Decency türkçesi Decency nedir

Decency ile ilgili cümleler

English: Tom didn't even have the decency to apologize.
Turkish: Tom'un bile özür dileme nezaketi yoktu.

English: Tom didn't even have the decency to say it was his fault.
Turkish: Tom'un onun kendi hatası olduğunu söyleyecek nezaketi bile yoktu.

English: Ali didn't have the decency to admit that he was wrong.
Turkish: Ali hatalı olduğunu kabul edecek nezakete sahip değildi.

English: For all his faults, Moustapha had a fundamental sense of decency.
Turkish: Tüm kusurlarına rağmen, Mustafa temel ahlak anlayışına sahipti.

Decency ingilizcede ne demek, Decency nerede nasıl kullanılır?

An outrage upon decency : Irza tecavüz. Tecavüz.

Contrary signst to public decency : Kamunun töre anlayışına ve geleneğine aykırı olan imler. Töredışı imler.

Elementary decency : Temel davranma biçimleri. Temel anlayışlılık. Adabımuaşeret. Temel terbiye. Edep.

With decency : Terbiyeli bir şekilde. Edepli bir şekilde. Adaletli bir şekilde. Ahlaklı bir şekilde.

Indecency : Yersizlik. Hayasızlık. Açık saçıklık. Gereksizlik. Uygunsuzluk. Ahlaksızlık.

Decennials : Her on yılda bir olan. Onuncu yıldönümü. On yılda bir olan. On yıllık süreye ait. Onuncu yıllık dönem.

Decennially : Her on yılda bir gerçekleşerek. On yılda bir. On yıllık sürede.

 

Decencies : İncelik. Uygunluk. Edep. Namus. Ilım. Ilımlılık. İtidal. Ahlaklılık. Nezaket. Terbiye.

Decenniad : Onuncu yıldönümü. On yıllık dönem. On yılda bir olan bir şey.

Indecencies : Uygunsuzluk. Gereksizlik. Ahlaksızlık. Yersizlik. Açık saçıklık.

İngilizce Decency Türkçe anlamı, Decency eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Decency ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Courtesy : İltifat. Hürmet. Dizleri bükerek yapılan selamlama hareketi. Sarayda görgü kuralları. Teveccüh. Kadınlara özgü dizleri bükerek öne doğru eğilip selam verme hareketi. Kibarlık. Nezaket. Nezaketen parasız verilen şey.

Daintiness : Lezzet. Zarafet. Nezaket. Titizlik.

Courtesies : Hürmet. Kadınlara özgü dizleri bükerek öne doğru eğilip selam verme hareketi. Nezaketen parasız verilen şey. Sarayda görgü kuralları. Teveccüh. İltifat. Kibarlık. Nezaket. Dizleri bükerek yapılan selamlama hareketi.

Properness : Münasiplik. Yakışık alma. Uygun olma. Uygunluk. Münasip olma.

Cultivation : Yetiştirme. Geliştirme. Tarım. İşleme. Ziraat. Görgü. Kültür. Belirli bir amaç için yetiştirmek. Toprağı işleme. Yetiştiricilik.

Chivalry : Şövalyelik örgütü. Mertlik. Şövalyeler. Şovalye. Kibarlık. Yiğitlik. Şövalyelik. Cesaret. Yüreklilik.

Reputability : Saygıdeğerlik. Saygınlık.

Chivalries : Kibarlık. Kahramanlık. Cömertlik. Mertlik. Yüreklilik. Şövalyelik örgütü. Şövalyelik. Şovalye. Cesaret.

Culture : Bireyin üyesi olduğu toplumdan öğrendiği bilgi, gelenek, görenek, davranış, yasa, sanat, uygulayım, zanaat gibi özdeksel ve tinsel ürünlerden oluşan bütün. bk. kültür kalıtı, kültür alanı, altkültür, çevresel kültür, uygarlık, krş. halk kültürü, halkbilim. Ekim. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Üretme. Bir toplumu ya da halkı duyuş, düşünüş, yaşayış bakımından öbürlerinden ayıran ve gerek özdeksel gerek tinsel alanlarda oluşturulan ürünlerin tümü. bir topluma ya da bir halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat yapıtlarının tümü. usavurma, beğeni ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Bakteri kültürü. Yetiştirme. Hücrelerin, dokuların ya da mikroorganizmaların, laboratuvarlarda besi yerinde yetiştirilmesi. Laboratuvar ortamında mikroorganizmaların uygun besi yerlerinde çoğaltılması işlemi. uygun ortamda çoğaltılmış hücreler. mikrobiyolojide tek bir bakteriden çoğaltılmış bakteri popülasyonu. Tarihsel toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün özdeksel ve tinsel değerler ile bunları yaratmada, kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü.

 

Accuracies : Titizlik. Tamlık. Hassasiyet. Dikkat. Doğruluk. Kesinlik. Ayar. Yanlış yapmamaya özen gösterme.

Decency synonyms : bon ton, attentiveness, equinoxe, bristlier, dressing, courtliness, equanimity, bringing up, civilities, cultivations, decencies, modestness, civility, moderations, accuracy, golden mean, moderation, modesty, correctitude, bristly, the golden mean, comity, bristliest, breeding, equinox, dressage, dressages, respectability, courteousness, breedings, propriety.

Decency zıt anlamlı kelimeler, Decency kelime anlamı

Disreputability : İtibarsızlık. Kötü şöhret. Onursuzluk. Adı kirlenme. Adı çıkma.

Indecency : Açık saçıklık. Yersizlik. Gereksizlik. Hayasızlık. Uygunsuzluk. Ahlaksızlık.

Impropriety : Uygunsuzluk. Ahlaksızlık. Yolsuzluk. Yanlışlık. Yersizlik. Yakışıksızlık. Yanlış kullanma. Hata. Terbiyesizlik. İrtikap.

Decency antonyms : unrespectability, immodesty, improperness.

Decency ingilizce tanımı, definition of Decency

Decency kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The quality or state of being decent, suitable, or becoming, in words or behavior. Propriety of form in social intercourse, in actions, or in discourse. Modesty. Becoming ceremony. Hence, freedom from obscenity or indecorum. Proper formality. Seemliness.