Extract türkçesi Extract nedir

  • Bir maddenin özünü çıkarma, özünü elde etme, ekstrakt.
  • Diş çekmek.
  • Sağlamak.
  • Öz, hülasa.
  • Çekmek.
  • Almak.
  • Seçerek almak.
  • Sıkıştırma, parçalama, çözme vb. yöntemlerle bulunduğu ortamdan ayrılan sıvı özdek.
  • Çekip çıkarmak.
  • Bir konuya ya da sayışıma ilişkin belirli bir gündeki sonuçları gösteren özet.
  • Çıkarmak.
  • Özüt.
  • Biyoloji, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Ayırıp çıkarmak (parça).
  • Ayıklayarak çıkarmak.
  • Özünü çıkarmak.
  • Sayışım özeti.
  • Seçip çıkartmak.
  • Aktarmak.
  • Herhangi bir organ ve dokunun mekanik olarak parçalanmasıyla (homojenizasyon) elde edilen yapı. ekstrakt.
  • Tatmak.
  • İhraç etmek.
  • Ekstrakt.

Extract ile ilgili cümleler

English: They used to extract teeth.
Turkish: Onlar diş çekerdi.

English: Your tooth must be extracted.
Turkish: Dişinizin çekilmesi gerekli.

English: Today we heard a story about biogas extraction.
Turkish: Bugün biyogaz çıkarma hakkında bir hikaye duyduk.

English: It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Turkish: Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.

English: What say you, Jale? For you are a young lady of deep reflection, I know, and read great books and make extracts.
Turkish: Jale için ne düşünüyorsun? Sen çok düşünen genç birisin, bunu biliyorum, ve sen özetlerini aktardığın büyük kitaplar okursun.

 

Extract ingilizcede ne demek, Extract nerede nasıl kullanılır?

Extract a root : Kökü alınan. Kökü bulunan (matematik).

Extract fan : Kirli havayı dışarı emen ya da temiz hava veren aygıt. Üfleç.

Extract instruction : Özetleme komutu. Özel çıkarma komutu. Özütleme komutu. Özet çıkarma komutu.

Extract of account : Ticari ilişkide bulunan kişi ya da kuruluşların belirli dönemlerde hazırladıkları karşılıklı borç ve alacaklarını gösteren belge. bankanın hesap veya kredi kartı sahibine gün, hafta, ay, yıl gibi belirli dönemler itibariyle kendiliğinden ya da hesap sahibinin istemi üzerine verdiği hesap hareketlerini gösteren belge. Hesap özeti. Dekont. Ekstre.

Extract of beef : Et suyu.

Extract of cadastral entry : Bayındırım belgesi. Bir kentin düzentasarındaki ve yapıdüzen yönetmeliğindeki ilkelere göre, bir kimsenin, iyesi olduğu yerbölüm üzerinde yapacağı yapının niteliklerine ilişkin tasarı düzenlemesine yardımcı olmak üzere, isteği üzerine, kendisine kent yönetimince verilen ve yapılacak yapının toprak üzerindeki konumu ile, komşu yerbölümlere uzaklıklarını gösteren belge.

Nitrogen free extract analysis : Azotsuz öz madde tayini. Toplam yüzde kuru maddeden yüzde ham protein, yüzde ham yağ, yüzde ham selüloz, yüzde ham kül toplamının çıkarılmasıyla elde edilen miktar.

Aloe vera extract : Çeşitli aloe familyası yapraklarından çıkartılan usarenin (öz), güneşte veya ısıtılarak yoğunlaştırılmasıyla elde edilen, yanık tedavisinde kullanılan bir madde, aloe vera ekstresi. Çöl zambağı ekstresi.

 

Ether extract analysis : Ham yağ tayini. Yem maddesinin geri soğutucu (sokselet ekstraksiyon cihazı) yardımıyla yağ çözücülerle özütlenmesi sonucu ortaya çıkan besin madde.

Bank extract : Banka hesap ekstresi.

İngilizce Extract Türkçe anlamı, Extract eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extract ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sample : Bir evrenden, ilgili ayrıtlarını yansıtmak üzere seçilmiş yeterli sayıdaki gözlem birimi. Herhangi bir evrenin, incelenmek üzere seçilen parçası. Mostra. Mallarını tanıtmak isteyen firmaların, malın niteliğini belirtmek, özelliklerini göstermek amacıyla, o maldan bedelsiz verdiği veya gönderdiği parça. Çeşit. Eşantiyon. Numune. Denemek. Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu. bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça. Malların tecimsel nitelikte olmayan örnekleri.

Bares : Gözle görülür hale getirmek. Açık. Açılmak. Açığa vurmak. Çıplak. Açmak. Soymak.

Absorbs : Sönümlemek. Özümsemek. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun). Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Kavramak. Kendine katmak. Absorbe etmek. Anlamak. Emmek. Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi).

Brought out : Yayınlamak. Belirtmek. Piyasaya yeni mal sürmek. -i açmak. Meydana çıkarmak. Yayımlamak. Belli etmek. Üzerinde durmak. Yapmak (yeni bir şeyi).

Change : Değiş tokuş etmek. Dönüşmek. Değişikliğe gitmek. Değişmek. Değiştirmek. Değişiklik. Çiftlerde başlama atışı yapan oyuncunun bundan sonra karşıdakilerin yapacağı 5 atışı karşılayacak olan takım arkadaşı ile yer değiştirmesi. Bozdurmak. Bozmak. Takas etmek.

Extracted : İtiraf ettirilmiş. Çekilmiş. Söyletilmiş.

Export : Dışarıya yollamak. Götürmek. Dışarıya mal göndermek. Dışsatım. Dışarıya vermek. Yurtdışına satmak. İhraç malı. İhracat. İhracat yapmak.

Pull : Kısa sandal gezintisi. Koparmak. Nüfuz. Gelmek. Asılmak. Yolmak. Kalkmak (araba). Nefes çekmek. Torpil.

Acquire : Kazanmak. Sonradan kazanmak. Yakalamak. Ele geçirmek. Elde etmek. Sahip olmak. İktisap etmek. Edinmek.

Dismiss : Affetmek. İşten çıkarmak. Reddetmek (dava). Yol vermek. İş sözleşmesinin işveren tarafından fesh edilerek işçinin işine son verilmesi. Savmak. Görevden almak. Göndermek. Kovmak. Azletmek.

Extract synonyms : black catechu, bovril, know, attorn, experiences, accite, beef tea, carried, dismisses, assuring, draw, issue, acquires, degust, accept, withdraw, cater for, bared, die, attract, drawing off, admit, take, take away, exporting, blanker, extrudes, distils, assumes, lift out, bring out, acceptant, take out.

Extract ingilizce tanımı, definition of Extract

Extract kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That which is extracted or drawn out. To pull out. To remove forcibly from a fixed position, as by traction or suction, etc. To draw out or forth. As, to extract a tooth from its socket, a stump from the earth, a splinter from the finger.