Terbiye nedir, Terbiye ne demek

Terbiye; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Terbiye" ile ilgili cümleler

  • "Davudi sesi, şetareti, terbiyesi kendisini hem kadınlara hem erkeklere sevdirmişti." - A. H. Müftüoğlu
  • "Sessiz sinema filminde bir yabani atın terbiye sahnesi gösteriliyordu." - F. R. Atay
  • "Hepsi de karşılıklı bir iyilik ve bir terbiyeden istifade etmekteydiler." - A. Ş. Hisar

Yerel Türkçe anlamı:

At arabasında dizgin.

Dizgin.

Hukuki terim anlamı:

eğitim.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Dizgin. (*Senirkent -Isparta; -Amasya; Yenikent *Aksaray -Niğde)

Terbiye hakkında bilgiler

Terbiye, (İngilizce: sauce) insanlar için bir besin kaynağı olan ete lezzet vermek için yapılmış olan işleme denir. Diğer adı "Marina" olarak geçer. Terbiye etmek için et sos içinde tutulmalıdır. Çeşitli baharat ve soslarla yoğurulup bir süre bekletilir. Daha sonra pişirilip, servis edilir.Yani "sosun et üzerindeki işlevidir" olarak nitelendirilebilir.

Terbiye ile ilgili Cümleler

  • Ali oldukça terbiyeli.
  • Terbiyesizliğine katlanmamı bekleme.
  • Terbiyeli olmanı istiyorum.
  • O, çocuklarını nasıl terbiye ediyor?
  • Sonuçta biri Tom'a terbiyeli davranması gerektiğini söylemek zorunda kalacak.
  • Gerçekten Tom'un terbiyeli davranmasını diliyorum.
  • Jaleam terbiyelidir.
  • Sen terbiyesizce sözümü kestiğinde ben bir şey söylemeye çalışıyordum.
  • Sen çocuklarını nasıl terbiye ediyorsun?
  • Terbiyeli olacağım.
 

Terbiye kısaca anlamı, tanımı:

Baharat : Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar.

Terbiye almak : Belli bir eğitimle, görgüyle yetişmek.

Terbiye etmek : Et vb. maddeleri yumuşaması için belirli şeylerin içinde bir süre bekletmek. tabaklamak. çorba vb. yemeklere yoğunlaşması ve daha çok lezzetli duruma gelmesi için süt, yumurta vb. katmak. eğitmek.

Terbiyesini bozmak : Terbiyesizlik etmek.

Terbiyesini vermek : Sert sözlerle terbiyesizliğini kendisine anlatmak.

Beden terbiyesi : Beden eğitimi.

Terbi : Dörtleme. Dördün.

Terbiyeci : Eğitimci.

Terbiyeleme : Terbiyelemek işi.

Terbiyelemek : Eğitmek. Çeşitli katkı maddeleriyle yemeği lezzetli duruma getirmek.

Terbiyeli : Topluluk kurallarına uygun olarak davranan, müeddep. Terbiye işlemi yapılmış (yemek).

Terbiyeli çorba : Çeşitli katkı maddeleriyle lezzetli hâle getirilen çorba.

 

Terbiyeli köfte : Kıyma, ekmek içi, soğan, maydanoz ve baharat karışımının unlandıktan sonra kaynamakta olan su ve tuz içinde pişirilmesi ve limon suyu ile yumurtanın çırpılarak azar azar üzerine dökülmesiyle yapılmış olan bir köfte türü. Çeşitli katkı maddeleriyle lezzetli hâle getirilen köfte.

Terbiyeli maymun gibi : Çok saygılı, çekingen, itaatkâr.

Terbiyelilik : Terbiyeli olma durumu.

Terbiyesiz : Topluluk kurallarına aykırı davranan. Terbiyesi olmayan.

Terbiyesizce : (terbiyesi'zce) Terbiyesiz bir biçimde, saygısızca, terbiyesizcesine. Terbiyesiz.

Terbiyesizcesine : Terbiyesizce.

Terbiyesizleşme : Terbiyesizleşmek işi.

Terbiyesizleşmek : Terbiyesizce davranışlarda bulunmak, edepsizleşmek.

Terbiyesizlik : Terbiyesiz olma durumu. Terbiyesizce davranış.

Terbiyevi : Eğitimsel.

Eğitim : Eğitim bilimi. Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye.

Görgü : Görmüş olma durumu. Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye. Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim.

Yemek : Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Kandırmak. Başkasının parasını harcamak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Isırmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Birine alacağını vermemek, ödememek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Yasal yoldan cezalandırılmak.

Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

Koyulaştırma : İyi bir görüntü veremeyecek kadar zayıf olan bir film parçasının kimyasal işlemlerle güçlendirilmesi işi. Koyulaştırmak işi.

Pişirme : Pişirmek işi.

Salça : Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi. Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

Hayvanı : Hayvanca. Hayvansal.

Alıştırma : Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Alıştırmak işi.

Araba : Bu taşıtın aldığı miktarda olan. Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı.

Terbiyebaşlığı : Dizginin başlık kısmı. (-Amasya)

Terbiyeden tezikmek : Yolunu şaşırmak, terbiyesizlik yapmak.

Terbiyegözlüğü : Koşulu bir durumda olan atların, yanlarını görerek ürkmelerini önlemek amacıyla, başlığın gözlük bölümündeki dört köşe ya da yuvarlak meşin parçaları. (-Amasya)

Terbiyekolu : Yular. (Yenikent *Aksaray -Niğde)

Terbiyesizlik etmek : toplum kurallarına, görgü kurallarına aykırı davranışta bulunmak. İlgili cümle: "“Acaba ben bilmeyerek bir terbiyesizlik ettim de ona mı içerledi?”" A. Gündüz.

Diğer dillerde Terbiye anlamı nedir?

İngilizce'de Terbiye ne demek? : [Avgolemono] n. manners, dressage, politeness, education, schooling, sauce, seasoning, breeding, cultivation, decency, dressing, nurture

Fransızca'da Terbiye : éducation [la]

Almanca'da Terbiye : n. Bändigung, Bildung, Gesittung

Rusça'da Terbiye : n. укрощение (N), воспитание (N), приличие (N), подготовка (F), культивирование (N), выездка (F), дрессировка (F), вожжа: вожжи (PL)

adj. воспитательный