saptanmış amaçlara göre insanların davranımlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi. belli bir konuda, bir bilgi ya da bilim dalında yetiştirme ve geliştirme. her kuşağa, geçmişin bilgi ve deneylerini düzenli bir biçimde aktarma ya da kazandırma işi. eğitim ruhbilimi, eğitim felsefesi, eğitim tarihi, öğretim programları, özel ve genel öğretim yöntemleri, öğretim teknikleri, yönetim, denetim vb. eğitim ' ve öğretim alanlarını kapsamak üzere öğretmen, yönetici ve eğitim uzmanı yetiştirmek amacıyla ilgililer için düzenlenen bütün kurslara ve bu kurslarla ilgili bilimsel çalışmalara verilen genel ad. eğitbilim.

 

Educated person : Çelebi.

Education corps : Eğitim kurulu. Eğitim meselelerinde yetkili kurul.

İngilizce Educ Türkçe anlamı, Educ eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Educ ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Edu : Bir üniversiteye veya başkaca bir eğitim kurumunu belirten kısaltma (internet adresleri).

Interpret : Değerlendirmek. Tabir etmek. Açıklamak. Oynamak. Yorumlamak. Anlamını açıklamak. Tercümanlık yapmak. Canlandırmak. Yormak.

Elicit : Ortaya çıkarmak. Temin etmek. Gerçeği ortaya çıkarmak. Çıkarmak. Aydınlatmak. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Öğrenmek. Neden olmak. Tepki göstermek. Edinmek (bilgi).

Trainings : Öğretme. Staj süresi. Alıştırma. Antrenman. Çalışma. Egzersiz. Çalıştırma. Ders. İdman.

Extract : Bir konuya ya da sayışıma ilişkin belirli bir gündeki sonuçları gösteren özet. İhraç etmek. Diş çekmek. Sağlamak. Seçerek almak. Biyoloji, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Seçip çıkartmak. Herhangi bir organ ve dokunun mekanik olarak parçalanmasıyla (homojenizasyon) elde edilen yapı. ekstrakt. Aktarmak. Sayışım özeti.

Educations : Terbiye. Öğrenim. Öğretim. Eğitimbilim.

Tutelage : Vesayet yetkisi. Himaye. Koruma. (özenli) öğretim. Vesayet altında olma. Vesayet. Vasilik.

Make : Zorlamak. Eylemek. Marka. Yapılış şekli. Biçim. Hazırlamak. Düzeltmek. Kazanç. Erişmek. Meydana getirmek.

Training : İdman. Oyuncuların ayaktopu oyununda gerekli olan kıvamı elde etmek ve korumak için gövdeleriyle ya da topla yaptıkları devinimler. Staj. Egzersiz. Vücudu yarışmanın gereklerine hazırlama. Talim. Hazırlık çalışması. Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi. Çalışma.

Education : İlkellerde çocukların ilerde yapacakları işleri, görevleri, davranış biçimleriyle ilgili olarak onların erginlik çağına girinceye dek aileleri, akrabaları ve toplumun yaşlı üyelerince geleneklere uygun biçimde eğitilmeleri, yetiştirilmeleri. Yetiştirme. Eğitimbilim. Terbiye. Eğitme. Öğretim. Toplumun genç üyelerinin varolan ekine yetişkin üyelerce bilinçli, amaçlı ve düzenli biçimde hazırlanması süreci. Eğitim ve öğretim. Pedagoji.

Educ synonyms : schooling, instructional, tutelages, etymologise, draw out, exercitation, create, educational, construe, derive, learning, instruction, etymologize, learnings, absorptions, finding out, evoke, learnedness, absorption, schoolmastering, see, pedagogics.